Yeni medya
krizlerin hızını, etkisini arttırdı ve kaynağını değiştirdi. Zaman baskısı inanılmaz
boyutlarda. Bir hikaye, bir dedikodu ya da bir bilgi kırıntısı, herhangi bir
insanın “gönder” butonuna basmasıyla bir gerçeklik halini alabilmektedir
(Bridgeman, 2008).
Kriz kaynakları
tüm bilgi sağlayıcıların internet sayfaları, Twitter, Facebook ve bloglar gibi
sosyal medya araçları haline gelmiştir. Başarılı kriz iletişim planları
hazırlanırken iletişim etkinlikleri hala halk buluşmaları, basın raporları,
basın toplantıları, iç iletişim eğitimleri gibi geleneksel yöntemlerden
bahsediyor olsa da bunların birçoğu artık çevrimiçi ortamlarda da
gerçekleştirilmektedir. Geleneksel ortamlardan yeni ortamlara geçiş te iletişim
biçimleri de değişmiştir ve hedef kitlelerine en hızlı ve doğru şekilde ulaşmak
isteyen iletişimcilerin bu araçları en etkin biçimde kullanması gerekmektedir.
Web 1.0
internette yayınlanmış olan bilgilerin pasif bir şekilde alınması demektir.
Çünkü web 1.0 web sunucuları tarafından oluşturulan bilgilerin kullanıcılar
tarafından pasif olarak paylaşılmasına, program ve dosya indirilmesine olanak
veriyordu. İnsan etkileşimi yoktu.
Kurum ve
kuruluşlar kendi internet siteleri üzerinden hedef kitleleri ve paydaşlarıyla
iletişime geçiyorlardı. Site içeriği tamamen kurumsal iletişim uzmanının
elindeydi. Web 1.0’da web sitelerinde etkileşim kullanıcının sadece sayfalar
arasındaki bağlantılar aracılığıyla gezinmesiyle sınırlıdır. Kullanıcının
sitedeki içeriğe katkıda bulunma hakkı yoktur. Yani, kullanıcının pasif bir
rolü vardır ve kullanıcı tümdengelim yaklaşımıyla bir bütün halinde sunulan
bilgileri okuyabilen bir tüketici rolündedir (Horzum, 2007:104)
Web 2.0
O'Reilly Media tarafından 2004'de kullanılmaya başlayan bir sözcüktür ve ikinci
nesil internet hizmetlerini, toplumsal iletişim sitelerini, internet
kullanıcılarının ortaklaşa ve paylaşarak yarattığı sistemi tanımlar
(Wikipedia.org). İnternet programlarını son kullanıcıların hizmetine,
kullanıcıların bir bilgiyi ya da deneyimi paylaşıp tekrar kullanmasına olanak
sağlar . Web 2.0, web’de insan etkileşimi olarak nitelendirilebilir.
İnternet
kullanıcılarına sunulan içeriğin kullanıcılar tarafından oluşturulmasına ve bu
içeriklerin başkaları ile paylaşılabilmesine olanak sağlar. Web 2.0
uygulamalarının temel amacı, kullanıcıların teknik sorunlarla yüzleşmeden
içerik geliştirmesini ve paylaşmasını sağlamaktır. Bu uygulamalar aynı zamanda
kullanıcıların internet’in işbirliği ve sosyal etkileşim olanaklarından
faydalanmasını da olanaklı kılar. Bu nedenle Web 2.0 için “sosyal devrim”
diyenler de vardır (Downes, 2005; Ebner, Holzinger ve Maurer, 2007). Benzer
şekilde Web 2.0 araçlarına “sosyal yazılımlar” ya da “sosyal medya” da
denilmektedir.
Facebook,
Twitter, Flickr, Youtube, vb. gibi sitelerin Web 2.0’a örnek olarak gösterilen
ilk uygulamalar olduğu gözönüne alındığında bu yakıştırmanın nereden
kaynaklandığı da açıkça görülebilmektedir (Yıldırım ve Akıllı, 2012).Kriz
İletişiminde Yeni Medya Web 3.0, kullanıcıların internet üzerinde yaptıkları
aramalardan ve paylaşımlardan anlam çıkarıp kullanıcının neler yapmak
isteyeceğini tahmin etme ve ona göre veri üretme özelliği diyebiliriz.
Bilgisayarlar arasındaki ya da arama motorları arasındaki iletişimi ifade
etmektedir Web 3.0, kullanıcı tarafından sağlanan içeriğin arama motorları
tarafından anlamlandırılması, kullanıcının istediği bilgiye ve sağladığı
ipuçlarına göre bilginin yorumlanıp kullanıcının özel ihtiyaçlarına uygun
şekilde yeniden sunulmasıdır (Hendler, 2010:77). Kullanıcıların kendilerine ait
içeriklere mekân, zaman kısıtlaması olmadan akıllı telefonlar, tablet bilgisayarlar,
akıllı televizyonlar, oyun konsolları, vb. erişim araçlarıyla ulaşabilmesi
anlamına gelmektedir. Web 3.0 geleceği ifade eder, web 2.0’da bu günün yeni
medya tanımı için kullanılmaktadır. İnternet web 3.0 hatta web 4.0 yönünde
ilerlerken bu bölümde tanımlandırılan ve kriz dönemlerinde iletişim ortamı
olarak dikkate alınması gereken yeni medya ortamı web 2.0’dır.
Bir medyanın
yeni olarak tanımlanabilmesi için eskiye göre farklı birçok özelliği bünyesinde
barındırması ve kullanıcılara sunması gerekir. Kullanılmasının kolaylığı ve
sunduğu içeriğin zenginliği bakımından yeni medya, geleneksel medyadan farklı
farklı bir çok özelliğe sahiptir. Bunlar:
1. Elde Edilen
Enformasyon Miktarında Artış: Yeni medya,
halkın veya ortalama insanların elde edebildiği enformasyon ve bilgi miktarında
önemli bir artış sağlamaktadır.
2. İletişim
Sürecinde Hızlanma: Yeni medya
haberin, bilginin ve enformasyonun çok hızlı bir şekilde yayılmasını
sağlamaktadır.
3. İletişim
Süreci Üzerinde Alıcı Kontrolü Artmıştır: Yeni medya hedef veya alıcıların iletişim süreci üzerinde kontrolünün
artmasına neden olmakta, alıcının da içerik üzerindeki denetimi arttığından,
iletişim süreci geleneksel medyaya kıyasla daha fazla
demokratikleşmektedir.
Sosyal medya terimi,
bloglar, wikiler, postcastler, mikro bloglar, formlar, sosyal yer imleri gibi
uygulamaları ve fotoğraf, video, müzik paylaşımı kavramlarını bir çatı altına
toplar (Safko ve Brake, 2009:6). Bunları kısaca tanımlamak gerekirse;
1.Sosyal Ağlar:
Kullanıcılara kişisel içerikleri ve iletilerini
paylaşmak, kendi web sitelerine sahip olmak için olanaklar sunan uygulamalara
sosyal ağ denilmektedir.
http://www.facebook.com,
http://www.myspace.com,
www.hyves.nl,
http://www.ning.com/
gibi ağlar buna örnektir.
Bir sosyal ağ
bireyler arasındaki ilişkiler haritasının basit bir yapısını oluşturmaktadır.
Bu ağ içerisinde grup hesapları açılmakta ve sosyal medyayı kullanan çoğu kişi
bu grupların bir parçası olmaktadır. Bu ağlar aile,arkadaş, işyeri, okul ve
hobiler gibi farklı gruplarca desteklemektedir (Lincoln, 2009:122).
2. Bloglar: Weblog kelimesinin kısaltılması olarak
kullanılmaktadır. Çevrimiçi günlük olarak web 2.0’ın en çok bilinen ve en hızlı
büyüyen kategorisini ifade eder. Bloglar, sıklıkla Podcastlarla taşınabilir
aygıtlara indirilebilen ya da dinlenebilen dijital ses ve video ile
birleştirilebilir.
Örnekleri:
http://www.huffingtonpost.com’
dur.
Bloglar
sıklıkla, metni, resimleri, diğer blogları, web sayfalarını ve konularına
ilişkin diğer medyayı bir araya getirmektedir. En bilenen mikroblog twiter’dır
(Yu, 2007:482). Blog yazarları açık ve şeffaf bir biçimde, herhangi bir menfaat
olmadan, tamamen yaşadıkları ya da tanıklık ettikleri ve kişiye özel
deneyimlerini paylaşmaları sebebiyle birçok insan için bu deneyimlere önem
vermekte ve değerlendirmektedir.
3. İşbirlikçi
Siteler: Belirli içerik türlerinin
düzenlendiği ve paylaşıldığı web siteleridir. Aşağıdaki siteler örnek olarak
gösterilebilir:
- Ekleme yapılabilen ansiklopediler:
- www.wikipedia.org,
- http://en.citizendium.org/wiki/Main_Page.
- Video paylaşım uygulamaları:
- http://video.google.com,
- www.youtube.com,
- http://etsylove.ning.com.
- Fotoğraf paylaşım uygulamaları:
- http://www.flickr.com.
- Sosyal işaretleme uygulamaları:
- www.digg.com, http://del.icio.us.
4-Forum/ilan
Panoları: Genellikle özel ilgiler
çerçevesinde bilgi ve fikir değişimi için oluşturulan sitelerdir.
www.epinions.com,
www.personaldemocracy.com,
http://www.python.org
vb.
5- İçerik
Toplayıcılar: Kullanıcılara
ulaşmayı istedikleri web içeriğini tümüyle düzenlemeye imkân veren
uygulamalardır. Bu siteler “gerçek zamanlı” ya da Rich Site Summary/RSS olarak
bilinen tekniği kullanmaktadır.
http://uk.my.yahoo.com/,
http://www.
google.com/ig,
http://www.netvibes.com/
bazı örnekleridir.
İşbirliğini
destekleyen sosyal ağlar, intranetleri ve kurumsal dizinleri (rehberleri) değiştirmekte
ve e-posta sohbet kanallarının değerini arttırmaktadır.
Yeni medya’nın
sahip olduğu özellikler şunlardır:
1.Katılım
Sosyal medya,
ilgili olan herkesin katılımını sağlamayı ve geri bildirim almayı
destekler.
2.Açıklık
Sosyal medya
hizmetlerinin çoğu, geri bildirim ve katılımın yolunu açmaktadır. Oy
kullanmayı, yorumları ve bilgi paylaşımını olanaklı kılar.
3-Dialog
Sosyal medya,
radyo-TV yayını ile izleyiciye ulaşma ve yaymanın ötesinde, çift yönlü bir
dialog süreci olarak görülmektedir.
4-Topluluk
Sosyal medya,
toplulukların kendi aralarında hızlı ve etkili bir ileti akışı
gerçekleştirmesini sağlar. Topluluklar kendi aralarında, fotoğraf, siyasi konu
veya beğendikleri TV gösterileri gibi ort ak ilgi alanlarını paylaşmaktadır.
5-Bağlantılı
Olma
Bağlantılarının
üzerinde güçlenerek büyüyen sosyal medya türlerinin çoğu, bu bağları başka
alanlar, kaynaklar ve birliktelikler için kullanmaktadır (Water vd.,
2009:106).
Yeni medya öncesinde,
krizler en fazla geleneksel medya aracılığı ile kamuoyuna ulaşıyor ve
etkilerini bu ölçüde büyütebiliyorlardı. İletişim teknolojilerinin gün geçtikçe
kolaylaşması ve kullanımının da artması, toplumsal duyarlılıklarla ilgili
konuların süratle yayılmasını sağlamaktadır (Kadıbeşegil, 2006). Son yıllarda
internet kullanımının dünya geneline hızla yaygınlaşması sonucu, dünyanın
herhangi bir ülkesinde meydana gelen bir krizin çok hızlı bir şekilde her yere
ve herkese ulaşabilmesini mümkün kılmaktadır (Okay ve Okay, 2007:345). Yeni
şartlar altında, kurumlar için etkin bir kriz iletişimi yönetimi bir zorunluluk
halini almıştır.
