Halkla İlişkiler siyasal iletişim
sürecinde yer alan pazarlama, reklâmcılık ve propaganda gibi bazı işlevlere
sahiptir. Bu işlevlerin bazıları diğer alanlarla örtüşmekte, bazıları ise
yalnızca halkla ilişkilerin özgün işlevleri olarak nitelendirilebilmektedir. Halkla
ilişkilerin siyasal iletişim sürecindeki işlevleri genel olarak şöyle sıralanabilir.
- Halkla ilişkiler yöntemlerinde
mesajın haber eşdeğeri ölçüsünde değerlendirilmesi. Siyasal parti ve adaylar
seçmenlerin karar süreçlerini etkilemek ve oy alabilmek amacıyla çeşitli iletişim
araç ve yöntemlerinden yararlanmaktadırlar.
Özellikle günümüz seçimlerinde
kampanyaların önemi büyük oranda arttığından, başta televizyon olmak üzere,
gazete, radyo, internet, afiş, ilan, broşür, miting ve yüz yüze görüşmeler
seçmenlere mesaj iletme aracı olarak yoğun bir şekilde kullanılmaktadır
(Kalender 2003: 32). Uztuğ da ( 2004: 57) siyasal iletişimin en önemli aktörü
olarak, haber medyasını görmektedir. Yazar’a göre haber medyası yöneten-yönetilen
ilişkisinde önemli bir kamuoyu ve gündem oluşturmakta ve denetim yaparak, bu
konularda seçmen halkı bilgilendirmektedir.
Bu bilgilendirme sürecinde,
halkla ilişkiler yöntem ve tekniklerine başvurulması halinde iletişim sürecinde
kitle iletişim aracı belli bir para karşılığında kiralanmadığından; sürecin
yönetimi medya çalışanlarının kontrolündedir. Günümüzün demokratik rejimlerinde
medya kuruluşu kendi yayın politikasına göre seçtiği konuları, haberleri,
içerikleri yayın kapsamına almaktadır.
Siyasetçilerin ve onlar adına
çalışan uzman danışmanlarının medya kuruluşunun tercih ve seçimlerine belli
oranlarda etkide bulunma imkânı bulunsa da bu imkân şartlarla sınırlıdır. Medya
kuruluşu, siyasetçinin veya partisinin basın toplantılarını, basın
bültenlerini, davetlerini istenilen zamanda, kapsamda (sayfa sayısı, yayın
saati) yayınlayıp yayınlamama ve kendi yorumlarını ekleme şansına sahiptir.
Yayınlanmasına ilişkin medya
kuruluşundan kaynaklanan zorluklara ve kısıntılara rağmen avantajlı yönü söz
konusu mesajın ücretsiz yayınlanması bazen çok yüksek reklâm eşdeğeri bedele
çok sınırlı bir bütçeyle ulaşılmasıdır.
Halkla ilişkiler sürecinde,
mesajı yayınlayan medya kuruluşunun yayın kontrolünü elinde tutması bazı
noktalarda halkla ilişkileri yürüten siyasal parti ve siyasetçinin daha
objektif ve tarafsız olduğu imajını doğurur. Çünkü seçmen bir açıkoturumda,
söyleşi programında, tartışma programında, konferansta, basın toplantısında verilen
mesajlara veya siyasetçiyi doğal ortamlarda gösteren haberlere, resim ve
görüntülere reklâmdan daha fazla inanma eğilimindedir. İnandırıcılığı arttıran
unsur sürecin doğal, kendiliğindenmiş izlenimi yaratan gelişimidir.
- Siyasal partiler, hareketler ve
siyasetçiler açısından gelişen olayların, toplantıların,
alınan kararların; haber değeri olan öyküler ve kurgular biçiminde duyurusunun
planlanması. Bu öyküler ve olaylar planlanırken hedef kitlelerin duygusal ve
düşünsel süreçleri dikkate alınmalı, olaylar örgüsü onları etkileyebilecek biçimde
oluşturulmalıdır.
- Geleneksel ve yeni medya olarak
isimlendirebileceğimiz medya kuruluşlarının önde gelen çalışanları ile olumlu
ilişkilerin kurulması ve geliştirilmesi.
- Siyasal partilerin ve
siyasetçilerin yaşam öykülerinin, kişisel özelliklerinin, niteliklerinin, yeteneklerinin
kamuoyuna bildirim sürecinde başta köşe yazarları, program yapımcıları, muhabirler,
sunucular olmak üzere diğer kanaat önderlerine denetlenmiş bilginin
ulaştırılması bunların kullanılmasının sağlanması.
- Siyasal partinin ve
siyasetçilerin gündemi etkileme çalışmalarının yönlendirilmesi. Gündeme ilişkin
ileriye sürülen fikirlere ilişkin söylemlerin yaygınlaştırılması ve
hatırlatılması.
- Tartışma programları, basın
toplantıları, seçim gezileri, miting, törenler gibi halkla ilişkiler kapsamına
giren etkinliklerin medya kuruluşlarında siyasal partinin ve siyasetçilerin lehine
yer almasını sağlayacak biçimde haberleştirilmesi ve kitle iletişim araçları
ile kamuoyunun ilgisini çekecek biçimde sunulması (Uztuğ 1999: 118).
Zübeyde Süllü
Selçuk İletişim Dergisi
0 yorum: