Kurumsal İtibar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kurumsal İtibar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2017 Salı

Hizmet değerlendirmesi için en iyi şirketi seçmenin 5 kuralı

by karamanni  |  in müşteri at  11:15:00

Tamamlanmış herhangi bir sistem, bileşenlerine ayrılabilir, ve onun öğeleri de daha küçük parçalara ayrılabilir. Böyle bir yaklaşım, bireysel parçaların tüm mekanizmayı çalışmaya nasıl "zorlayabileceğini" tam olarak anlatmayı vaat eder. Hizmet de standartlardan, yönetmeliklerden ve tamamlayıcı parçalardan oluşan bir mekanizmadır. Sadece iyi bir hizmetin temel ilkelerini sağlamak değil, daha fazla değerlendirilmesi de önemlidir. Hizmet kalitesinin takip edilmesi, gelecekteki gelişmelerini önemli ölçüde etkiler. Hata yapmamak için, hizmet kalitesini değerlendirecek şirketi seçerken müşterinin sadece beş kuralı bilmesi gereklidir.

Gizli Alışverişin itibarını kim zayıflatıyor?

Basit bir örnek verelim: oldukça büyük bir müşterimiz vardı ve aniden bizi bıraktı. Sonra bir anda geri döndü. Hizmet kalitesini değerlendirecek bir şirket seçmek kolay değildir. Bu tür hizmetleri sunan birçok hizmet sağlayıcı, akla gelebilen ve gelemeyen tüm standartları ihlal etmektedir. Bundan dolayı müşterilerini kaybederler ve hizmet kalitesinin takibi ve değerlendirilmesine ilişkin tüm programın itibarını zayıflatırlar.
Bu global "dedikodu", herkese zarar verir; diğer uygun şirketlere (hizmet sağlayıcıları) ve normal değerlendirmeyi kabul etmeyen müşterilere de… Böylece, durumu iyileştirmek adına bir sonuca varılamaz.
Hizmeti değerlendirmenin birçok yolu vardır, ancak en popüler olanı Gizli Alışveriştir. Perakendecilerin yarısı ve büyük şirketler bu yöntemi kullanıyor.
Son zamanlarda, Net Destekçi Oranı da (NPS) eşit derecede değerli hale geliyor. Bu, müşterilerin satın alma ve davranışsal tatminine ilişkin bir ankettir. Trendler gösteriyor ki; şirketler giderek diğer tekniklerden vazgeçiyor (örn: odak grupları kullanarak yapılan kalitatif araştırma, müşteri kulüpleri ve Gizli Alışveriş). Bu durumda NPS, onlar için mükemmel bir araç gibi gözüküyor ve Gizli Alışveriş yönteminin artık çok da kullanılmayacağı anlaşılıyor. Burada anahtar kelime “gözüküyor"; çünkü aslında NPS, karmaşık araçlarda kullanıldığında kendini daha iyi ortaya koyar. Ayrılmakta olan müşterimizin deneyimine kafa yorduğumuzda, yeni standartlar oluşturmak, müşteri şirketlere ve bu hizmeti sağlayacak şirketlere Gizli Müşteri teknolojisini nasıl uygulayacaklarını öğretmek gerektiği açıkça görülüyor.

Gizli Alışveriş, insanlardan dolayı reddediliyor

Paradoksal olarak, şirketlerin Gizli Alışveriş tekniğini yürütmeyi reddetmesinin ana nedenlerinden biri, gizli müşterilerdir. İnsan faktörü ve düşük kaliteli veri, sonuçlara olan güvensizliğin ve yöntemi reddetmenin nedenidir. Gizli Alışveriş oldukça zor bir araçtır; yani uygulanması için zorlu standartlar ve yönetmelikler, yöntemin etkili olması için şarttır. Buna göre, uyulması gereken ilk 5 kuralı şöyle sıralayabiliriz:

1.     Misyon: Gizli müşteriler. Zor seçim
Hizmeti sağlayan şirket için, gizli müşterilerin elekten geçirilmesi zorunlu olmalıdır. Gizli müşteri, bir profesyonel değil, amatör bir kullanıcıdır. İyi gizli müşteriler, hizmete karşı aşırı duyarlı olan ve deneyimlerini paylaşmaya istekli olan kişilerdir. Bu kurala istisna olan ise, sadece bireysel alışveriş yapan kişilerdir. Örneğin; otelin çok fonksiyonlu hizmet biçimi, müşterinin bir uzman olabileceğini varsayar.

2.     Dönüşüm = anonimlik ve yeni bir görünüm
Değerlendirmeyi Gizli Alşverişin tüm standartlarına uygun olarak yapmak için, gizli müşterilerin sırayla denetim yapmaları gerekir. Gizli müşteri, her 3 - 6 ayda bir defadan fazla belirli projede  yer almamalıdır. Eğer zincire, bir günde binlerce ziyaretçi geliyorsa, gizli müşteri 3 ayda bir kere gelebilir ve eğer şubeye 3 müşteri civarında ziyaretçi geliyorsa, gizli müşteri bir yıl içinde bir daha ziyaret etmemelidir. Dönüşüm, tarafsızlığı, yeni görünümü ve tanınmamayı sağlar. İlkesiz şirketler - hizmet sağlayıcılar bazen aynı gizli müşterileri yakın zamanlı kullanır, ama daha fazla uzman da kullanır. Bu, şirketin standartlarına değil kendi kişisel görüşlerine dayanır.

3.     Hizmet için mücadele etmeli ve bunu hızlı yapmalısınız
Müşteriye hızlı bir geri bildirim vermek, gizli müşterinin işini kaliteli bir şekilde yaptığının  ve programın genel olarak kaliteli olduğunun göstergesidir. ABD'de, Batı Avrupa pazarlarında hizmet sağlayıcı şirketler, bilgi sağlamak için son teslim tarihi konusunda rekabet ederler. Gizli Alışveriş programını uygulayan şirketin, sonuçları hızlı bir şekilde ve profesyonel yazılım aracılığıyla alması önemlidir. Aynı zamanda, uygun bir biçimde, (örn: anketi okumak ve temel analitiği anlamak) depolanmaları da gereklidir.

4.     Önce dene, sonra güven
Birçok hizmet sağlayıcı şirket, her ankete bir dizi zorunlu artefaktları (ziyaret kanıtı: ses kaydı, fiş, fotoğraf) eklemenin bir standart olmamasının sıkıntısını çeker. Modern teknoloji koşullarında, bu tür artefaktlar küçük bir kasabada bile herhangi bir gizli müşteri tarafından uzun süredir toplanabiliyor. Tüm destekleyici belgeler, kontrolün önemli unsurlarıdır; çünkü insan faktörü söz konusudur ve hatalar olabilir. Bir hizmet sağlayıcı şirket seçerken, dikkatli olduğunuza emin olun. Bu tür artefaktlar sunmanın diğer bir avantajı, onları çalışanlara sunma ve programa olan güvenlerini artırma fırsatı sağlamasıdır.

5.     Bir karede kontrol
Gizli Müşteri program kalitesinin önemli bir bileşeni, gizli müşteriler tarafından sağlanan bilgileri, uzmanların doğrulamasıdır. Süreç, doğrulama (düzeltme okuması) olarak adlandırılır. Onaylama yapılırken bazı anketler hatalı doldurulabilir. Deneyimlerimiz (dünyanın en büyük ajanslarından biri olarak), bu hata yüzdesinin 1'den 6-7'lere geldiğini göstermektedir. Bir veya iki kez doğrulama, ajansların çalışmalarında vazgeçilmez bir ilkedir. Müşteri, bu sürecin potansiyel şirkette bulunup bulunmadığına dikkat etmelidir. Bu, müşteri olan şirketi (personele kadar ulaşabilen ve programın güvenilirliğini zayıflatan) beklenmedik ve hoş olmayan sürprizlerden, hatta kusurlu anketlerden kurtarır.

Hizmet kalitesi: geliştirmek için atılacak adımlar

Gizli Alışveriş programının zorunlu standartlarını oluşturmak çok önemlidir. Tam da bu şartlar altında; program, düzenli takip için vazgeçilmez bir araç haline gelir. Eğer yukarıdaki bileşenler, tek bir Gizli Alışveriş programına katılırsa, müşteri şirket, iş standartlarının sitelerde ve şubelerde nasıl yerine getirildiğiyle alakalı kalitatif olarak düzenli bir geri bildirim alır.
Eğer bir şirket, düzenli olarak geri bildirim almak, hizmetini geliştirmek, tipik tüketicilerine dair yüksek kalitede bilgi almak istiyorsa; Gizli Alışveriş programını dikkatli bir şekilde uygulamalı ve iş ortağını özenle seçmelidir.
Eğer bu basit kurallara uyarsanız, Gizli Alışveriş, NPS ölçümü ve kalite çalışmaları gibi diğer enstrümanlarla birlikte hizmetinizi % 9 - 15 oranında geliştirebilirsiniz. Bunun somut sonuçları; müşteri sadakati, şikayet sayısında azalma, şirketteki işlem performansının artışı ve finansal sonuçlar üzerindeki etkisidir (fiş boyutunun uzaması ve düzenli müşteri haline gelme).

https://4service-group.com/tr/

5 Eylül 2016 Pazartesi

PR, Kurumsal İletişim Tarafından Yönetilmeli

by karamanni  |  in Kurumsal İtibar at  11:26:00

Tüketici kanununda yapılan son değişiklikle örtülü reklama getirilen tarif yüzünden, PR şirketlerinin hazırladığı basın bültenlerinin medyada yer bulmasının önü kesilecek diye PR sektörünün ne kadar korktuğunu Kasım sayımızda anlatmıştım. PR sektörünün aksine, bu konunun bir sorun yaratmayacağına inanıyorum. Korkunun esas nedeni, kanunun örtülü reklamı yasaklarken yaptığı tarife, basın bültenlerinin de dahil edilmesi endişesi. Ki bu da PR sektörünün sorunu değil, markaların itibarını PR yaparak (!) yönettiğini iddia eden iş bilmezlerin sorunu.

İlginç bir gelişme oldu. Bu yazıma, Türkiye’nin en büyük bankalarından birinin tepe yöneticisinden ilginç bir yanıt geldi. Yazıdaki anlatıma tamamen katıldığını ifade eden yönetici şunu ekliyordu: “Peki (doğru PR yönetmek için) ne yapalım?”

Aynı yazımda temel yönetim prensibini yazmıştım: “Medyada görünmek PR değildir. PR temelde bir markanın elçiliğini ikna yoluyla 3. taraflara yaptırabilme becerisidir, en azından temel disiplini budur. Medya da, bir 3. taraf olarak bilgi alır, inceler ve anlatır, böylece kamuoyu bir markanın mesajını, içinde bir reklam unsuru olmadan, 3. bir tarafın güvenilir tanıklığı altında öğrenir.”

Haydi gelin; şu işin adını PR yerine, üçüncü taraflara elçilik yaptırma becerisini yönetmek koyalım. Üçüncü taraflar deyince akla sadece medya mı geliyor? 21. yüzyılda, bana göre duvarsız, düzensiz ve sınırsız (no wall, no order, no border) bir yüzyılda, üçüncü tarafları yeniden tanımlamak gerek.

İşletme bilimlerinde third-party adı verilen gruplar, bir sözleşmenin iki tarafı dışında söz konusu sözleşmeden etkilenecek diğer tarafları ifade eder. Bir şirket (yönetim kurulu) ve çalışanları, bir amaç (üretim, hizmet, satış vs.) için anlaşma yapar. Bu iki taraftır. Piyasaya bir şey arz ettikleri anda, arz edilen marka, ürün, hizmet, promosyon, fiyat vs. tüm unsurlar, üçüncü tarafların konusu haline gelir.

Bir şirketin, bir markanın, PR yönetiminden anlaması gereken ilk şey, şirket yönetiminin ve çalışanlarının haricindeki diğer tüm ilgi gruplarıyla bir ilişki kurulması işidir. Burada iletişim bir araç olarak kullanılır çünkü markalar, milyonlarca insanla ayrı ayrı ilişki yönetemez.

Üçüncü taraflarla tek tek ilişki kurmak mümkün olmadığı için, onlara iletişim marifetiyle seslenmek bir iş kolu haline gelmiştir. Burada tek bir hamlede en fazla insana ulaşmak ve etkilemek adına iki ayrı araç karşımıza çıkar: Biri, kitle iletişim aracı olan medyayı iyi kullanmak. Diğeri ise, medyadan daha az sayıda insanı toplamayı başaran, ama medyadan daha etkili bir yöntem olan yüz yüze iletişimi temel alan etkinlik (event) işidir.

Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla büyüyen küreselleşme ve duvarsız dünya düzeni sayesinde, insanlar medyaya eski güveni taşımıyor. Medya ile şirketler arasında belli bir para düzeni olduğunu anladılar ve oradan gelen her türlü içeriği bir reklam çalışması olarak görüyorlar.

Dünyada da, ülkemizde de, yapılan tüm algı araştırması çalışmalarında, insanlara “bir şirketle ilgili bilgi edinirken en güvendikleri bilgi kaynaklarını” sorduğunuz zaman, önce ikinci tarafı (firmada çalışanları) işaret ederler, sonra üçüncü tarafları. Bu listede medya hep en son sırada gelir. Firmada çalışanlar, bilgi kaynağı olarak güvenilirdir, çünkü insanlar maaş aldıkları halde patronlarının onların haklarını korumak ve kollamak adına çalıştığına inanmaz, patronlar da (çoğunlukla) bu konuda dürüst ve samimi bir tutum takınmayı beceremez. Böylece hepimiz, bir şirket hakkındaki gerçek bilgiyi, orada çalışan birinden elde edeceğimizi iyi biliriz.

İşte, üçüncü tarafları etkileme veya ikna etme faaliyetine geçmeden önce ilk yapılması gereken ikinci tarafı ikna etmektir. Bugün bu süreçler PR’a değil, İK’ya emanet edildi. İnsan Kaynakları birimleri çalışanların motivasyonu üzerinde çalışırken onları en yüksek dikkatle dinlemek ve şirket içindeki, yani çalışan ile yönetim arasındaki iletişim kanallarını maksimum düzeyde açık tutmak zorunda. Bu kanalı açık tutmaz ve sürekli etkili olmasını sağlamazsanız, ikinci taraf size değil üçüncü taraflara anlatmaya başlar. Salt bu nedenle modern bir şirket yönetiminin gündeminde iç iletişim yerine, ortak akıl ve yönetişim gibi kavramların olması gerekir. Unutmayın, iletişim veya iç iletişim sadece bir araçtır.

İletişim bir araç ise bu aracı yönetmesi için kurulan iletişim departmanları bu aracı yönetirken hangi politikayı hedefe koyacaklar? Şirket yönetiminin verdiği plan ve hedefleri çalışanlara anlatma işine iletişim dersek ve bunu yapınca kendimizi iyi bir iç iletişim yaptık diye kabul edersek çok yanılırız. Bu nedenle kurumsal iletişim faaliyetinden önce iyi bir PR politikasına ihtiyaç vardır ve bunun üst yönetimde inşa edilmesi şarttır. Bu nedenle PR, kurumsal iletişim tarafından yönetilmemelidir.

Belki hiç böyle düşünmemiş olabilirsiniz ama aslında bir şirketin kurumsal iletişim biriminin mesaisinin neredeyse tamamını harcadığı işler, aslında üçüncü tarafların en az güvendiği bilgi kaynaklarını güzelleştirmek ve güncellemekle zaman kaybettiği işlerdir. Şirketin web sitesini tasarlamak ve güncellemek, basın bülteni yazmak, basın toplantısı yapmak, reklam ajansına yaratıcı bir kampanya çalıştırmak, sosyal sorumluluk projesi edinmeye çalışmak, broşür, katalog, tanıtım malzemeleri tasarlamak ve bastırmak size bir servete mâl olabilir, ancak hedef kitle bu araçlardan gelen bilginin tamamına “kendini iyi gösterme çabası” olarak bakacak ve çok az etkilenecektir.

Kısacası, üçüncü taraflar, şirket ve marka yöneticilerinin masa başında plan yaptığı gibi davranmaz. Siz kendi şirketiniz için bir plan yapar ve herkesin buna uymasını emredersiniz. Ama geniş kitleler ile daha küçük gruplara ne yapacaklarını dikte edemezsiniz. Onlar kendi alışkanlıklarını oluşturur ve bunu sürekli tekrar eder. Akıllı bir yönetim, bu alışkanlıkları doğru okumayı, doğru anlamayı ve onların en çok talep ettiği şeyi bulmaya odaklanır.

Her zaman ifade ettiğim gibi, PR (halkla ilişkiler) bir iletişim değil, ilişki yönetimi işidir. Bu nedenle, medyaya konuşmak yerine yönetimlerin hedef kitleyi gruplama yöntemiyle bölmesi ve onlarla maksimum düzeyde yüz yüze gelerek ilişki kurması gerekir. Örneğin Türkiye çapında mağazaları, şubeleri veya bayileri olan veya satış yapan bir marka basına konuşarak hedef kitlesine bir mesaj verdiğine inanıyorsa, bunu yapan yönetim veya PR uzmanları uzayda yaşıyor demektir. Onca mağaza, şube ve bayide zaten her gün milyonlarca insanla konuşuyorsunuz, daha medyadan ne söyleyip de onları etkileyeceğinizi sanıyorsunuz, buna gerçekten çok şaşırıyorum.

Genç kız tavlamak için spor salonuna yazılmak gibi bir şey. Veya, zengin bir adamla evlenmek isteyen bir kadının sürekli lüks bir restorana takılması gibi bir şey. Yani senin amacın gayet belli iken, sanki amacın spor yapmakmış gibi yapınca bunun adı nasıl PR yönetimi, hele hele “itibar yönetimi” olabilir, sizin aklınız alıyor mu? Hangi itibar yahu?

Bir örnek anlatalım: “THY Sevgililer Günü’nde 111 TL’ye uçuruyor” diye bir basın bülteni hazırlandı varsayalım. Böyle bir şeyin haber değeri yoktur. Bu bir pazarlama kampanyasıdır ve sadece bununla ilgilenecek olan gruplara iletilmesi yeterlidir. Kalkıp da ulusal basının ekonomi sayfalarına bunu girmek isterseniz, belki büyük bir reklamveren olduğunuz için sizi içeri buyur ederler ama bu boş bir iletişim çabasıdır.

Öğle ile ikindi vakitleri arasında minareye çıkıp ezan okumak marifet değildir. En güzel makamdan da okusanız, cemaat namaz saati olmadığını bilir ve camiye gelmez. En iyi ihtimalle siz mahalleye dönünce “duydunuz mu ne güzel ezan okudum” diye hava atarsınız, tıpkı medyada kendi haberi çıkınca üst yönetimin kendini iyi hissetmesi gibi.

Doğrusu şudur:

THY’nin ve diğer havayollarının hedefi uçaklarının doluluk oranını artırmak olduğuna göre, uçma, seyahat etme, kampanyalı seyahatlere çıkma gibi konularla ilgilenen, takip eden grupları bulmaları gerekir. Bu gruplar gündelik hayatlarında başka hangi gruplardan veya kimlerden etkileniyorsa önce onları tespit etmek, mesajı da ona göre dolaştırmak gerekir.

Grupları doğru bölmeyi başarırsanız, onlar sizin adınıza mesajınızı yayar. Bunu marka elçiliği ile karıştırmamak gerekir. İnsanlar sosyal hayatta yaşam tarzları, ilgi alanları ve hobilerine göre gruplandığı için, diyelim ki sevgililer gününde 111 TL’den eşimle Viyana’ya uçmaya karar verirsek, bunu mutlaka arkadaş çevremize de anlatırız. Çünkü Türkiye gündeminde haber değeri olmayan bu konu, insanların gündelik hayatında sıradan bir olay değildir ve gündelik sohbetteki haber değeri yüksektir.

Kendi çevremizde Viyana’ya gidiyoruz veya sevgililer günü kutluyoruz diye bizi kınayacak insanlar yoktur, bizim gibi insanlar vardır, böylece onlar da bizden duyup kendi programlarına bakar, bütçeleri de uygunsa bilet alırlar.

İnsanlar böyle yaşar.

Kalkıp her haltın başına bir corporate adı koyarak şirketleri kurumsal bilmem neler federasyonu haline getirir ve halktan bağımsız olarak çalışırsanız iletişiminiz de halktan bağımsız olur.

Tüm şirketlerin yönetimlerine şunları tavsiye ederim:

PR yönetmek için ilişki kurmanız gereken grupları tespit edin ve onlarla ilişki kurma biçiminizi belirleyin. Bunu yapmanıza yardımcı olacak araştırmaları kullanın. Ve Allah aşkına ezberlerinizi terk edin.

Markalarınızın çevresindeki doğal ilgi gruplarını profesyonelce keşfe çıkın. Bu konunun uzmanlarından araştırma yapmalarını isteyin ve yeni bir hedef kitle tanımı yapın. Zaten sürekli konuştuğunuz AB gelir grubu, C1 SES grubu gibi tanımlar asla doğru bir hedef kitle tanımlaması olamayacak kadar zorlama ifadeler. Bu bakış açılarını terk edin.

Yapabildiğiniz kadar, üçüncü gruplar ile yüz yüze gelin. Etkinlik yapmak en doğru ve en etkili PR yöntemidir. Yüz bin liraya etkinlik yapmak yerine, aptal bir PR ajansına ayda 5 bin liraya basında haberinizi çıkarttırmayı zeka kıvraklığı sanmayın. Gerçek PR’a yönelin.

Hızlı ve kolay elde edilecek başarının, aynı hızla size terk edeceğini unutmayın. Bilinirlik artırmak kolay ve ucuz bir iştir ama her kriz ortamında sizi yaşatacak değerlerle anılmak çok zor elde edilebilecek bir mertebedir.

Markanızı ilgilendiren hedef gruplarla olabildiği kadar gerçek ilişki kurun. Örneğin, para vererek blogger davet edip sonra da onlardan markanızı yazmalarını istemeyin. Bugün blogger, yarın başka bir grup şirketinizin pazarlama bütçelerini tüketecek. Siz gerçek bir iletişim inşa etmeye odaklanın.

Yüz yüze iletişim kurmanın tılsımı, anlattığınız kadar dinlemektir. Hedef grubun kendini ifade edemediği bir yerde sadece sizin kendinizi tanıtmanıza PR değil, zihinsel tecavüz denir. Hele ki bu çağda! Çok dinleyin, daha çok dinleyin, daha çok dinleyin.

Markanızla her yönden ilişki ve iletişim kurulmasını kolaylaştırın. İnsanlar markanıza ulaşmak için yoruluyorsa veya sinirleri bozuluyorsa siz bir marka değil, piyasanın Nuri Alço’su olarak iştigal ediyorsunuz demektir.

Basının size gülümsemesine aldanmayın. Tabi ki gazeteciler nazik ve efendi insanlardır. Basına karşı her zaman dürüst olun. En kötü ihtimalle, dürüst olabildiğiniz kadar görüşün.

Hem kurumsal iletişim, hem de pazarlama birimlerini ayrı ayrı çalıştırmayın. Bir markanın özü pazarlamadır. Bir markanın özünü hedef kitlesine aktarma işine de PR denir. Bunların aracı da iletişimdir. Pazarlama ve PR birer iştir. İletişim ise sadece bir araç.

Bu kadar ezber bozmak zor gelebilir, haklısınız bu ülkede ezber bozmak zordur. Hiç üzülmeyin. Apple ve ona benzer, ezber bozmayı bilen markaların yaptığı inovasyon çalışmaları sayesinde, markalar çok yakın gelecekte herkesle özel ilişki geliştirebilecek.

En azından orada yakalarsınız.

Kerem’den Notlar

– Meslek büyüğümüz, sevgili ağabeyimiz Salim Kadıbeşegil bir yazı yazdı. Orsa’nın kuruluş döneminde İzmir’den İstanbul’a gelişini hatırlatıp, şimdi Alaçatı’ya dönme vaktim geldi dedi. Alaçatı kendisinin esas vatanıdır, orada çok mutlu olacağına eminim. Arada işleri için yine İstanbul’a gelecek. Geçtiğimiz yıl PR İstanbul toplantısına gelmişti ilk kez, ben de aynı gün ilk kez oradaydım. Seni gençler bilmez ağabey kendini anlatsana dediğimde tüm nezaketiyle “ben Alaçatı’da yaşıyorum, iletişimciyim, dinleniyorum” deyince “ağabey dedim sen böyle anlatırsan olmaz. Ben başladım anlatmaya, kendisi devam etti. Hepimiz iki saate yakın onu dinledik. Yani Türkiye’de PR sektörünün 15 yıl önce nasıl dünyayı yakaladığını. Keşke bunu bir de The Brand Age okurları için yazsa da tarihe not etsek.

Salim Kadıbeşegil’in harika kitapları var. Sektörden bize sık sık “ne okuyalım” diye soranlar oluyor. Bence Kadıbeşegil’in kitaplarını mutlaka okuyun. Sonra da yorumlarınızı ona yazın. Salim Ağabey’e Alaçatı’da güzel günler diliyorum.

– A&B İletişim, ülkemizin ilk PR şirketi olarak 1974 yılında kuruldu. Şimdi 40. yılını kutluyor. Müthiş bir başarı, dilerim daha nice yıllar bu mesleğe hizmet verir. 1999 yılında, henüz 24 yaşımda 5 yıllık bir medya deneyimimin ardından bana A&B’de bir şans verdiler ve ben PR mesleğini orada öğrendim. Benim için eşsiz bir deneyimdi.

Şöyle demişti Sibel Asna bir gün: “Ben adamı denize atarım, ya yüzer, ya batar. Sen yüzdün”. Doğruya doğru, onun bana ihtiyacı yoktu ama benim, beni itecek birine ihtiyacım vardı. İyi ki yolum Sibel Asna ile kesişmiş. İyi ki Meltem Erkaan beni korumuş, kollamış. İyi ki Selma Serdaroğlu ilk yazdığımız basın bültenlerinin altını üstüne getirmiş. İyi ki Güler Akın her etkinlik çantasına toplu iğne koymayı unuttuk mu diye bakmayı ihmal etmemiş. Bence görmek isteyene çok ince ustalık öğreten bir okuldu A&B. Ne güzel insanlar tanıdık. Ne güzel işler yaptık.

Sevgili hocamız Alâeddin Asna’ya, Sevgili Sibel Asna’ya ve A&B’ye sonsuz teşekkürler ve nice yıllar!




By A. Kerem Türkman |2015-01-12T18:53:18+00:001 Aralık 2014

 

27 Kasım 2015 Cuma

PAZARLAMADA YENİ BİR TREND : NONMARKETING

by karamanni  |  in reklam at  15:10:00





Dünyada ve Türkiye’de bir süredir yeni bir pazarlama trendi gelişiyor. Kısa vadeli satış hedefi içermeyen ama kendi tüketici evrenini, onları bilinçlendirerek, eğiterek, ona değer katarak, adeta iş ortağı gibi çalışarak yaratmayı öngören “Nonmarketing” trendi…
Yeni tüketicinin yarattığı bu trend her geçen gün daha fazla şirket tarafından benimsenip yayılıyor. Önümüzdeki yıllarda pazarlamanın akışını değiştirmesi beklenen “Nonmarketing” kavramının ne olduğunu, temel modellerini, dünyadaki ve Türkiye’deki örneklerini ilk defa Turkishtime gündeme getiriyor.

Dünyada ve Türkiye’de iş dünyasının kuralları yeniden yazılırken pazarlamaya ilişkin modeller de değişip dönüşüyor. Hızla değişen tüketici eğilimleri ve artan rekabet, pazarlama alanında da yeni arayışları beraberinde getiriyor. Şirketler dünyasında yükselen yeni bir trend ise pazarlamanın geçirdiği değişimi işaret ediyor: Nonmarketing. Nonmarketing trendini kısaca ‘pazarlama olmayan pazarlama’ olarak tanımlamak mümkün. Bu pazarlama uygulamaları tüketicileri bilinçlendirerek, eğiterek, farklı platformlarda katılımcı olmalarını sağlayarak ve onları destekleyip değer katarak markaya yönelik bir tüketici evreni kurmayı hedefliyor. Nonmarketing ile şirketler, tüketicilere önemli katma değerler sunarak uzun vadeli bir bağ kurulmasını sağlıyor. Kendi ürün ve hizmetlerini tüketmeyen kitlelere ulaşarak onları kendi tüketim evrenlerine katmayı hedefliyorlar. Bu uygulamalarda doğrudan pazarlamaya yönelik agresif bir tutum sergilenmiyor. Bununla birlikte söz konusu model içine giren eğitim, danışmanlık ve bilinçlendirme çalışmaları kısa vadeli satış hedefleri de içermiyor. Nonmarketing şirketin mesajını tüketiciye ulaştıran ve uzun vadede sadık bir müşteri kitlesi yaratmayı amaçlayan bir pazarlama trendi olarak öne çıkıyor. TEB’in hane halkına finansal ürünler konusunda sunduğu Aile Akademisi eğitimleri ya da TTNet’in internet okuryazarlığı eğitimleri bu son trende yönelik birkaç örnek. Takip eden sayfalarda Türkiye’de dikkat çeken nonmarketing örnekleriyle ilgili detaylı bilgi ve değerlendirmeler bulacaksınız.

Rekabet nonmarketing’i doğurdu

Türkiye ve dünyada nonmarketing uygulamalarının ortaya çıkmasına neden olan belli başlı birkaç etken bulunuyor. Bu unsurların başında ise tüketici eğilimlerinde yaşanan dönüşüm yer alıyor. Yeni tüketici grubu, doğrudan ve agresif pazarlamaya mesafeli yaklaşan bilinçli tüketicilerden oluşuyor. Şirketler, tüketicilerin dönüşen eğilimlerine cevap verebilmek için gittikçe daha fazla sayıda nonmarketing uygulaması hayata geçiriyor. Böylelikle yeni tüketici gruplarıyla iletişim ve bağ kurmakla kalmıyor, düzenledikleri eğitim ve bilinçlendirme toplantılarında verdikleri bilgi veya danışmanlık desteğiyle sadakate dayalı bir ilişki geliştiriyorlar.

Nonmarketing’i doğuran koşulların başında gelen bir diğer unsur ise iş dünyasında rekabetin artması ve kâr marjlarının giderek düşmesi. Artık şirketler, mevcut müşteri kitlesi için rekabetin doygunluğa ulaştığı görüşündeler. Bu alanda hareket edebilecek alan neredeyse kalmadığından kendi müşterilerini kendileri yaratma yoluna gidiyorlar. Tüketicilere daha önce kullanmadıkları ürünlerle ilgili doğrudan marka tanıtımı yapmadan eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütüyorlar. Elbette tüketicilerin algısında ‘bilgi desteği veren ve fayda sunan şirket’ olarak öne çıktıklarından tüketicilerine daha rahat ulaşabiliyorlar. Bu durum da rekabette alanı kalmayan şirketlere yeni tüketici grupları, yeni kategori yaratma imkanı sunuyor. Türkiye’deki milyonlarca bankasız nüfusun ihtiyaçlarına yönelik geliştirilmiş olan finansal ürünlerle ilgili bankaların eğitimler düzenlemeleri, KOBİ’lere danışmanlık verip onlarla buluşma toplantıları yapmaları bu yaklaşımın somut örneklerini oluşturuyor. Finans kuruluşları, böylelikle mevcut müşteriler için rekabet etmenin yanı sıra müşteri kitlesini büyütme yoluna gidiyorlar.

Eğitimden girişimci desteklemeye

Yeni ortamda sayısı giderek artan nonmarketing örneklerinde belli başlı etkinlikler öne çıkıyor. Eğitim ve danışmanlık çalışmaları bu alandaki en dikkat çeken model. Şirketler tüketici grubunda yer almayan kişileri tüketim evrenlerine dahil edebilmek için kendi segmentleri içinde eğitimler sunarak uzun vadeli bir bağ tesis ediyorlar. Benzer şekilde bilinçlendirme toplantıları ile müşteri kazanmayı, mevcut müşterileri ile ilişkilerini genişletmeyi hedefliyorlar. B2B odaklı işler yapan şirketler, girişimcilerin ayakta durmasını sağlamak için onlara yatırım desteği verip girişimcilik danışmanlığı sunuyorlar. Bu girişimcilerin kendi işlerini oturtmasıyla kendi ürünlerine talep göstermelerini bekliyorlar. Bununla birlikte dijital mecralar da nonmarketing uygulamaları için önemli olanaklar sunuyor. Dijital mecralarda herkese açık uygulamalar ve oyunlaştırma deneyimleriyle tüketicilere ulaşıyor, bu mecralardaki takipçi kitlelerini biraz daha geliştirmeyi hedefliyorlar. Benzer şekilde dijital mecralar, eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları için de uygun maliyetli mecralar olma özellikleriyle sıklıkla nonmarketing uygulamaları için kullanılıyor. Nonmarketing uygulamaları offline mecralarda ağırlıklı olarak uygulansa da hem tüketici eğilimleri hem de şirketlerin maliyet stratejileri açısından online mecralar da geniş olanaklar sunuyor.

NONMARKETING İLE ŞİRKETLER…

Kısa vadeli sıcak satışı hedeflemiyor
Tüketicileri bilinçlendirme yoluyla kendi tüketim evrenini yaratmayı amaçlıyor
Tüketicilerle uzun vadeli bir bağ kurmalarına olanak sağlıyor
Dijital mecralarla uyumlu modeller geliştirerek temel marketing faaliyetlerine destek sağlıyor
Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinden farklı olarak daha az bütçeyle daha çok tüketiciye ulaşıyor.

Markaya yönelik doğrudan pazarlama yerine bir tüketim evreni yaratmayı hedefliyor
Eğitimler yoluyla tüketicilerle yakın bir bağ kuruyor
Tüketicilere doğrudan ulaşarak onlara tüketiciden öte bir statü sunuyor.

NONMARKETING’İN UYGULAMA BİÇİMLERİ

Eğitim çalışmaları
Tüketici bilinçlendirme uygulamaları
Dijital eğitim ve oyunlaştırma uygulamaları
Girişimci destekleme uygulamaları
Kulüpler ve sivil toplum etkinlikleri
Danışmanlık hizmetleri
Fikir geliştirme merkezleri
Farklı nitelikteki yarışmalar

NONMARKETING’İ TETİKLEYEN UNSURLAR

Değişen tüketici eğilimleri
Rekabetin hızla artması
Kâr marjlarının düşüşe geçmesi
“Kendi müşterini kendin yarat” ilkesinin ortaya çıkışı
Yeni tüketici kategorileri yaratma zorunluluğu

ÖRNEK UYGULAMALAR

Türkiye’de nonmarketing uygulamalarının örnekleri gittikçe artıyor. Eğitimden dijital uygulamalara kadar şirketler yeni gelişmekte olan bu pazarlama trendine yönelik yaratıcı uygulamalar geliştiriyor. İşte Türkiye’deki belli başlı nonmarketing uygulamaları…

Ağzına Sağlık Türkiye

UNILEVER

Unilever’in markası Signal, Türk toplumunun ağız ve diş sağlığı bilincini artırmak amacıyla “Ağzına Sağlık Türkiye” projesini uyguluyor. Dünya çapında 40’tan fazla sağlık geliştirme programını destekleyen Signal, Türkiye’de projeyi Dünya Diş Hekimleri Birliği (FDI) ve Türk Diş Hekimleri Birliği (TDB) işbirliğiyle sürdürüyor.

Girişimci Geliştirme Programı
AKBANK

“Akbank Girişimci Geliştirme Programı” kapsamında 2012’de 44 girişimciye beş tam günlük bir eğitim olanağı sağlandı. Endeavor, KAGİDER ve Inovent tarafından da desteklenen programda girişimcilere kurmak istedikleri işleri nasıl tasarlayacakları, uygulamaya koyacakları ve yönetecekleri konularında destek verildi.
Akbank Gönüllüleri Tasarrufu Anlatıyor

AKBANK
“Akbank Gönüllüleri Bankacılık ve Tasarruf Anlatıyor” adlı proje ile Özel Sektör Gönüllüleri Derneği ve Para Durumu firmasının işbirliğinde ve gönüllü Akbank çalışanları ile hayata geçti. Özel eğitim alan 60 gönüllü Akbanklı İstanbul’da yaklaşık 3 bin 500 ilköğretim okulu öğrencisine “Bankacılık ve Tasarruf” konusunu anlattı.
KOBİ’leri Bilgilendirme Toplantıları

AKBANK
Akbank KOBİ Bankacılığı Bölümü, 2012’de de KOBİ’lere finansal ürün ve hizmetler sunmaya, bilgilendirme toplantıları ve çeşitli kampanyalar düzenlemeye devam etti. Ticari Bankacılık Bölümü orta büyüklükteki işletmelerin ihtiyaçlarına uygun ürünler sunarak ve çeşitli kurumlarla işbirlikleri geliştirerek KOBİ’lerin performanslarını artırmalarına katkıda bulundu.

İnternetle Hayat Kolay
TTNET

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı işbirliğiyle yürütülen proje, henüz internetle tanışmamış geniş bir kitleyi internet okuryazarı haline getirmeyi hedefliyor. Bir yılı geride bırakan proje kapsamında bugüne kadar 2 bin 750 kişiye internet okuryazarlığı eğitimleri verildi. Eğitimlerden genel olarak daha önce internet kullanma fırsatı bulamayan kadınlar ve erkekler yararlanıyor. Proje, katılımcıları e-devlet uygulamaları, görüntülü haberleşme, internetten alışveriş ve bankacılık işlemleri gibi internetin gündelik yaşamı kolaylaştıran uygulamaları ile tanıştırıyor. Proje kapsamında her hafta yaklaşık 75 kişi 5 günlük eğitimi tamamlıyor ve sertifika almaya hak kazanıyorlar.
Anadolu Sohbetleri

GARANTİ BANKASI
2002 yılında başlayan “Garanti Anadolu Sohbetleri”, Garanti Bankası’nın ülkenin önemli üretici gücü olan KOBİ’lerin vizyonuna katkıda bulunmak amacıyla, il ve ilçelerin sanayi ve ticaret odalarının da katkılarıyla Anadolu’da toplantılar düzenliyor.
Bankacılık Akademisi

YAPI KREDİ BANKASI
Yapı Kredi Bankacılık Akademisi; 2008 yılı Mayıs ayından bu yana sürdürdüğü eğitim ve gelişim faaliyetlerini bankacılık, kişisel gelişim, liderlik ve sosyal sorumluluk olmak üzere dört ana alanda gerçekleştiriyor. Akademi bünyesinde öncelikli olarak Koç Finansal Hizmetler çalışanları olmak üzere müşterilere, üniversite öğrencilerine, çalışanların ailelerine ve sosyal sorumluluk projeleri kapsamında farklı katılımcı gruplarına da eğitim ve gelişim konularında hizmet veriliyor.

Bilinçli Anne Sağlıklı Bebek
P&G

Şirketin bebek bezi markası Prima’nın UNICEF ve Sağlık Bakanlığı işbirliğiyle yürüttüğü ve hastanelerde doğum yapan tüm annelere bebeklerin sağlıklı gelişimi konusunda bilgilerin aktarıldığı proje 2004 yılından bu yana yürütülüyor. Ülke genelinde 81 ilde Sağlık Bakanlığı’na bağlı doğum yapılan tüm yataklı tedavi kuruluşlarını kapsayan proje kapsamında 4 milyon anneye ulaşıldı.

Ergenlik Dönemi Değişim Projesi
P&G

Milli Eğitim Bakanlığı Sağlık İşleri Daire Başkanlığı işbirliği ile ergenlik döneminde gençlerin yaşadıkları ile ilgili bilgilendirme projesi olan ERDEP’te 81 ilde 10 milyon kişiye ulaşıldı. Projenin amacı gençlerin ergenlik döneminde karşılaştıkları sorunları atlatma konusunda yardımcı olmak.

Gezici Eğitim Aracı

PIRELLI

Pirelli, 2013 yılı sonuna kadar 21 ilde 200’den fazla noktada, bireysel kullanıcılara ve satış noktalarına ulaşarak lastiklerin güvenliğe ve yakıt tüketimine olan etkileri konusunda bilgilendirmeyi amaçlıyor. Lastik hava basıncı, lastik diş derinliği, mevsimine uygun lastik kullanımı ve Pirelli’nin üstün performanslı ürünleri konusunda eğitim verecek olan Pirelli Gezici Eğitim Aracı, ilk eğitimini Mersin’de gerçekleştirdi.

Teknolojide Kadın Hareketi
VODAFONE

Teknolojide Kadın Hareketi Projesi, kadının teknolojiyle güçlenmesini hedefleyen, bu çerçevede kadınlara eğitimlerin verildiği ve akabinde yapılan yarışma sonucu kadınların teknolojik iş fikirlerini hayata geçirmeleri için sermaye sağlandığı bir proje olarak hayata geçti. 2011 yılında başlayan proje, Türkiye Vodafone Vakfı tarafından, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı desteğiyle; Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) işbirliğiyle hala devam ediyor. Program kapsamında verilen eğitimler, evkadınları ve çalışan kadınlara yönelik düzenlenen iki ayrı programda gerçekleşiyor. Proje kapsamında ilk yıl 1300 kadına teknoloji eğitimleri verilirken, teknolojinin kullanıldığı, uygulanabilir bir iş fikrinin arandığı Teknolojide Kadın Hareketi Yarışması’na ise Türkiye’nin her yerinden farklı eğitim seviyelerinde toplam 312 kadın başvurdu. Teknolojide Kadın Hareketi Yarışması’nı kazananlara, sermayeye ek olarak Vodafone’dan bir yıllık mobil iletişim hizmetleri paketi ile KAGİDER, TBV ve Vodafone’dan 1 yıllık mentorluk desteği verildi.


Uluslararası Girişimcilik Merkezi
VODAFONE

Türkiye Vodafone Vakfı’nın hayata geçirdiği Uluslararası Girişimcilik Merkezi (UGM), uluslararası düzeyde girişimcilik konusunda yaygın bilinçlendirme çalışmaları sürdürmeyi amaçlayan bir platform. Kalkınma Bakanlığı, UNDP (IICPSD), Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği ana ortaklığıyla desteklenen UGM, çok yeni bir platform olmasına rağmen ilk yıl için yüz yüze ve online eğitimler ile 5 bin kişiye ulaşmayı hedefliyor. UGM faaliyete geçtiği günden itibaren çeşitli üniversitelerde gençlerin girişimcilik algı ve becerilerini geliştirmek ve iş fikri oluşturmalarına katkı sağlamak üzere “Fikir Üretme Kampları” ve genç girişimcilerin finansal risklerini etkin bir şekilde yönetebilmeleri hedefiyle “Büyüme için Finansal Stratejiler” eğitimleri gerçekleştirerek binin üzerinde gence ulaştı. Merkezde Türkiye’deki girişimcilik alanında mevcut ihtiyaçları belirleyerek, bu doğrultuda yol haritaları çiziliyor ve Türkiye’deki girişimci envanteri çıkarılıyor. “Türkiye’deki girişimci insan kaynağının, girişimciliğin her alanını özümseyecek bütüncül bir eğitim müfredatı ile girişimci rol modellerinin sayıca artışını destekliyoruz” diyen Türkiye Vodafone Vakfı Başkanı Hasan Süel, hedef kitleye özel modüler eğitimler geliştirdiklerini de belirtiyor: “UGM eğitimlerinden yararlanan genç ve kadın girişimcilerin, sürecin en başından sonuna kadar yanında olarak mentorluk ve çıraklık mekanizmalarıyla pratikte de deneyim kazanmasını sağlıyoruz.”

Avealabs Kuluçka Merkezi
AVEA

AveaLabs Kuluçka Merkezi, bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe şirket kurmak veya işlerini büyütmek isteyen genç girişimcilere altyapı ve pazarlama kanallarını açmanın yanı sıra projelerini büyütüp geliştirebilecekleri bir ekosistem sunuyor. Kuluçka Merkezi’ne başvuran girişimciler, Avea’nın ofis imkanları, teknik altyapısı ve bilgi birikiminden faydalanarak kurguladıkları iş modellerini geliştiriyor. Merkezin sunduğu test merkezi ve pazarlama olanakları, özellikle mobil operatörler ve benzeri kurumsal müşterilere yönelik servis/ürün geliştirmek isteyen girişimciler için önem taşıyor. Kuluçka Merkezi’nde bugüne kadar Linxa, Intellica, Havooz, Bayt ve Crenno olmak üzere beş şirketin 6 ila 18 ay arasında değişen çalışma süreleri boyunca toplam dokuz proje geliştirildi. AveaLabs Birim Müdürü Dr. Salih Ergüt, özellikle yeni dönem şirket kabullerinde KOSGEB’in teşviklerini kuluçka merkezi şirketlerine kullandırmak adına yeni düzenlemeler yapıldığını belirtiyor: “2013 Ağustos ayı içerisinde tamamlanacak yeni dönem başvurularına istinaden, başvuru aşamasının akabinde ön elemeyi geçen 20 girişimcimize KOSGEB Girişimcilik Eğitimi’ne ücretsiz katılma fırsatı sunulacak. Bu eğitim sonucunda sertifikaya hak kazananlar ise KOSGEB’den 30 bin TL’lik hibe alabilecek.”

Genç Fikirler Güçlü Kadınlar
INTEL

Intel’in Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve KAGİDER işbirliğiyle gerçekleştirdiği “Genç Fikirler, Güçlü Kadınlar” projesi, 18 – 30 yaş arası gençler aracılığıyla kaynaklara erişimin sınırlı olduğu kesimlerde kadınların güçlendirilmesi ve kadına karşı ayrımcılığın önlenmesi için teknoloji kullanımı ile çözüm önerileri üretmeyi hedefliyor. Intel Genç Girişimci Programı kapsamında düzenlenen atölye çalışmaları ile 18-30 yaş arasındaki gençlere, teknolojiyi kullanarak sorunlara karşı fikir geliştirme, yenilikçi ve uygulanabilir çözümler üretme ve bu çözümleri hayata geçirmeye yönelik bilgiler veriliyor. Bu atölye çalışmalarında kadınların çalışma hayatı, eğitim, sağlık, çevre, yönetim mekanizmaları gibi alanlarda karşılaştıkları problemlere yönelik teknoloji destekli çözüm önerileri veya proje üretmeleri destekleniyor. Katılımcılar, altı adımdan oluşan Intel Genç Girişimci Programı Fikir Kampı ile de bir süreç içinde fikir geliştirme aşamalarından geçerek, belirlenen soruna yönelik uygulanabilir çözüm önerilerini ortaya çıkarmaya çalışıyor. Intel Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Bölgesi Kurumsal İlişkiler Direktörü Ferruh Gürtaş programa hakkında şunları söylüyor: “Genç Fikirler Güçlü Kadınlar’ projesinin ilk Fikir Kampı’nı, Mayıs ayında Kütahya’da gerçekleştirdik. Kütahya’dan tam 1752 başvuru geldi. Farklı illerden ise yaklaşık 200 adet başvuru alındı.” Fikir Kampları, Kütahya’nın ardından, Gaziantep’te ve Erzurum’da devam edecek. Projeyle üç yılda Türkiye genelinde binin üzerinde genç kadına ulaşılması hedefleniyor.

Girişimciye Turkcell Gücü
TURKCELL

Teknolojiyi etkin kullanan girişimcilerin yetişmesine ve büyümesine, sürdürülebilir iş modellerinin geliştirilmesine destek olan Turkcell, “Girişimciye Turkcell Gücü” sloganı altında tüm kaynak ve deneyimini girişimcilere sunuyor. 21 iş ortağıyla birlikte 2001 yılında oluşturulan Turkcell Partner Program aracılığıyla inovasyona dayalı girişimciliği destekleyen Turkcell, bu ekosistemde bireysel ve kurumsal müşterilere pek çok çözümle destek veren 200′e yakın iş ortağı ve sayısı 5 bini aşan yazılım geliştirici topluluğu barındırıyor. Sonrasında Turkcell Partner Network adını alan program, turkcellpartner.com ile iş ortaklarının iş ilanlarına ve tanıtım içeriklerine yer veriyor, kariyer arayışındaki bireylere ve çözüm arayan müşterilerine iş geliştirme fırsatları yaratıyor. Portalda yer alan iş ilanları, haftada 5 bin yılda ise 50 bin sektör profesyoneli tarafından okunuyor. Her bir ilan, anında 3 bine yakın takipçiye ulaşıyor.

Girişim Fabrikası
TURKCELL

Turkcell İnkübasyon Programı kapsamında 4 Mayıs 2011’de Özyeğin Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirilen Girişim Fabrikası, teknoloji alanında yüksek potansiyelli, sürdürülebilir işler kurmak isteyen teknogirişimcileri fikir aşamasından ürün lansmanı aşamasına kadar destekleyen bir iş hızlandırma programı. TEB ve Tahincioğlu Holding’in de destek verdiği Girişim Fabrikası’nda fikirden ticari ürün aşamasına; girişimcilere teorik ve pratik konularda koçluk, hukuki danışmanlık, çalışma ortamı ve finansman konularında olmak üzere her noktada destek var. Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Koray Öztürkler’in verdiği bilgiye göre yatırımcılarla startup şirket kurmak isteyenleri bir araya getiren Fabrika’ya iki yılda yaklaşık 900 başvuru yapıldı ve bu fikirlerden süzülerek hayata geçen ilk şirketler markalaşma yolunda ilerliyor. Öztürkler, “Girişim Fabrikası’na iki yılda 116 kadar başvuru oldu, bunlardan 115’i Girişim Fabrikası Kampı’na seçildi. Desteklenen 17 girişimin yaklaşık değeri 7.3 milyon TL değer üzerinden toplam 2 milyon TL yatırım ve 500 bin TL hibe desteği aldı” diyor.

Eğlen, Öğren, Hijyen

UNILEVER
Unilever Türkiye’nin Domestos ve Lifebuoy markalarının desteğiyle sürdürülen “Eğlen, Öğren, Hijyen” projesi, çocukların, erken yaşlardan itibaren hijyen konusunda farkındalık geliştirmelerini sağlamak ve bu konuda doğru tutum ve davranış geliştirmelerini amaçlıyor.



Hatırla Kazan
ANADOLU SİGORTA

Anadolu Sigorta, Facebook üzerinden kullanıcıların beğenisine sunduğu online oyununda birinci olan kullanıcıya iPad hediye ediyor. Oyun sayesinde bir taraftan kullanıcıların hoş zaman geçirmeleri sağlanırken, diğer taraftan sigorta bilincini arttırmak ve sigorta ürünlerinin hafızalarda yer edinmesi amaçlanıyor.
Kadın Girişimci Buluşmaları

GARANTİ BANKASI
Garanti Bankası, 2007 yılında Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ile birlikte kadın girişimcilere iş hayatlarında destek olmak amacıyla, “İşimi Büyütüyorum” sloganıyla eğitim vermeye başladı. İşimi Büyütüyorum eğitimleri kapsamında 100 kadın girişimciye dört gün boyunca genel muhasebe, finans, pazarlama, yönetim vb konularda eğitimler verildi. 2013 yılı Kadın Girişimci buluşmaları İstanbul, Sakarya, Çanakkale, Nevşehir, Sivas ve Mersin illeri ile devam ediyor.

Yangın ve Deprem Merkezi
AKSİGORTA

Aksigorta Yangın ve Deprem Merkezi 7-14 yaş grubundaki çocuklara, yangın ve deprem gibi afetlerden korunma eğitimi vermek ve sigorta bilincini yerleştirmek amacıyla ilk olarak 1996 yılında Genel Müdürlük binasında kuruldu. Merkez, daha fazla çocuk tarafından ziyaret edilebilmesi amacıyla Ekim 2008’de Şişli Belediyesi Bilim Merkezi’ne taşındı. Haftanın 7 günü açık olan Yadem’de bugüne kadar binlerce kişiye deprem ve yangın konularında eğitim verildi. Merkeze hala yılda 100 binin üzerinde ziyaret gerçekleşiyor.

Akıllı Para Yönetimi
HSBC

Genç Başarı Eğitim Vakfı, Akıllı Para Yönetimi Programı 40’a yakın ülkede HSBC tarafından finanse ediliyor. HSBC çalışanları tarafından gönüllü olarak 2010 yılında ilköğretim okullarında başlatılan programın beş yıl içinde tüm ülkeye yayılması amaçlanıyor. Bu programda, paranın toplumdaki rolü, parayı paylaşmak, akıllı tüketici olmak ve bir iş kurarak gelir elde etmek gibi temel kavramlar öğretiliyor.


Turuncu Damla
ING BANK

ING Bank’ın tasarruf bilincini artırmaya yönelik finansal okuryazarlık projesi “Turuncu Damla” kapsamında, 2012-2013 döneminde ilk olarak İstanbul’da 12 bölgede, toplam 15 okulda, ilkokul üçüncü sınıfta okuyan yaklaşık 2 bin çocuğa tasarruf konusunda bilgilendirme ve bilinçlendirme eğitimleri verilecek.

Akılcı İlaç Projesi
ABDİ İBRAHİM

İlk kez Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1985 yılında başlatılan ve 1992’den bu yana Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan “Akılcı İlaç Kullanımı” konusunda sorumluluk üstlenen Abdi İbrahim kampanya ile bilinçsiz ilaç kullanımının toplum sağlığı ve ekonomiye yansımalarının önlenmesine katkıda bulunmayı hedefliyor.

Gençlere Sağlık Projesi

PFIZER

Gençlere Sağlık- Sağlık Okuryazarlığı Projesi, 17-25 yaş grubundaki gençlerin temel sağlık konularındaki farkındalıklarını ve bilgilerini akran eğitimi yolu ile arttırmayı amaçlıyor. 2005’ten 2011 yılı sonuna kadar 36 ilde 111 akran eğitimi ve 6 eğitmen eğitimi ile 2 bin 300 gence doğrudan, çarpan etkisiyle 23 bin kişiye dolaylı olarak ulaşıldı.

Alzheimer Çağrı Merkezi

BİLİM İLAÇ

Hasta yakınlarının yaşam kalitelerinden ödün vermeden en kolay şekilde bu sürecin üstesinden gelmelerine destek olmak amacıyla, Türkiye’de bir ilk olarak Bilim İlaç, Alzheimer Derneği ve Alzheimer Vakfı ile birlikte “Alzheimer Çağrı Merkezi” hayata geçirildi. 2009 yılında proje ilk önce pilot olarak 3 ilde (Ankara, İstanbul ve İzmir), 30 doktorun hastası ile yola çıkılarak uygulanmaya başlanan proje 30 Eylül 2009 tarihinde Türkiye geneline yayıldı.

Mavi Bisiklet

ROCHE

Roche Türkiye, 2006 yılından bu yana, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı onayı ve Türkiye Bisiklet Federasyonu işbirliği ile “Mavi Bisiklet, Kanserde Erken Tanı İçin Yol Açık” kampanyasını gerçekleştiriyor. Kampanya sayesinde altı yılda beş coğrafi bölge ve 27 ilde, 10 binin üzerinde kişi, Türkiye A Milli Takım bisikletçilerinin yanında pedal çevirerek kanserle mücadeleye katıldı. 2 bin 500’ün üzerinde vatandaş ise yerel seminerler ile kanserde erken tanının önemi konusunda bilgi sahibi oldu.

FİYONK Projesi

NOVARTIS

“Fiyonk Projesi”, meme kanseri alanında çalışan hekimler ve meme kanseri tanısı almış hastalarla yapılan görüşmelerden hareketle ortaya çıkan bir rehberlik projesi. Hasta-hekim iletişimini güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Fiyonk Projesi kapsamında meme kanseri ile ilgili çalışan hekimlere interaktif toplantılar düzenleniyor.


Microsoft, Türkiye’deki bilgisayar okuryazarlığı oranın artması ve bilişim teknolojilerinin sosyal imkânları kısıtlı gençler tarafından da kullanılabilmesi amacıyla “Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor” projesini başlattı. Çok sayıda sivil toplum kuruluşunun paydaş olarak yer aldığı projede bugüne kadar 78 ilde 152 bin kişiye ulaştı. Gönüllü eğitmenler tarafından vatandaşlara güvenli internet kullanımı, bilgisayar okuryazarlığı gibi eğitimlerin verildiği proje kapsamında 1200 eğitmen farklı alanlarda eğitimler verdi ve proje için 25 bilişim akademisi açıldı. Bilgi ve iletişim teknolojileri konusunda gençlerin kapasitelerinin geliştirilmesine yönelik olarak Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve Microsoft ortaklığında 2005 yılında geliştirilen “Bilenler Bilmeyenlere Bilgisayar Öğretiyor’ projesi, 2009 yılında Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı’nın da ortaklığı ile daha da güçlendi.

Gelecekle Buluşma
MICROSOFT

Microsoft Türkiye, 2012′de başlayan “Gelecekle Buluşma” toplantılarıyla 1 milyon KOBİ’ye ulaşmayı hedefliyor. Bugüne kadar 10 ilde 2 bin 500′den fazla KOBİ’ye ulaşan projede katılımcılarla bilişimin gücünden nasıl daha fazla yararlanabilecekleri, teknolojinin firma yönetiminde kendilerine nasıl yardımcı olabileceği ve teknoloji yatırımlarıyla maliyetlerin nasıl azaltılabileceğine dair bilgi paylaşılıyor.
Açık Akademi
MICROSOFT
Türkiye’nin ilk ve tek herkese açık, ücretsiz uygulama geliştirme yazılım okulu olan Açık Akademi, Ocak 2012’den beri 120 binden fazla öğrenciye ulaşarak yoğun bir ilgiyle karşılandı. Türkiye’nin genç ve dinamik bilişim kullanıcılarını, uygulama geliştirici olmaya yönlendiren projeden 2 bin 600 öğrenci mezun olurken yaklaşık 205 bin saat eğitim verildi ve 800′e yakın uygulama yazıldı.

Lastiklerde doğru hava basıncı
MICHELIN

Dünyanın en büyük lastik üreticilerinden biri olan Michelin, “Lastiklerde doğru hava basıncı” aktiviteleriyle sürücüleri lastiklerde düşük hava basıncının trafikte yarattığı tehlikelere karşı bilinçlendirmek için yola çıktı. Trafik kazalarını azaltmak ve önlemek amacıyla 2004 yılında başlayan aktiviteler, 2013′te de devam edecek. İstanbul, Ankara ve İzmir ve Bursa’da düzenlenen etkinliklerde, karayolu hareketliliğinin daha güvenli ve ekonomik hale getirilmesi için lastiklerin rolüne dikkat çekiliyor. Sekiz yılda 25 bin 500′den fazla aracın lastik basınçlarını kontrol ettiklerini belirten Michelin yetkilileri, kontrol edilen her 10 araçtan üçünün tehlikeli boyutta düşük hava basıncı seviyesinde olduğuna dikkat çekerken araçların yüzde 58′inin lastiklerinin hava basıncının düşük olduğunu tespit ettiklerini ifade ediyor. Yapılan kontrollerde sürücüleri lastiklerdeki düşük hava basıncının sonuçları konusunda uyaran Michelin uzmanları, basıncın düşük olmasının lastiğin esnekliğinin dolayısıyla yol tutuşunun azalmasına neden olduğu konusunda da sürücüleri uyarıyor.

İyi Dersler Şoför Amca
MICHELIN
Michelin’in trafikte ilkyardım, trafik güvenliği, trafikte iletişim ve davranış konularında servis şoförlerine verdiği eğitimler 2012′de başladı. 1500′e yakın servis şoförüne ulaşılan proje, daha fazla servis şoförüne ulaşmak amacıyla online platforma da kaydırıldı. İstanbul Umum Servis Aracı İşletmecileri Esnaf Odası (İSAROD) işbirliğiyle hayata geçirilen “Online Eğitim Odası” ile 2013 yılında 7 binden fazla servis şoförüne ulaşılması hedefleniyor.


Schwarzkopf Akademi
TÜRK HENKEL

Schwarzkopf Professional ürünlerinin doğru ve en üstün performansı sağlayacak şekilde kullanılması için 1993 yılında kurulan Schwarzkopf Akademi, zaman içinde sektörü ve çalışanlarını daha da ileriye götürecek eğitimler içeren bir yapıya büründü. Her yıl 2 bin 300 ilâ 2 bin 500 profesyonelin katıldığı eğitimlerin içeriği geliştirilerek kuaförlerin işini geliştirmesi için ihtiyaç duyacağı pek çok konuyu da kapsar hale getirildi. Akademide kuaförlük eğitimi almış, mesleğini uygulamış ve Schwarzkopf eğitimlerinden geçerek teknik uzman kadrosuna alınmış eğitmenler ve onlara destek veren kuaförler görev alıyor. Ürünleri doğru kullanarak müşteri memnuniyetini sağlamak için kuaförlerin saçın yapısından başlamak üzere renk kombinasyonları, boyalı saçın bakımı, kesim, şekillendirme gibi teknik bilgilerle kuaförler destekleniyor. Ayrıca Schwarzkopf Akademi’de kuaförler, moda ve trendler ile bu trendlere uygun kesim ve renklendirme çalışmaları içeren eğitimler de alıyor.


Aile Akademisi
TEB

Türk Ekonomi Bankası (TEB) toplumun finansal okuryazarlık düzeyini yükseltmek ve tasarruf bilincini geliştirmek amacıyla Ekim 2012’de TEB Aile Akademisi’ni hayata geçirdi. TEB Bireysel ve Özel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Mendi, TEB Aile Akademisi kapsamında TEB şubelerindeki bireysel portföy yöneticilerini Boğaziçi Üniversitesi sertifikalı altı aylık bir eğitim programına dahil ederek Aile Danışmanı olarak yetiştirdiklerini belirtiyor. TEB’de şubelerdeki eğitimlerin yanı sıra talep olduğu takdirde, istenilen kurum ve kuruluşlara özel, hedef kitleye yönelik Aile Akademisi eğitimleri de veriliyor. Gökhan Mendi, bunların yanı sıra Mayıs ayında Ankara’da ilk TEB Aile Akademisi Evi’ni açıldığını ekliyor. Şube içi eğitimlerin yanı online eğitimlerde http://www.teb.com.tr/bireysel/aile_akademisi/ adresinden tüketicilere sunuluyor. TEB Aile Akademisi kapsamında dijital mecradaki bir başka uygulama ise TEB Çocuk. TEB Çocuk ile çocuklar paraları tanıyor, paranın değerini, para kazanmayı ve biriktirmeyi öğreniyor. TEB Çocuk’a www.tebcocuk.com adresinden ve ücretsiz olarak AppStore’dan ulaşılıyor. Gökhan Mendi’nin verdiği bilgilere göre şubelerimizde, kurum ve kuruluşlarda verdiğimiz eğitimlerle 50 bini aşkın kişiye finansal okuryazarlık eğitimi verdik. 2013 yılı sonuna kadar ise 100 bin kişiye bire bir eğitim vermeyi hedefliyoruz.

Çevre Dostu Yaşam

TESCO KİPA

Tesco Kipa Çevre Dostu Yaşam Projesi ile tüketicileri bu konularda bilgi sahibi yapmayı, yeni geliştirilen ürünleriyle hem çevreye duyarlı hem de ekonomik alışveriş yapmalarını hedefliyor. Proje kapsamında bir internet sitesi hazırlandı. Sitede çevre dostu yaşam konusunda pratik önerilerde bulunuyor ve bilgiler veriliyor. Ayrıca, hipermarketlerde bulunan çevre dostu ürünler tüketicilerin kolayca bulabilmeleri için işaretlendi.

Eğiticilerin eğitimi
GÜBRETAŞ

Gübretaş’ın düzenlediği “Eğiticilerin Eğitimi” programı kapsamında bugüne kadar 8 bin uzmana eğitim verdi. Geçtiğimiz Ocak ayında Çankırı, Çorum, Kastamonu, Kırıkkale ve Ankara’da yapılan eğitimlere bine yakın tarım danışmanı ve ziraat mühendisi katıldı. Tam gün süren eğitim toplantılarında Gübretaş’ın uzman ziraat mühendisleri katılımcılara “Toprak Bilgisi ve Toprak Analizi Sonuçlarına Göre Gübreleme Programı Oluşturulması” ve “Bitki Besleme ve Gübreleme Teknikleri” konularını anlattı.

Anne Okulu
PHILIPS AVENT

2012 yılında başlayan Philips AVENT Anne Okulu projesinde ilk uzman olarak Ayşe Öner ile çalışıldı. Bu programda, doğum sonrası süreçte emzirme ile ilgili yapılması gerekenler, yaşanılan sıkıntıları aşmak için profesyonel öneriler, kullanılması gereken ürünler paylaşıldı. Anne Okulu’ndaki ana tema farklı konularda uzman isimleri anne, anne adayları ve babalarla buluşturarak bu süreçte ihtiyaçları olabilecek konulara yer vermek. Projenin ikinci fazında gerçekleştirilen eğitim programında, dünya çapında son derece önemli bir kariyere sahip olan Psikolog, Yazar ve Eğitim Uzmanı Aletha Solter, annelerle birlikte oldu. Anne Okulu’na 100′ün üzerinde anne ve anne adayı katıldı.

KOBİ Dönüşüm

HALKBANK

KOBİ’lerin sürdürülebilir kurumsal uygulamalarının gelişimine destek olunması amacıyla Halkbank KOBİ Dönüşüm projesini yarattı. KOBİ Dönüşüm programı kapsamında Bursa, Gaziantep ve Çorum illerinde düzenlenen konferanslara yaklaşık toplam bin KOBİ temsilcisi ve ilgililer katıldı. Söz konusu üç ilde 30 adet firmaya bir günlük ücretsiz işyeri durum tespit çalışmaları yapıldı ve iki adet KOBİ’ye yönelik bir yıl sürecek ücretsiz eğitim ve danışmanlık hizmetlerine başlandı.

Hijyen Eğitimi

SELPAK

2002 yılından beri ilköğretim çağındaki çocukları el hijyeninden tuvalet kağıdı kullanımına kadar bilgilendirerek çocuklara doğru kişisel hijyen alışkanlıkları kazandırmaya çalışan Selpak, Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte yürüttüğü bu platformda 60 ilde, 8 bin 2 okulda, altı milyonu aşkın öğrenciye kişisel hijyen eğitimi verdi.

Sağlığı Geliştiren Okullar Projesi
UNILEVER

“Sağlığı Geliştiren Okullar” projesinin amacı çocuklara sağlıklı bir çevrede daha sağlıklı yaşam tarzına uygun bilgi ve davranışları kazandırmak ve onların ileride kendi sağlıklarıyla ilgili doğru karar verebilme yeteneklerini güçlendirmek. 11 ilde gerçekleştirilmesi planlanan “Sağlığı Geliştiren Okullar” projesi Rize’deki Atatürk İlköğretim Okulu’nda başlamıştı.

Yol Arkadaşı
GOODYEAR

Goodyear, “Yol Arkadaşı” kamyon şoförleri için Nisan’da “Dünya’nın Yükünü Birlikte Çekiyoruz” sloganıyla başlattığı roadshowla 9 bin kamyon şoförüne ulaştı, 1250 şoföre sağlık kontrolü yaptı. Kısa sürede Türkiye’nin 34 ilini dolaşan roadshow ile toplam 10 bin km yol kat edildi.

Yola Sağlam Çık
BRISA

Brisa, Lassa markası ile “Yola Sağlam Çık” projesi kapsamında uzun yol şoförleriyle bir araya gelerek “sağlıkla ve güvenle” trafiğe çıkmalarını sağlamak amacını taşıyor. Proje kapsamında 63 gün boyunca 45’ten fazla noktayı ziyaret edecek olan Lassa “Yola Sağlam Çık” ekibi sağlıklı beslenmeden fiziksel egzersizlere kadar birçok konuda ağır vasıta ve uzun yol sürücülerini bilgilendiriyor.

“Yola Güvenli Çık, Yolun Hep Açık”

BRIDGESTONE

Bridgestone’un “Think Before You Drive” global kampanyasının Türkiye ayağını oluşturan “Yola Güvenli Çık, Yolun Hep Açık” kampanyası, sürücüleri trafikte alınacak basit önlemler hakkında bilgilendirerek bu konuda toplumsal bir bilinçlenme sağlamayı ve bu sayede ülkemizde yaşanan trafik kazalarını en aza indirmeyi hedefliyor.

KOBİ Akademi
TEB

TEB KOBİ Akademi, KOBİ’lerin işlerini geliştirmeye yönelik bilgi ihtiyacını karşılamak, KOBİ’lerin uzun vadede ulaşmak istedikleri hedeflere yönelik hazırlık yapmalarını sağlamak için özel olarak geliştirilmiş ve KOBİ’lerin ihtiyaç duydukları konularda uzmanları tarafından ücretsiz eğitim almalarına olanak sağlayan programlar bütünü bir proje. TEB KOBİ Akademi çatısı altında Kurumsal Gelişim Eğitimleri, Gelecek Stratejisi Konferansları, TEB Tarım Buluşmaları ve TEB Kamu Buluşmaları düzenleniyor. TEB KOBİ Akademi çatısı altında bugüne kadar 39 ilde 68 etkinlik düzenlendi ve 19 binden fazla iş insanına ulaşıldı.
KOBİ TV
TEB
İnternet üzerinden yayın yapan sitede yeni iş fırsatlarından pazarlama ve satış bilgilerine, banka kredisinden KOSGEB desteklerine, dış ticaret için yurtdışı pazarlarından fuar haberlerine, yeni Türk Ticaret Kanunu ile vergi mevzuatı değişikliklerine ve inovasyondan teknogirişim girişimciliğe kadar pek çok konuda bilgilendirici binlerce video bulunuyor.

Melek Yatırım Platformu
TEB

Melek yatırım yapmak isteyen, varlık sahibi, yenilikçi, farklı alternatifleri yatırım alanında değerlendirmeye açık, vizyoner bireyleri girişimlerle bir araya getirmeyi amaçlayan bir platform. TEB Özel Melek Yatırım Platformu sadece yurtiçinde değil, yurtdışında melek yatırım statüsünde yatırım yapılabilecek projeleri de müşterilerinin görüşüne sunuyor ve tecrübeli melek yatırımcılar ile tanışıp deneyimlerini paylaşabilecekleri bir platform yaratıyor.

Forex Eğitimleri

İNTEGRAL MENKUL DEĞERLER

Her gün online olarak katılımlara açık olan Forex Eğitimleri forex analizleri, ekonomik gelişmelerin yorumlanması, işlem platformu ve kârı maksimize etmek adına verilecek işlem taktiklerinden oluşan konu ile ilgili soruların anlık olarak cevaplanabildiği kapsamlı eğitim online programı.

Ulusal Eczane Akademisi
PFIZER

Eczacıların mesleki gelişimlerine katkıda bulunmayı hedefleyen toplantıların ilki İstanbul, Kocaeli, Mersin, Adana, İzmir, Balıkesir, Uşak, Ankara, Konya, Samsun, Tokat, Kayseri ve Hatay gibi 24 farklı ilden yaklaşık 100 kadar eczacının katılımıyla gerçekleşti. İlk kez bu yıl düzenlenen Ulusal Eczane Akademisi toplantıları daha önce Pfizer Eczane takımı tarafından bölgesel olarak düzenlenirken, toplantıların artık ulusal çapta ve daha geniş kapsamlı olması hedefleniyor.

Hedef 20 Bin Kadın
DOĞUŞ GRUBU

Toplumda önemli bir yere sahip olan kadınların aile ekonomisinde söz sahibi olmak üzere bilinçlenmesi ve paranın idaresi için finansal okuryazar olabilmesi için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSMEK, Doğuş Grubu ve Para Durumu işbirliğinde başlatılan proje kapsamında 2013 yılında İSMEK’li 20 bin kadın kursiyerin finansal okuryazar olması amacıyla seminerler düzenleniyor.



http://satiskocum.blogspot.com.tr

Proudly Powered by Blogger.