Günümüzde,
birçok kurum ve kuruluş kurumsal itibar, kurum imajı ve marka değerlerini
oldukça büyük yatırımlarla desteklemektedirler. Öte yandan, bu yatırımların
korunması adına kritik bir değere sahip olan kriz iletişimine gerekli önemi
vermemektedirler. Oysa ki, bugün sosyal medya getirdiği hız ve etkileşim ile
krizin boyutlarını oldukça genişleterek daha da içinden çıkılmaz bir boyuta
taşıyabilmektedir ki; bu gün çok sayı da sosyal medyada patlak veren ve
etkilerinin azaltılması oldukça uzun süren krizlere şahit olmaktayız. Sosyal
medyaya yansıyan ya da orada doğan krizlerin en önemli tehlikesi ani ve çok
hızlı olmalarıdır; bunun nedeni, içeriğin kontrolsüzce üretilmesi ve yine
kontrolsüzce dağıtılabilinmesidir.
Kriz sözcüğü
içinden çıkılması zor durum, birdenbire meydana gelen kötüye gidiş ve tehlikeli
an gibi anlamlara gelmektedir. Krizler, gelişimine göre kurumun varlığını tehdit
edebilir, kimi mekanizmalarını da etkisiz hale getirebilirler. Bazı tanımlar da
krizleri hem tehdit hem de fırsat olarak görmektedir. Nitekim, Çince’de kriz,
“weixian (tehlike)” ve “jihui (fırsat)” kelimelerinden meydana gelerek “wei-ji”
denmektedir (Okay ve Okay, 2007:73). Krizler, tıpkı bu kelimeden tahmin de
edilebileceği gibi kimi kurumlar için bir felaket kimileri içinse gerçek bir
büyüme getirecek bir fırsat olabilir.
Kimi kurumlar,
kriz dönemlerinde kriz iletişimlerini sadece geleneksel medya aracılığıyla
gerçekleştirmektedir. Bu da kurumların tüm paydaş gruplarına ulaşmasını
engellemektedir. Fakat kriz dönemi iletişimi geleneksel medyadan ibaret
kalamaz. Çünkü, sadece bir paydaş grubu ile meydana gelebilecek bir kriz,
birçok paydaşın da algısında farklılık yaratabilir.
YENİ MEDYADA
KRİZ ÖRNEKLERİ
Artık dünyada
çevrimiçi kullanıcı sayısı milyarları bulurken, Türkiye’de de milyonları
bulması hızlı olmuştur. Bu kadar kullanıcı varken binlerce marka ve kurumun
internet ortamında konuşulması ve paylaşılması içten bile değildir. Bu paylaşım
ve konuşmalar, zaman zaman kurumları krizlere sürükleyebilecek içeriklerle
gündeme gelebilmektedir. Krizler, sosyal medya üzerinden kurumlara iki yolla
ulaşabilirler:
- Kullanıcılar çevrimiçi üreterek bu içerikleri çevrimiçi ortamlarda paylaşabilirler (Danone elektronik posta krizi)
- Kullanıcıların çevrimdışı ürettikleri içerikler çevrimiçi ortamlarda paylaşılabilir. (Domino’s Pizza çalışanlarının Youtube’a yükledikleri videolar)
Örnek Olay:
2005 Londra Bombalı Saldırı
Londra’da 2005
yılı, 7 Temmuz’da “vatandaş gazeteciliği”, “kullanıcı tarafından yaratılan/
kullanıcı güdümlü içerik” isimleri ile literatürde yer alan kavramlara örnek
olabilecek bir olay gerçekleşti. O gün, metro trenlerine ve bir otobüse yönelen
terör saldırıları gerçekleştirildi ve bu olaylar Londra’da ciddi bir kriz
yarattı. Doğal afetler, çevre kirliliği gibi savaş, katliam ve terörizm de
krizdir. Etki güçleri ve alanları göz önüne alındığında kitle iletişim araçları
da önemli bir kriz tetikleyici araç haline gelebilirler. Bu vakada kullanıcılar
tarafından oluşturulan içeriğin olan bitenleri tüm gerçekliği ile nasıl da
ortaya koyduğunu görüyoruz.
