Propaganda konusunda birbirinden farklı nitelikte pek çok
tanım bulunmaktadır. Lasswell,
propagandayı, “anlamlı semboller ve sosyal iletişimin tüm biçimleriyle
düşüncenin denetim altına alınması ve insan eylemini etkileme tekniği” (Aktaran
Özkan, 2004: 191) olarak tanımlamaktadır. Bir başka tanıma göre propaganda,
“propagandacının amaçlarının gerçekleştirilmesi niyetiyle, hedef kitlelerin
algılarının şekillendirilmesi, bilgilerinin yönlendirilmesi ve davranışlarının
yönetilmesi sonucunu doğuracak motivasyonlar oluşturacak şekilde girişilen,
maksatlı ve sistematik çabalar” (Oktay, 2002: 91) anlamında kullanılmaktadır.
En genel ifadesiyle propaganda, kitleleri belirli bir görüş doğrultusunda
eyleme geçirmek amacıyla gerçekleştirilen sistemli faaliyetler bütünüdür.
Propagandanın insanı
eyleme geçirme tekniği olması açısından, siyasal reklâmcılıkla ortak amaçları
olduğunu görmek, insanı kolayca iki kavramın aynı anlama geldiği yanılgısına
düşürebilmektedir. Hatta reklâmcılığın bir propaganda biçimi olduğunu ve
siyasal reklâmcılık teriminin modern propaganda yöntemlerini ifade etmek için
kullanılan bir terim olduğunu öne süren görüşler bulunmaktadır. “Lambert,
reklâmcıların basının gelişmesi ve ticaretin genişlemesi sonucunda
ilerlediğini, propagandacıların bugün özellikle başta siyaset olmak üzere
kullandıkları yöntemlerin çoğunun ticari reklâmcılık alanından aktarıldığını
söylemektedir” (Çankaya, 1994: 37). Propaganda ve reklâmın evrimlerinin
birbirine paralel olduğunu belirten Domenach’e göre ise propaganda daha çok
reklâmın buluşlarından ve başarılarından yararlanmış ve halkın hoşuna
gideceğini umduğu biçemi kopya etmiştir (Domenach, 1995: 24).
Siyasal reklâmcılık ve
propagandanın kullandığı yöntemler birbirine benzemesine karşın aralarında
önemli farklılıklar bulunmaktadır. “Propaganda da tek tek bireylerden çok
grupların kendisi hedef alınmakta ve fikirlerini doğrudan değiştirmeye yönelik
bir süreç izlenmektedir. Siyasal reklâmcılıkta ise daha çok bireye
seslenilerek, çeşitli psikolojik, fizyolojik ve bilinçaltı faktörlerin etkisi
ile kişinin ‘kendi fikriymişçesine bir zihni süreçten geçerek karar almasını, özellikle
oy verme’ kararını almasını sağlamaya özen gösterilmektedir. Bir başka ifade
ile propaganda dışsal bir dayatma, bir güdüleme faaliyetidir. Siyasal
reklâmcılık ise daha çok içsel bir ikna metoduna dayanır” (Erdil ve Pirtini,
1994: 77).
Siyasal reklâmcılık ve
propagandanın farkları üzerinde duran Seguela ise, propagandanın sürekli bir
etkinlik olmasına karşın, siyasal reklâmcılığın belirli sürede başlayıp bitmesi
gereken özelliğine dikkat çekmektedir. Seguela’ya göre, “siyasal reklâmcılığı,
propagandanın sakıncalarından korumanın tek yolu da kampanya süresinden
geçmektedir. Tek çözüm, kampanya sürelerinin bir ya da iki ayı geçmeyecek
periyotlarla sınırlanmasıdır” (Aktaran Çankaya, 1994: 263).
Görüldüğü gibi, çoğu
zaman birbiriyle karıştırılan siyasal reklâmcılık ve propaganda arasında önemli
farklılıklar bulunmaktadır. Bu ayırımlar arısında en belirleyici olanlardan
biri de siyasal reklâmcılıktan farklı olarak propaganda da, belirli bir görüş
veya düşünce doğrultusunda kişileri etkilemek amacıyla zaman zaman abartma ve
çarpıtma yöntemlerine başvurulabilmesidir.
www.tasam.org
www.tasam.org
0 yorum: