30 Eylül 2019 Pazartesi

Sosyal Medyanın Halkla İlişkiler Alanına Getirdiği Yenilikler

by karamanni  |  in sm at  15:44:00



Halkla ilişkiler mesleğinin temelinde hedef kitleyi menfaati doğrultusunda ikna etmek vardır. Ancak hedef kitleyi zorla ikna etmek yerine onlara katkılar sağlayarak ikna etmeye çalışmak, daha etik olmaktadır. Dolayısıyla sosyal medya üzerinde yapılan halkla ilişkiler uygulamaları da bu temel prensibi benimsemelidir. Sosyal medya üzerinde yapılan halkla ilişkiler uygulamalarında; hatırlatmak, olumlu düşünce yaratmak, halkla ilişkiler uygulamasının sevilmesini ve bu sayede yayılmasını sağlamak için stratejiler üretilmelidir. Sosyal medyayı geleneksel medyadan ayıran en önemli özelliği geri dönüşüm alma olanağı tanıması ve karşılıklı diyalog kurmayı sağlamasıdır. Artık sosyal medyayı kullanan tüm kurum ve kuruluşlar kendi hedef kitleleriyle; sosyal medya ağları üzerinden iletişime geçmektedir.
Hedef kitleyi anlamak onlara en uygun içeriği sunmak ve anlaşılır mesajı hazırlamak için hedef kitleyi en iyi şekilde tanımak gerekmektedir. Sosyal medya üzerinde hedef kitle ile iletişimi geliştirmek için yapılması gerekenler; iletişim konusunda açık ve anlaşılır olunmalıdır. İletişim hedeflerine ulaşmak için hangi sosyal medya ağının kullanılacağına iyi karar verilmelidir.
Sosyal medya, diğer medya organlarına göre daha özgür ve maliyeti olmayan bir alandır. Dolayısıyla bu ortamların seçiminde kurumun iletişim amaçlarına uygun olup olamadığına bakılarak yer almak, halkla ilişkiler uygulamalarının başarıyı yakalaması açısından önemlidir.25
"Çevrimiçi medya olarak da isimlendirilen sanal ortamın halkla ilişkiler uygulamalarına sağladığı en önemli fırsat ve yararları şöyle sıralamak mümkündür;
•       Sosyal medya araçları sayesinde kurumların halkla ilişkiler uygulamaları ile ilgili hedef kitle ile anında iletişim kurması ve geri bildirim alma özelliğinin olması.
•       Sosyal medya ile rakipler ve ilgili konulara yönelik bilgi toplama kolaylığının olması.
•       Küresel olarak medyada yer alma fırsatı sağlaması.
•       Halkla ilişkiler uygulamalarına göre belirlenen tüketiciye, niş kitlelere bilgi gönderilebilmesi.
•       Haber kanallarına anında resim, video ve metin içerikli haberlerin gönderilebilmesi.
•       Sanal ortamda tutundurma ve pazarlama çalışmaları yürütmek.
•       Hızlı ve kolay referans için doküman arşivleme ve güncelleme.
•       Çalışanlara İntranet ortamında, sanal haber bülteni, anketler yollayabilme ve sanal iletişim kurabilme.
•       Halkla ilişkiler uygulamaları için önceden ayarlanmış eş zamanlı siber konferans imkanı sunması.

•      Yeni ortaya çıkan konu ve gündem ile pazar değişikliklerine anında yanıt verme imkanı sunması.
•       Sık sorulan sorular bölümü oluşturarak önemli bir ihtiyacı giderme olanağının olması
•       İş takibi yapma ve müşteri portföyü oluşturma imkanı.
•       Ortaklık daveti ve şirket birlikteliği oluşturma imkanı”.[1]
Yoğun rekabet içerisinde faaliyet gösteren kurumlar, müşterilerini ellerinde tutabilmek, bilgi ve uygulamaları takip edebilmek, yeni müşteriler edinebilmek, için halkla ilişkiler iş süreçlerini sürekli olarak yeniden tasarlayabilmelidirler. Diğer taraftan firmalar ürün, hizmet ve kurumları ile ilgili birçok bilgiyi internet üzerinden çoklu ortam desteği ile geniş kitlelere geleneksel yöntemlerden farklı olarak derinlemesine sunabilmektedirler.
İnternet halkla ilişkiler çalışmalarını zaman ve mekan kavramından soyutlamaktadır. Kurum ile ilgili herhangi bir halkla ilişkiler çalışması, her an internet ortamından ulaşılabilmektedir. Kurumlar bu yeni medya ile uluslararası halkla ilişkiler çalışmalarını yürütebilmekte, farklı ülkelerdeki hedef kitlelerine ulaşabilmektedirler.[2]


[1]   Sayımer, a.g.e, s. 67, 68.
[2]   Çetin, a.g.e, s.26.


Ayça BURGAZ

Halkla İlişkilerde Sosyal Medyanın Kullanımı

by karamanni  |  in sm at  15:43:00



Dünya genelinde yapılan araştırmalara bakıldığında internetle birlikle sosyal medya araçları milyonlarca insan tarafından kullanılmaktadır. Sosyal medya sürekli güncellenebilmesi, birden çok kişinin aynı anda kullanımına açık olması, sanal ortamda kullanıcılar arasında paylaşıma olanak tanıması açısından en ideal mecralardan biri olarak gösterilmektedir. [1]
Halkla ilişkiler; hedef kitlelerle çift yönlü iletişimi esas alan; dürüst ilişkiler kurmayı hedefleyen ve karşılıklı menfaatleri önemseyen bir disiplindir. Bu nedenle kimi zaman yüzyüze yapılan iletişim; hedef kitlenin sayısal çoğunluğuyla doğru orantılı olarak, kimi zaman da farklı iletişim yöntemleriyle gerçekleştirilmektedir. Halkla ilişkilerde medya yönetimi; uzmanlık gerektiren, medyayı tanıyan ve iyi analiz eden uzmanlar tarafından yönetilmelidir.
Halkla ilişkiler uzmanları, hem kamuoyunun haber alma ihtiyacını gidermek hem de görev yaptıkları kurumun halkla ilişkiler amacını yerine getirmek için çalışmaktadırlar. Bu nedenle halkla ilişkiler uzmanlarının yaptığı işlerde en büyük yardımcısı medyadır. Halkla ilişkiler uzmanları, medya organları ile sürekli ilişki içinde olmalıdır.[2]
Halkla ilişkiler birimleri, beraber çalıştıkları kişilerle işbirliği içinde olmalıdır, etkileşim sağlamaya yönelik ve onlara yararlı olacak çözümler üretmelidir. Bunları üretmek için de yaratıcı olunmalıdır ve çevrimiçi halkla ilişkiler çözümlerinden yardım alınmalıdır.
Pazarlamanın ve ikna gücünün kurumların elinden çıkıp tüketicilerin eline geçmesiyle, geleneksel halkla ilişkiler çalışmaları artık güvenilir olmamaktadır. Kurumların hedef kitlelerine gönderdikleri mesajlar açısından bakıldığında, kurumların mesajlar üzerindeki kontrolünü kaybetmeye başladıkları görülmektedir. Çünkü çevrimiçi toplulukları oluşturan paydaşlar, sosyal medyada yer alan içerikleri kontrol altına almaya başlamışlardır.
Sosyal medya insanların bilgiyi alma ve paylaşma şeklini değiştirmiştir. Sosyal medya, çevrimiçi toplulukları yaratmıştır, bu çevrimiçi topluluklar halkla ilişkiler açısından bakıldığında ise yeni birer paydaş grubu oluşturmaktadır. Bu sosyal paydaşların her biri kurumla, ürünle, markayla ilgili bir içerik yaratabilmektedir, bunu yayınlayabilmektedir, paylaşabilmektedir ve diğer kişileri etkileyebilmektedir.[3]
Halkla ilişkilerde geliştirilen ve yararlanılan içerik ya da mesajlar üzerinde teknolojinin önemli etkisi vardır. Genel olarak blog, podcast ve web siteleri farklı hedef kitleye mesaj iletme araçları olarak kullanılmaktadır. Özellikle halkla ilişkilerde hareket halindeki genç hedef kitleye ulaşmak açısından cep telefonu mesajları ve sanal oyunları içeren interaktif medya giderek önem kazanmaktadır.[4]
İnternet tüm dünyada mesaj iletmek için büyük bir araç ve icat olmasına rağmen, iletilerin beğenilmesi ve saygı görmesi için konular günlük olaylarla ilgili olmalıdır. Tüketicilerin güvenini kazanmak ve şirketler üzerinden markalaşmak için olağan konularla ilgili yazmak gerekmektedir. İnsanların görüşlerini yazması için güvenilir olunmalıdır ve böylece alıcılardan somut bir destek alınabilir.
Tanıtım, size ürün ve hizmet satmak için gereken görünürlülük ve güvenilirlik elde etmek için yardımcı olabilecek bir araçtır. İnsanlar sosyal medya üzerinden yapılan tanıtımlara inanmak istemektedirler. Tanıtım, haber eleştirileri, bültenler, şirketlerin oluşturdukları basın içerikli yazılar ve reklamlara inandırılmalıdır. Medya tarafsız ve adil olduğunda güvenilmektedir. İnsanlar tarafından değerlendirmeler durumunda, güvendikleri kişi, uzman, ürün ve şirketler hakkında sosyal medya da yazmaktadırlar. Bir kelimeyle açıklamak gerekirse tanıtım güvendir.[5]
Yeni medyada etkileşim; iki tarafın karşılıklı olarak iletilere cevap verebilmesi nedeniyle yüzyüze iletişimdeki, iletişim işleyişinin belirli bir kısmını kapsar; zamanlama, içerik ve dolaylı bir ortam içinde bir iletişim eyleminin gerçekleşme sürecini kontrol edebilme olanağını da sunmaktadır.[6]
Sosyal medyada başarılı olmak için ve yapılan organizasyonlarla ilgili birçok insana ulaşmak için belirli bir çabaya ihtiyaç duyulmaktadır. Pazarlama, iletişim, halkla ilişkiler, müşteri hizmetleri, ürünü özelleştirme, insanlar için ürünleri geliştirme gibi bütün kurallar ve oyunlar, organizasyonların başarısı için önemlidir.[7]
İnternette zaman ve mekan kavramı olmadan oluşan sosyal ağlar, halkla ilişkiler çalışmaları için kamuoyu oluşturma, güven ve saygınlık elde etme yöntemlerinin iyi, faydalı ve ölçülebilir olarak yapıldığı iletişim kanalları olmuşlardır. Sosyal ağların sayısı fazlalaştıkça halkla ilişkiler uygulamalarında daha çok kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde bir halkla ilişkiler kampanyası sosyal medyadan özellikle de Facebook’tan ayrı olarak düşünülememektedir. Sosyal medyada yer almaya karar veren şirketlerin ilk yaptığı Facebook’ta şirkete ait bir sayfa açmak ve sosyal paydaşlarla bu sayfa üzerinden iletişime geçmektir.

Facebook profesyonellerin kullanabileceği en kolay ve en kullanışlı sosyal medya araçlarından biridir. İletişim uzmanları sosyal medyada şirketle ilgili yazışmaları gözlemlemelidir. Facebook'ta firmayı takip eden kişilerle mesajlaşma yoluyla iletişim kurulabilmektedir. Bu yolla insanların soru ve sorunlarına daha hızlı ve anında cevap verilebilmektedir.
Profesyonellerin üye olup uzmanlık dallarıyla ilgili bilgi alışverişi yaptığı en önemli sosyal ağlardan biri olan Linkedin de benzer bir şekilde halkla ilişkiler uzmanları tarafından kullanılmaktadır. Linkedın’in sağladığı en önemli avantajlardan biri halkla ilişkiler uzmanları arasında bir paylaşım sitesi olarak görev yapmasıdır. Ayrıca hedef kitleye ulaşmayı da kolaylaştırmaktadır.24


[1]   Didar Büyüker İşler, Münire Çiftçi ve Derya Yarangümelioğlu, Halkla İlişkiler Aracı Olarak: Sosyal Medyanın Kullanımı ve Yeni Stratejiler, Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal ve Beşeri Bilimler Dergisi, Cilt 5, No:1, 2013, s. 180.
[2]   Kara ve Özgen, a.g.e, s. 9, 10.
[3]   Alikılıç, a.g.e, s. 20, 21.
[4]   Sayımer, a.g.e, s. 65.
[5]   Mıtch Meyerson, Success Secrets of the Social Media Marketing Superstars, Entrepreneur Media, 2010, s. 130.
[6]Elif Burcu Çetin, Halkla İlişkilerin Sosyal Medya Ortamında İncelenmesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Anabilim Dalı, 2010, s.
23.
[7]Barger, a.g.e, s. 17.


Ayça BURGAZ

Sosyal Medya ve Halkla İlişkiler

by karamanni  |  in sm at  15:40:00



Web 2.0’dan önceki dönemde medya, büyük medya gruplarının tekelinde olan ve tek yönlü olan bir iletişim aracıdır. Medya tüketicisi olarak sadece bize sunulan seçeneklerden birkaçını seçebiliyor ve büyük gruplar tarafından hazırlanmış kontrolümüzün bulunmadığı içerikleri tüketebiliyorduk.[1]
Halkla ilişkilerde, müşterilerle iletişimde kalmak ve iletişimi yürütmek için, organizasyonlarda yoğun ve iyi bir şekilde sosyal medya kullanılmalıdır. Diğer departmanlarda da sık sık bilgi iletişimi, idare ve başarı için sosyal medya programları kullanılmalıdır.[2]
Halkla ilişkiler uzmanları artık, sosyal medyada çevrimiçi paydaşların önemini kavramaya başlamıştır. Sosyal medya ortamları; bloglar, çevrimiçi video ortamları, forumlar, sosyal ağlar aslında birçok insanın tüketici olarak seslerini duyurması açısından çok önemli bir araç haline gelmiştir. Bu kişiler seslerini sadece diğer tüketicilere değil, bu yolla kurumlara da duyurmaya başlamışlardır.
Halkla ilişkiler, Web 2.0’ı kullanmalıdır. Çünkü Web 2.0 halkla ilişkiler uzmanları için bilgiyi dağıtabilecekleri aracısız bir kitle iletişim aracı olduğu gibi, hedef kitlesini ve yaptıkları sohbetleri de takip edip geri bildirim alabilecekleri doğal bir ortamdır.
Web 2.0’ın işletmelere sağladığı en önemli özelliklerden biri, çevrimiçi paydaş toplulukları oluşturmasıdır. Bu gruplar hemen hemen aynı görüş içinde olan ve bu görüşleri birbirleriyle paylaşan, belirli bir marka, ürün veya hizmet üzerinde odaklanan, birbirleriyle çevrimiçi iletişime giren gruplardır.[3]
Artık bilgiye ulaşmak için çok çeşitli sayıda ve nitelikte araç bulunmaktadır ve bunlar sayesinde çok daha geniş ve fazla alandan internete bağlanarak küresel paylaşımın içinde yer alabilmekteyiz. Bu çeşitlilik ile insanlar çok uzak yerlerdeki kişiler ile rahat ve kolay bir şekilde iletişim kurabilmektedir. Sosyal medya ile insanlar yeni fikirler üreterek ihtiyaçlarına yönelik çözümler bulabilir hale gelmişlerdir.


[1]   Murat Karaman, Sosyal Medya 101 2.0, MediaCat Yayınları, 2. Baskı, 2013, s. 19.
[2]   Chrıstopher Barger, The Social Media Strategist: Build a Successful Program from the Inside Out, McGraw Hill, 2012, s. 13.
[3]   Alikılıç, a.g.e, s. 14, 15.



Ayça BURGAZ

Geleneksel Halkla İlişkilerden Sosyal Medya Halkla İlişkilere Geçiş

by karamanni  |  in halkla at  15:33:00



Halkla ilişkiler, belirli çaba ve çalışmalar sonucunda, çeşitli tekniklerin kullanılarak, çeşitli yolların izlenmesiyle; insanın, derneğin, özel ve kamu kuruluşlarının iş yaptığı kurumlarla ilişki içinde olması ve bunu sürdürmesidir.[1] Bu çaba ve çalışmalar teknoloji geliştikçe, çeşitli iletişim yolları ortaya çıktıkça değişmektedir ve halkla ilişkiler de bu değişimlere uyum sağlamaktadır ve çalışmalarını değişen teknolojiler yoluyla yapmaktadır.
Halkla ilişkiler kavramı ortaya çıktığı tarihten itibaren faaliyetlerini yapabilmek için ve hedef kitlesi ile iletişim kurmak için çeşitli modeller ve yöntemler geliştirmiştir. Geliştirilen modeller çağın gereklerine uygun olarak ortaya çıkmıştır. Eskiden geleneksel yollarla yapılan çalışmalar şimdi bu geleneksel yolların yanı sıra teknolojinin gelişmesi ile ortaya çıkan sosyal medyayı da kullanmaya başlamıştır.
Halkla ilişkiler hedef kitlesiyle iletişim kurabilmek için radyo, televizyon, açık hava ilanları, broşür, el ilanları gibi kanalları kullanmaktadır. Halkla ilişkiler uzmanları mesajlarını hedef kitleye iletirken, basın bültenlerinden, röportajlardan, basın makalelerinden ve sponsorluk gibi araçlardan yararlanarak kurumlarının adını medya kanallarında yayınlayarak kurumları için yararlı bir hedef kitle oluşturmaya çalışmaktadır.[2]
Geleneksel anlamda halkla ilişkiler, birey veya kurumların medya ile olan ilişkilerini temsil etmektedir. Geleneksel mecralarda ücret karşılığı yapılan reklamlar ile hedef kitleye ulaşılmaktadır. Sosyal medyada ise belirli bir ücret ödemeden hedef kitleye ulaşılabilmektedir. Sosyal medya yüksek ücret karşılığı yapılan kitle reklamlarından çok daha uygun bir ücretle veya ücretsiz olarak ve doğrudan hedef kitleye uygun şekilde hazırlanmış, kişileştirilmiş mesajlarla belirli tüketicilere ulaşma olanağı sunmaktadır.[3]
Televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi geleneksel medya tek yönlüdür. Bunun tersi olarak, bloglar gibi sosyal medya ağları ise çift yönlüdür. Karşılıklı online olarak yapılan konuşmalara herkesin katılmasına imkan vermektedir. Sosyal medya, katılımcıdır. Son kullanan, sayfa içeriğini şekillendirir ve diğer kişilerle paylaşır. Sosyal medya ağlarına katılım ve karşılıklı konuşma yoluyla sosyal medyada iletişim kurulmaktadır.
Geleneksel medyada, pazarlamacı ya da reklamcı hem içerik hem dağıtım anlamında mesajı kontrol ederken, yeni olan sosyal medyada bu kontrol müşteridedir. İçerik, tüm tüketicilere aittir. Tüketiciler, artık güçsüz ve etkisiz değillerdir. Konulara ilişkin yorum yaparlar, ürünleri destekler ya da desteklemezler ve yeterli geniş izleyici kitlesi önündeyseler kamuoyu oluşturabilirler.[4]
İnternetin hayatımızda önemli bir yer kaplaması; Web 2.0 uygulamalarının bütün iletişim disiplinleri tarafından ilgi görmesiyle birlikte; halkla ilişkiler disiplini de geleneksel medya uygulamaları dışında artık sosyal medya ortamlarında bulunmanın gerekliliğini fark etmiş ve bu alana da özen gösterme zorunluluğunu hissetmiştir. Halkla ilişkilerin sosyal medya ortamlarında gösterdiği uygulamalar PR 2.0 olarak adlandırılmaktadır. Geleneksel medya ve sosyal medya yapısal bazı farklılıklar göstermektedir.[5]
Sosyal medya kanallarının kullanılmaya başlanmasından sonra uzun süredir hayatımızda olan televizyon, radyo, gazete ilanları gibi tek yönlü iletişim sağlayan kanallar "geleneksel” kanallar olarak belirlenirken; bloglar, sosyal ağlar, içerik paylaşım toplumları, podcastler gibi mecralar "yeni” ve "sosyal medya” olarak belirlenmiştir.[6]
Günümüz uygulamalarına bakıldığında dünya genelinde halkla ilişkiler çalışmalarında Web 2.0 platformlarının sıkça kullanıldığı gözlemlenmektedir. Geleneksel medya üzerinden yapılan halkla ilişkiler çalışmalarının yanı sıra, firmaların interneti ve Web 2.0 ortamlarını kullanarak, paydaşlarıyla yeni iletişim yöntemleri geliştirdiği de izlenmektedir.
Bugüne kadar teknolojinin izin verdiği ölçüde yüzyüze görüşmeler, telefonla görüşmeler, röportajlar, basın toplantıları, basın bildirileri, basın bültenleri, video konferansları gibi halkla ilişkilerin medya ile ilişkileri kapsamındaki fonksiyonları; internet ve çevrimiçi teknolojilerin kamuoyuna sunmuş olduğu yeni fırsatlar sayesinde çevrimiçi ortamlara doğru geçmektedir. Bu geçiş dünyada olduğu kadar ülkemizde de kabul görmüş, basınla ilişkiler kapsamında yapılan birçok etkinlik, internet üzerinden çevrimiçi bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmaya başlanmıştır.[7]




[1] Pınar Aslan, Halkla İlişkilerde Yeni Eğilimler: Sosyal Medya, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Üniversitesi, Halkla İlişkiler Anabilim Dalı, 2011, s. 52.
[2] Tolga Kara ve Ebru Özgen, Sosyal Medya Akademi, Beta Yayınlan, 2012, s. 10.
[3] İdil Sayımer, Sanal Ortamda Halkla İlişkiler, Beta Yayınları, 2008, s. 71.
[4]   Erkan Akar, Sosyal Medya Pazarlaması: Sosyal Webde Pazarlama Stratejileri, Efil Yayınevi, 2010, s. 25, 26.
[5]   Kara ve Özgen, a.g.e, 2012, s. 11.
[6]   Irmak Özkaşıkçı, Sosyal Medya Pazarlama: Yeni Çağda Sosyal Medya Kullanımı ve Performans Ölçümü, Kendi Baskısı, 2012, s. 19, 20.
[7]   Özlem Aşman Alikılıç, Halkla İlişkiler 2.0: Sosyal Medyada Yeni Paydaşlar, Yeni Teknikler,
Efil Yayınları, 2011, s. 5, 6.



Ayça BURGAZ

26 Haziran 2019 Çarşamba

Facebook Sayesinde Seçim Kazanılır mı?

by karamanni  |  at  09:55:00
“Sadece 68 defa “Beğen” butonuna basmış herhangi bir Facebook kullanıcısının hangi partiye oy vereceğini %85 doğrulukla bulabiliriz…”
Alexander Nix: “harika bir fikrim var..”
Modern sosyal mühendislik “Cambridge Analytica” skandalını, çıkan sonuçlarını ve bizlerin yapabileceklerini Twitter üzerinde bir zincir ile paylaşmıştım. Bu paylaşımlar yaklaşık 45 milyon Facebook kullanıcısının olduğu ülkemizde toplumun her katmanından ve kesiminden büyük ilgi gördü. Şimdi bu zinciri yazı şekline getirmek, eksikleri gidermek ve derli toplu sizlere sunmak istedim.
Skandala konu olan Cambridge Analytica; tüketici, takipçi, seçmen davranışlarını değiştirmek isteyen iş dünyası ve siyasi partilere hizmet sunmayı amaçladığını ilan ederek 2013 yılında Londra’da kurulmuş. Şirket, verilerimizi davranış bilimlerini kullanarak analiz edip kurumların (şirket, parti, devlet, STK vb.) hedef kişi ve kitlelerini belirlemeye/bulmaya yardımcı olacağını ilan etmiş. Şirketin ilan etmediği ancak bir gizli kamera kaydında açıkladığı çalışma şeklinde ise,
“Bilgiyi internetin dolaşım sistemine bırakıp, arasıra küçük müdahalelerle olayın büyüyüp yayılmasını izleriz. Kimsenin propaganda olduğunu düşünmemesi önemli. Çünkü propaganda diye düşündüğünüz anda bir sonraki soru; arkasında kim var?”

Yavaş yavaş kahramanlarımızı tanıyalım.
Cambridge Analytica şirketinin kurucusu Alexander Nix, bir finansal analist uzmanı. 25 yıldır hükümetler ve askeri kurumlar için bilgi, analiz ve strateji elde eden bir şirket olarak kendini tanıtan SCL Group bünyesindeki SCL Elections (SCL grubunun seçimler ile ilgili şirketi) isimli şirkette 2003 yılında CEO olarak çalışmaya başlıyor. Önemli bilgi, SCL Group şirketinin Türkiye ofisi de var.
Skandala konu olan Cambridge Analytica ise 2013 yılında SCL Group bünyesinde kuruluyor. Alexander Nix o yılları şöyle anlatıyor;
“ABD’de Demokratlar teknoloji devrimine öncülük ediyorlardı. Veri analizi ve dijital dünya Cumhuriyetçilerin rekabette zayıf oldukları alanlardı. Biz de bunu fırsat olarak gördük.”
Şirket, bu fırsatları sadece müdahale ettikleri ifşa ile kesinleşen 2016 yılı haziran ayındaki ABD’de Trump’ın başkan olduğu başkanlık seçimi ve aynı yılın kasım ayındaki İngiltere’nin AB’den ayrıldığı Brexit referandumu kampanyalarında mı gördü, bilinmez! İddialar hatta soruşturmalar Nijerya, Kenya, Çekya, Hindistan ve Arjantin’a kadar uzanıyor.
Ayrıca hem o yıllarda da hem de günümüzde bu alanda çalışan birçok şirket olduğunu biliyoruz.
Ve Cambrigde Analytica, vadettiği plana göre hedeflenen kişiler ve kitleler için özel içerik üretmeye başlar. Hedef kitleler ve kişiler yani “kime seslendiğin” her alanda insanlık için hep önemli olmuştur/olmalıdır. İnternet ve üstündeki teknolojiler ise sesleneceğin doğru kişiyi bulmak için şimdiye kadar insanoğlunun bulduğu en iyi araç.
Peki, neyi/nasıl yapmışlar?
İki çalışma önlerini açmış.
Birincisi; 2008 yılında Cambridge Üniversitesi Psikometri Merkezi’nden davranışbilimci iki doktora öğrencisi (Kosinski ve Stillwell) “Büyük Beşli”adlı seksenli yıllardan kalma davranış teorisi üzerinde çalışmaya başlamış. Nedir bu teori;
Bireylerin her davranışının kişiliklerindeki 5 yapıtaşı (yeniliklere açıklık, mükemmeliyetçilik, sosyallik, uzlaşmacılık ve kırılganlık) üzerinden çözümlenebileceğini savunuyor.
Teoriyi test etmek ve sonuçlar bulmak için kendi geliştirdikleri “MyPersonality” adlı bir Facebook uygulaması yapmışlar. Facebook kullanıcılarına kişisel basit sorular soran bu kişilik testi uygulaması üzerinden gönüllü denekler ile çalışmaya başlamışlar.
Bu noktada aklımıza “Nasıl oluyor da Facebook, bu test ve uygulamalara izin veriyor?” sorusu gelebilir; 2010 yılında Facebook daha fazla kullanıcıya ulaşmak, para kazanmak vb. için “bizi” uygulama geliştiricilerine (STK, akademisyen, analiz şirketleri, yazılımcılar vb.) satıyor; “Dükkan sizin, Facebook daha çok kullanılsın, daha çok çevrimiçi olunsun. Bir şeyler yapın gibi.”
Facebook hesaplarımızda bulunan her türlü bilgimizin bu uygulama geliştiricilere sonuna kadar açık olduğu yıllarda iki bine yakın proje için bilgilerimiz kullanılıyor. Hatta; diyelim ki siz bu uygulamalardan kullanmadınız, izin vermediniz ama Facebook arkadaşınız kullandı, izin verdi. Geçmiş olsun.
“MyPersonality” uygulamasının hikayesine devam edelim..
Facebook kullanıcılarına bu uygulama üzerinden; Maceracı mısın?, Bir topluluğun önünde konuşabilir misin?, Kapalı yerlerde huzursuz olur musun? gibi davranış/kişilik ile ilgili çok basit ve rahatsız etmeyecek sorular yöneltmişler. Bu testin uygulaması değil ama sitesi hala çalışıyor, hatta tüm veriler/sonuçlar ilan edilmiş. Bu basit sorularla milyonlarca kişinin bilgilerine ulaştıklarında ellerinde dünyanın en büyük psikometri veri seti oluşmuş ve rotayı bambaşka bir yöne çevirmişler. İşte burda dananın kuyruğu kopmuş.

Tam o yıllarda Facebook, “Beğen” özelliğini devreye almış. Birbirimizin paylaşımlarında kullandığımız bu özel ve kişisel özelliği kendi projeleri için kullanmaya başlamışlar. Yani “Neyi Beğeniyorsan O’sun” ile büyük beşli teorisini ilişkilendirmişler.
Facebook kullanıcılarından izin bile istemeye gerek olmadan, herkesin ulaşabileceği bir veri vardır artık: “Beğeniler” . Onlarca firma/kişi; kural, kanun, ahlak gibi olmazsa olmazları gözardı ederek sessiz sedasız bu “davranış mühendisliği” üzerine çalışmaya başlamış.
Bu çalışma sonuçlarından birine göre; herhangi bir Facebook kullanıcısının sadece 68 Beğenisi üzerinden deri rengi, cinsel yönelimi ve hangi partiye oy vereceğini %85 doğrulukla ölçebildiklerini keşfetmişler.
Dahası her Facebook abonesinin davranış özelliklerini 70 Beğeni ile arkadaşından, 150 Beğeni ile ailesinden, 300 Beğeni ile eşinden ve bir miktar daha fazlasında ise kendisinden bile iyi tanımlayabildiklerini görmüşler. Sadece “Beğen” butonu!
Doktora öğrencileri Kosinski ve Stillwell’in bu araştırmalarını 2012 yılında makale olarak yayınlamalarının hemen ardından Facebook, Beğen özelliğini dışarıdan ölçümlemeye kapatmış. Ancak bu araştırma fırsatçılara çoktan ‘ilham kaynağı’ olmuş.
İkinci olay; İtirafçımız Christopher Wylie o sıralarda London School of Economics’te doktora öğrencisi. Bu araştırmayı 2013 yılında gören ve heyecanlanan Wylie, SCL Elections CEO Nix’e kafasındaki projeyi anlatır. Birlikte Cambridge Analytica şirketini (akademik çalışma gibi gözüksün diye firmayı ve ismini Cambridge Üniversitesi ile bağlantılı gösterirler) kuruyorlar. Wylie ve Nix’e artık bir veri havuzu lazımdır. Cambridge Üniversitesi’nden akademisyen Dr. Aleksandr Kogan (NeoBilimci) ile tanışır ve anlaşırlar. Kogan, 2014 yılında şirketi Global Science Researcharacılığı ile Facebook üzerinde yeni bir kişilik testi uygulaması başlatır.
Önemli not; aslında Dr. Kogan ilk testi yapan ve başarılı olan Kosinski ve Stillwell ile arkadaş. Gelin beraber yapıp, satalım diyor. Kabul etmiyorlar. Kogan, projeyi onlardan öğreniyor ve kopyalıyor. Planı yapıyor. Modeli eğitip, geliştiriyor.
Kogan’ın testinin tek farkı var; cevaplayanlara 1–2 dolar vermiş. İnsanlar testi cevaplar iken hem kendi hem de arkadaşlarının profillerinin ele geçirildiğinden habersizdiler. Test 270 bin kişiye ulaşmış, onlar üzerinden sarmal ile 50 milyon kişiye! Neyi takip ettik, yorumlarımız, neyi beğendik, hangi haberi okuduk, hangi müziği dinledik vb.
Kogan, bu senenin başında (olay artık gün yüzüne çıkmışken) CNN canlı yayınında kıvırıyor. “Ne yapacaklarını bilmiyordum, ben sadece akademisyenim, proje yaptım. Sonra bana şirket kur dediler kurdum. Projemiz çok da iyi çalışmıyordu zaten…”
Böylece “thisisyourdigitallife” isimli test; bir truva atı mantığı ile çalışıp testi cevaplayanların arkadaşlarının profillerini (yaklaşık 1 milyon dolar harcayarak) izinsiz şekilde elde ederek bir havuz oluşturmuş oldu. Kişiye özel “politik” reklamlar üretmek için gerekli veri havuzu kullanılmak için bekliyordu artık.
Şimdi sıra bu projeyi geliştirmeye ve satmaya geliyor; enteresan bağlantılar! sayesinde Nix, projeyi aşırı sağcı yayın politikasına sahip Breitbart internet sitesinin de kurucusu olan Steve Bannon’a götürüyor. Bannon, daha sonra Trump’ın seçim kampanyasını yöneten baş stratejisti olarak çalışacak.
Bannon, şirkete ortak oluyor ve 2014 — 2016 yılları arasında şirketin yönetim kuruluna giriyor. Projeyi geliştirmek ve yukarılara taşımak için yakın arkadaşı Robert Mercer’den destek istiyor. Trump destekçisi, bağışçısı milyarder Robert Mercer, Cambridge Analytica’ya 15 milyon dolar mali kaynak veriyor.

Ve ABD Başkanlık Seçimi: Haziran 2016
Cambridge Analytica ekibi Trump’ın seçim ekibi ile çalışıp kendi ifadeleriyle; “Milyonlarca veriyi analiz ettik. En çok ikna edilebilecek seçmeni tespit edip, ilgilendikleri meseleleri belirledik ve ‘kişiyi hedef alan’ mesajlarla harekete geçirdik.”
Örneklerle anlayalım;
•        Trump’ı tüm konuşma ve mesajlarını ellerindeki veri setleriyle insanların kişilik, davranış ve ihtiyaçlarına göre hazırladılar.
•        Politik mesajları test ettiler. “İslam’ın bu ülkede yeri yok” gibi radikal bir söylemi haberleştirip, profil tepkilerine baktılar.
•        Etkili yalanlar üretip, yaydılar. “Göçmenlerin ülkemize maliyeti askeri harcamalarımızın üstünde..” gibi.
•        17 eyalette her gün Facebook üzerinde ellerindeki profillerin kişiliğine göre şekillendirilerek sadece o kişiye gösterilen Trump yanlısı paylaşımlar ve anketler yaptılar. Bazen anketleri dolduranlara para bile verdiler.
•        Trump’a asla oy vermeyecek Miami’deki siyahlara, onları sandığa gitmekten alıkoyacak haberleri (örneğin: Clinton aleyhinde) gösterdiler. Bu sayede seçime katılımı bölgede %7–8 etkilediler.
•        Trump’ın konuşmalarından parçaları tarafların beklentilerine uyacak şekilde bir kısmını sağcılara bir kısmını liberallere vb. gösterdiler.
•        Ellerindeki verilere göre iki parti arasında kalan kararsızları tespit edip, onlara yoğunlaşan reklamlar yaptılar.
•        Aynı mahalledeki az eğitimli, fakir, aktif insanları belirlediler. Sonra bunlara hoşlanmayacakları haberleri verip, karşıt statüdeki insanlarla kavga ettirdiler vb.
Burada korkunç olan “bizim kim olduğumuzu” profillerimizden bilmeleri idi. Böylece haber ve reklamları doğru zamanda doğru seçmene göstererek, 2016 seçimlerinde Trump’ın önü açılmış oldu. (Kaynaklara göre 220 milyon ABD’liye ulaşmıştı bu operasyon)
Vezafer. Trump’ın seçim kampanyasının dijital kısmını yöneten Theresa Hong: “85 milyon dolar harcadık. Facebook olmasaydı, seçimi kazanamazdık..” dedi.
Tüm bu olup bitenler konuşuluyor, haber yapılıyordu. Ancak, Cambridge Analytica’dan Christopher Wylie’ın pişmanlık ifşası! ve İngiliz The Guardian gazetesinin haberiyle olay kesinleşti bir anlamda.

Ne oldu da ifşa zamanı geldi şu an için bilinmiyor. Bir “propaganda makinesi” ürettiklerini söylüyor ve kendi ifadesiyle ne yaptıklarını basitçe anlatıyor;
Peki, tüm bunlar olurken Facebook ne yaptı?
Kogan’a profiller üzerinden araştırma yapmasına 2015 yılından beri izin verdiklerini söyleyen Facebook, “Bu çalışma ticari olmadığı için izin verdik. Sonuçta insanlar bilerek bilgilerini paylaştılar, herhangi bir sisteme girilmedi, şifreler ve hassas bilgiler çalınmadı veya hacklenmedi. Bu araştırma sonuçlarının Cambridge Analytica’ya verildiğini bilmiyorduk.” şeklinde resmi bir açıklama yaptı.
Cambridge Analytica CEO’su Nix ise bir gizli kamera kaydında; “internette yaydıkları bilginin illa doğru olmak zorunda olmadığını duyguları harekete geçirmesinin yeterli olduğunu” söylemiş. Yani hem suçlu hem güçlü.
Facebook — Cambridge Analytica ilişkisi ise büyük boyutta duygusal!. Başka nedenler de var. Bu nedenleri başka bir yazıda değerlendirmek isterim.
Sonuçta “sosyal medya şirketleri” bize verdikleri hizmet ve servisleri bu yüzden bedava yapıyorlar. Yani Cambridge Analytica gibi onlarca firmaya satıyorlar. Birşey ücretsiz ise “ürün” biziz.
Diğerleri (Örneğin: Google) bunu, belki de daha fazlasını yapıyor. Hatta dünya üzerinde internetleri olmadıkları için “birşey arayamayan/beğenemeyen” insanlar için bile çözümleri var.
Örnek: Google Project Loon (havadan ücretsiz internet projesi)
Hatta bu veri analizi işi ile uğraşan şirketlerin yazdığı “hedef kitle yazılımlarının (algoritmalarının)” artık kontrolden bile çıktığını iddia edenler var. “Yani yapan bile düzeltemez, sonuçlarını bilemez” deniyor. Örnek;
Kumar bağımlısı bir ABD’li her haftasonu düzenli internetten uçak bileti alıyor kumarhane şehri LasVegas’a. Google bunu biliyor. Adam kumarı bırakmak için tedavi oluyor, mücadele ediyor. Bu mücadele sırasında birgün Google reklamı çıkıyor karşısına; “LasVegas’a ucuz bilet ister misin?”

Peki, şu ana kadar skandalın sonuçları neler oldu?
•        İngiltere/ABD’de soruşturma başlatıldı.
•        Şirket faaliyetleri şimdilik askıya alındı, CEO Nix görevden alındı.
•        Facebook şimdilik kaçamak açıklamalar yapıyor. Şirket içinde görevden almalar oldu, borsada ciddi değer kaybediyor.
•        Zuckerberg, “hatalar yaptık” dedi ve ekledi “şu ana kadar çok ciddi kullanıcı kaybetmedik”
•        Avrupa Parlamentosu Başkanı A. Tajani; ‘’Mark Zuckerberg’i Avrupa Parlamentosu’na davet ettik. Facebook’un, kişisel verilerin demokrasiyi manipüle etmek için kullanılmadığına, 500 milyon Avrupalının temsilcileri karşısında açıklık getirmesi gerekiyor.” dedi.
•        AB Dijital Komisyonu: “Hedeflenmiş kitlelere yapılan seçim kampanyası seçmen manipülasyonudur, geçersizdir. Çünkü seçim kampanyasında vaat edilenler tüm kamuoyunu ilgilendirir.” dedi. Brexit konusu ilginç olacak!
•        Özellikle ABD kamuoyu çok büyük tepkiler (haklı olarak) vermeye başladı. “Facebook’u silin, Facebook’a düzenleme” etiketleriyle paylaşımlar yapılıyor ve hesaplar siliniyor. Büyük bir sivil harekete dönüşebilir.
Bu skandal neden bugün çıktı, bu neyin kavgası?
•        Trump/ABD/Rusya/İngiltere’nin Facebook üzerinden hesaplaşması olabilir mi?
•        İnternet teknolojisi ve özellikle Facebook yüzünden gelir kaybı yaşayan geleneksel medya devlerinin (Murdoch gibi) intikamı mı?
•        Trump karşıtlarının abartması mı?
Zamanla ortaya çıkar. Çok önemli değil bence. Bizleri ilgilendiren komplolar üzerine konuşmak veya “ne büyüksün big brother!” demek yerine “Bize etkileri ne? Şimdi ne yapmalıyız? Nasıl önlemler almalıyız?”olmalı. Birey/Toplum/Devlet olarak yapılması gerekenler var.

Ama önce anlamak. “OKU” (Ne içinde yaşıyoruz?)
Anla 1: İnternet bir araç. Mecralar, yapıcılar, kullanıcılar iyi veya kötü. Geldiğimiz noktada; interneti ve üstündekileri domine edenler/etmeye çalışanlar eskinin yeni kapitalistleri.
Anla 2: “Bilmek iyidir, herşeyi bilmek daha iyidir.” kafasındaki veri canavarlarına tek başımıza karşı koyamayız. Birlik olmalıyız: Sivil Toplum.
Anla 3: Gençleri (kendini genç hissedenleri) yani internetin içinde doğan kuşakları suçlamadan, anlamaya çalışmalıyız. Suçlanan insan dinlemez, sorunu görmez, çözümün içinde olmak istemez. Buradalar, burada kalacaklar. İki gün içinde YouTuber Enes Batur’un filmini neden 455 bin kişi izlediğini düşünmek gerekiyor.
Araştırma: 12–17 yaş grubunun %93’ü siyasal kimliklerini internet üzerinden ediniyor.
Anla 4: Bu gençlerin Wikipedia, Uber, Bitcoin gibi tartışmalarını/isyanlarını haklı/haksız penceresinden farklı olarak okumak gerekiyor çözümler üretmek için. “Bugün yeni şeyler söylemek lazım, cancağazım!”
Anla 5: “İnternette bana birşey olmaz, ben kimim ki, benim paylaştıklarım önemsiz, hesaplarım yok, herşeylerimiz zaten ellerinde” gibi umarsız, güvenliği paylaşmamakta gören, teslimiyetçi ve komplocu yaklaşımların bu işleri yapanlara yaradığını bilmek lazım.
Anla 6: Gerçek hayatta; itibar, güvenlik, sosyallik, haklar, sorumluluklar gibi kavramlara ne kadar dikkat ediyor isek “dijital dünyada” kat kat daha fazla önem vermek gerektiğini bilmek. “İyi veya kötü her olayda; gerçek hayatta bir kişiyle dijital dünyada milyonlarla muhataplık/etkileşim var.

“Bireysel” olarak Facebook özelinde neler yapabiliriz?
•        Kişisel bilgilerinizi (adres, tatil tarihi, kimlik bilgileri, telefon vb.) paylaşmayın.
•        Uygulamalar indirip izinler vermeyin. Önceden kullandıklarınızı ayarlardan kapatın, izinlerini iptal edin.
•        Gizlilik ayarlarınıza bakın. Mümkün olduğunca verdiğiniz izinleri kapatın.
Bunlar minimum güvenlik önlemleri. Asıl önlem vicdan ve tecrübemizde. Gördüğümüz içeriklerin yalan veya abartı olabileceğini, en önemlisi bize özel olduğunu unutmamak. Her halükarda manipule edilebiliriz. Profesyonel taktiklere yenilebiliriz. Tek çözüm kapatmak, hesabı silmek diyenler var. FB, Whatsapp, Instagramını kapatabilir misin?

“Toplumsal” olarak Facebook özelinde neler yapabiliriz?
•        Toplumsal olarak Facebook kapatmaya var mıyız? sorusunu sormalı veya en azından Facebook tüm dünyaya hesap verebilir şekilde düzenlenmeli/denetlenmeli gibi kamuoyu ve baskı oluşturmalıyız. (Bakınız: GAFA / Fransa Hareketi)
•        Aynı baskıyı bu konuda bizleri temsil etmesi beklenen tüm kamu kurumlarına ve hala konuya kayıtsız kalan medyaya da yapmalıyız.
        
“Devlet/Kamu” Facebook özelinde neler yapmalı?
•        Ülkemizin tüm kurumlarının, “Saklayacak birşeyim yok” diyen vatandaşa bile “tuvalete giderken ne yaptığımız bilindiği halde kapıyı kapatıyoruz” diyebilen kuşatıcı bir güvenlik politikasına sahip olması.
•        Bu konuları TBMM ve kurumların gündemine getirerek; ilgili kanun, düzenleme ve denetimlerin yapılmasını sağlamak.
•        Bu konuların her yaştan vatandaşa anlatmak, anlatılmasını sağlamak. (MEB müfredatına, Diyanet’in hutbesine eklemek, TRT’yi kullanmak vb.)
•        Bu konuların uzmanlarını yetiştirmek. Yetişmiş uzmanların kurumlarda danışmalık yapmalarını sağlamak, devlet aklının stratejilerini belirlemek/güncellemek.
•        Veri canavarı sosyal medya şirketleriyle her konuda pazarlığa/diplomasiye tek başına değil güçlü ortaklarla girmek. (Örnek: AB)
Uzun oldu farkındayım, ama belki bugün belki yarın dünya görüşümüze ve/veya değerlerimize yönelik sosyal mühendislik yapıldığında okunacak kaynakları bile bulamayabiliriz.
İyi okumalar.


17 Mayıs 2019 Cuma

İnsanlık yeni türünü yaratıyor

by karamanni  |  in çatışma at  16:13:00


Sanayi devrimi sonrası hızla gelişen insanoğlu, son dönemlerde artık algılayabileceğinden daha çok bilgi bombardımanı altında yeni duruma ayak uydurmaya çalışıyor. Bu durum insanoğlunun bilişsel olarak hızlı bir gelişim göstermesine neden olurken bu hızlı gelişime ayak uyduramayanları da var etmektedir. Günümüzde bu gelişmişlik farkı ayrı bir tür olarak algılanmasa da gelecekte bu farkın daha da açılması iki farklı türden söz edilmeye başlanmasını gündeme getirecektir. Açılan fark yeni türe sunacağı olağanüstü olanaklar sayesinde daha da derinleşecek ve bundan mahrum kalanlar açısından ulaşılamaz hale gelecektir.

İnsanlık tarihi incelendiğinde belirli bölgeler veya statüler arasında bilişsel farklılıklar olduğu gözlenmekte ve bilişsel gelişmişlik her zaman fiziksel gelişmişliği kendi çıkarı için kullanmıştır. O zamanın koşullarında bilişsel gerilik ayrı bir tür olarak değerlendirilmiştir.   Her zaman olduğu gibi kendini üstün gören diğerine yaşama hakkı vermemekte ve köleleştirmektedir.


Proudly Powered by Blogger.