İngiltere’deki
medya kuruluşlarının en büyüklerinden BBC, 7 Temmuz’da Londra’daki bombalı
saldırılar hakkında 22 bin elektronik posta aldıklarını açıklamıştır (BBC
Turkish, 2006).
Olaydan hemen
sonra 50 tane ve saldırılarla ilgili 300 civarında fotoğraf ve çok sayıda küçük
video kaydı yollanmıştır. Bombalı saldırılar olduğundan, patlamalarla aşağı
inilemediği için teknik olarak habercilerin yerin altına inip bilgi ve görüntü
almaları mümkün olamamıştır. Haberciler yer altına ulaşamasalar da vatandaşlar,
kameralı cep telefonları ile çektikleri videoları hem kısa bir zaman içerisinde
hem de daha önce haberlerde yansıtılmasına alıştığımız bir tarzdan çok daha
farklı bir tarzda medyaya ulaştırmışlardır.
Yolcuların
kendi elleri ile çektikleri fotoğraf ve videolar sadece medyaya ulaştırılmakla
kalınmadı sosyal ortamlara da yüklendi. Böylece, kamuoyu metro şirketinin
söylediği gibi patlamaların “teknik bir arızadan ötürü” değil de terörist
saldırılar olduğu bilgisini açık bir şekilde almış oldu.
Örnek Olay:
Kryptonite Kilitlerin Bic Markalı Kalemle Açılabilmesi
Kimi krizler de
çevrimiçi topluluklar sebebiyle ortaya çıkabilirler. Başka durumlarda, kurumsal
sırlar çevrimiçi topluluklar tarafından internette yayılabilirler. Çevrimiçi
topluluklar, sır tutmakta çok iyi olmayabilirler, kimi durumlarda da
gruplardaki üyeler çevrimiçi ortamlardan aldıkları güç ile kurumlar için
problem olabilecek durumlar yaratabilirler.
Bu durumlardan
birine örnek olabilecek bir olay, dünyanın önde gelen bisiklet kilidi
üreticilerinden Kryptonite, bir blogcunun kendi sayfasına eklemiş olduğu “Bir
BIC kalemle nasıl Kryptonite kilidi açılır?” videosu ile milyonlarca dolarlık
yeni yatırım yaptıkları ürünün ölü yatırım haline gelmesine neden olmuştur.
Yüklenen bu video çok hızlı bir şekilde web ortamında yayılmış ve bu durum
kurumun güvenlik amacıyla ürettiği kilitlere fazladan 10 milyon dolarlık yeni
bir kilit sistemi geliştirilmesine neden olmuştur.
Örnek Olay:
Domino’s Pizza Sosyal Medya Krizi
Domino’s Pizza
48 saat içinde krize müdahale etmiştir. İlk olarak, CEO Patrick Doyle’un 2
dakikalık konuşması Youtube’a yüklenmiştir. Doyle, videoda kamuoyundan özür
dilemiştir, durumun ayrıntılarını ve kriz nedeniyle alınan önlemleri
paylaşmıştır. Bunun dışında, firmanın halkla ilişkiler uygulayıcıları ,
1. Müşterilerle
kriz dönemi içerisinde iletişim kurulabilmesi için twitter hesabı
açmışlardır.
2. Firmanın kendi
web sayfasında soruların cevaplandığı ve olayın açıklandığı özel bir link
eklenmiştir.
3. Tüm çalışanlara
ve bayilere durum açıklanmış ve iletişim için hepsi yüreklendirilmiştir.
4. Geleneksel
medya mensupları ve takipçileri yüksek blogculara ulaşılarak röportajlar
verilmiştir.
5. Haber
merkezlerine, sosyal ağ sitelerine elektronik basın bültenleri ulaştırılmış
sosyal medya için bültenler hazırlanarak paylaşılmıştır.
6. Firmanın
kurumsal facebook sayfasında krizle ilgili açıklamalarda bulunulmuş ve eklenen
sayısı arttırılmış ve aktif olarak kullanılmıştır.
www.atacanute.com
0 yorum: