strateji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
strateji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2018 Salı

Dokuz Tip Mizaç Modeli (DTMM)

by karamanni  |  in strateji at  21:56:00

Enneagram Sistemi (ES)

Mizaç ve kişilik, kişileri anlamada ve psikopatolojilere yarattığı yatkınlığı anlamada önemli bir noktadır. Kişiliğin ve mizacın stres altında ya da rahatlama anında nasıl tepkiler verdiğini bilmek kendimizi tanımamızda son derece etkilidir. Zira kendini tanıyan karşı taraf ile daha iyi bir iletişim kurar. Bu nedenle değer odaklılıkta özellikle kişi kendi özelliklerini çok iyi bilmeli ve diğer tiplerinde hangi özelliklere sahip olduğunu bu tiplere nasıl davranması gerektiğini ve nasıl davranmaması gerektiğini bilmelidir. Bu kanıtlanmış modelde 9 tip kişilik bulunur gelin birlikte bunları detaylıca inceleyelim.
  1. Mükemmeliyetçi
  2. Yardımsever
  3. Başarı Odaklı
  4. Özgün
  5. Araştırmacı
  6. Sorgulayıcı
  7. Maceracı
  8. Meydan Okuyan
  9. Barışçı



Dokuz Tip Mizaç Modeli (DTMM) Enneagram Sistemidir. (ES) Enneagram dinamik bir sistemdir. Enneagram sembolü üzerindeki her bir nokta, belirli bir düzen içerisinde birbiri ile ilişkilidir. Her Enneagram tipi, sağındaki ve/veya solundaki tipin bazı özelliklerinden etkilenebilir. Buna “kanat etkisi” denir. Örneğin Tip 8 için Tip 7 ve Tip 9, onun kanatlarıdır.
Tip 1, Mükemmeliyetçi: İdealist, prensip sahibi, adil, kontrollü, titiz, kurallara uyan, yargılayıcı, detaycı, gergin bireylerdir ve disiplinlidir. Etik değerlere ve ahlaki kurallara önem verirler. Doğru olanı yapmak ve iyi bir insan olmaya çalışmak Tip 1’lerin temel özelliğidir.
Tip 2, Yardımsever: Sevgi dolu, ilgili, duygusal, yardımsever, sıcakkanlı, ilişki odaklı, alıngan, sitemkâr, ısrarcı, aceleci, yönlendiricidirler ve içtendir. İlişkiler hayatlarında önemli bir yer tutar. İnsanlarla bağ kurmak, sevmek ve sevilmeyi istemek Tip 2’lerin temel özelliğidir.
Tip 3, Başarı Odaklı: Üretken, hedef odaklı, hırslı, rekabetçi, başarı odaklı, pratik, imaj ve statüye düşkün, duygudan uzak, motive edici, diplomatik bireylerdir ve rekabetçidir. Başarılı biri olarak görülmek isterler. Birinci olmak, göze çarpmak, yüksek performansıyla takdir toplamak Tip 3’lerin temel özelliğidir.
Tip 4, Özgün: Orijinal, romantik, naif, içe dönük, bireysel, özgün, empatik, duyguların anlamını keşfeden, sanatsal, melankolik, tutkulu bireylerdir ve duyarlıdır. Kendisini en gerçek haliyle ifade edebilmeyi isterler. Eşsizliğini ortaya koymak ve anlaşılmayı istemek Tip 4’lerin temel özelliğidir.
Tip 5, Araştırmacı: Objektif, gözlemci, içe dönük, sessiz, çekingen, yalnızlığı seven, analitik, akılcı, soyutlayıcı, soğuk, duygusuz, şüpheci bireylerdir ve mesafelidir. Bilgiye ve entelektüel birikime önem verirler. Bilmek, öğrenmek, dünyayı anlamak ve bağımsızlık Tip 5’lerin temel özelliğidir.
Tip 6, Sorgulayıcı: Sorumluluk bilinci yüksek, güvenilir, sadık, uyumlu, düzenli, tedbirli, ketum, tutumlu, olumsuz olasılıkları öncelikli düşünen, kuşkucu, sorgulayıcı, gizli muhalif, bilgi depolayan, kararsız bireylerdir. Anksiyete (kaygı) bozuklukları sık görülmektedir ve tedbirlidir. Tehlikelere karşı duyarlıdırlar. Bir gruba ait olmak isterler. Tehlikeleri ortaya çıkarmak ve güvende olmayı istemek Tip 6’ların temel özelliğidir.
Tip 7, Maceracı: Enerjik, eğlenceli, hareketli, muzip, konuşkan, iyimser, pratik, yenilikçi, maceraperest, hazcı, hayalci, abartıcı, dürtüsel, gailesiz, dikkatsiz, maymun iştahlı bireylerdir. Dünyanın fırsatlar ve seçeneklerle dolu olduğunu düşünürler. Hayattan keyif almak, eğlenmek ve ilham vermek Tip 7’lerin temel özelliğidir.
Tip 8, Meydan Okuyan: Kendinden emin, kararlı, cesur, otoriter, sert, baskın, hükmedici, lider, dobra, öfkeli bireylerdir ve açık sözlüdür. Sorumluluk almaktan çekinmez ve olaylara hakim olmak ister. Güçlü olmak, güçsüzleri korumak ve adaleti sağlamak Tip 8’lerin temel özelliğidir.
Tip 9, Barışçı: Hoşgörülü, uzlaşmacı, sakin, barışçıl, ağırkanlı, uyumlu, arabulucu, öfkelerini bastıran, utangaç, inatçı, tembelliğe eğilimli bireylerdir. Çekingen kişilik özellikleri gösterirler ve yumuşak huyludur. Huzurlu yaşamak ve çatışmaların dışında kalmak ister. Uyum içinde yaşamak ve denge sağlamak Tip 9’ların temel özelliğidir.


Ümit Ünker
www.umitunker.com

31 Ekim 2016 Pazartesi

Müşterilerinizin sesini nasıl duyarsınız ?

by karamanni  |  in strateji at  11:59:00
14 yıl önce, 4Service şirketi “Gizli Müşteri” hizmetini sunmaya başladı, kulağa çok tuhaf geliyordu ve bir tür dedektif ya da turist hizmeti gibi algılanıyordu. Şu an, “Gizli Müşteri”, şirketin hizmetindeki boşluk ve zayıflıkları tespit etmede evrensel bir araç haline geldi. Yine de, araştırma yoluyla hangi hangi somut sonuçları istiyorsanız buna göre görevler atayıp, açık hedefler koyabilmelisiniz. 
Doğu Avrupa pazarındaki çok sayıda şirket, “Gizli Müşteri” ve POS Audit hizmetlerini talep ediyor,  iyi bir hizmet inşa etmek istiyor. En iyisi olmak için çabalıyor ve güçlü bir rekabet avantajı olabilecek bir sürü fayda kazanıyorlar. 
Fakat burada bir problem var: müşterinin geri bildirimiyle çalışmak; yani, tüm kaynakların ve eski yaklaşımların düzensiz organizasyonu ile… Bu, çevrimiçi ve çevrimdışı olarak farklı kaynaklardan farklı formlarda alınır. Örneğin; şirketler, her zaman hem hizmete hem de elemana yönlendirilebilecek farklı suçlama veya eleştirilerin yazılabileceği web sitesindeki formlardan geri bildirim alırlar. Bunları işlemek ve analiz etmek çok zaman alır. Dolayısıyla, kararlar yavaşça verilir, ve ilerleyici zamanımızda hız önemlidir. Fakat 21. yüzyılda mektupları modern teknoloji ile göndermek varken, neden“posta güvercini” ile gönderelim? 
Hizmet dünyası dinamiktir, müşterinizin dünyası dinamiktir, şimdi hız belirleyici bir faktördür!Karar verme hızı, düşünce hızı, şirket içindeki stratejik güncellemeler için gereken hız ve rekabette nasıl bir adım önde olacağınızı anlama hızı, başarı için tamamlayıcı faktörlerdir. 
Eğer ilkseniz, ilksinizdir başka bir seçenek yoktur.
Süreç devam ettiği sırada ve sonuçlar üzerinde geri bildirim vardır. Bu araçlar için gelecek, bu iki şeyi sağlamlaştırmayı sağlayacaktır. Böylece şirket, müşterilerden gelen fazla miktardaki anketler sayesinde geri bildirimleri “gerçek zamanlı” analiz etme fırsatını bulacak ve müşterilerin fikirlerini stratejinin temeline katıp gerekli değişiklikleri yapacak. Cevaplayanlar, burada çok önemlidir. Çokça insan fikri toplamak da - tüm şirketler buna hazır olmasa bile - önemlidir.
Eğer geri bildirim formu hala tarafsız görüşler içeriyorsa, şirketteki yükselişi nasıl gösterebiliriz? Bu, işçilik maliyeti ile kıyaslanamayacak büyük bir iştir. Aslında, bir departmanı tamamen analiz için çalıştırmalısınızdır. Fakat zaman maliyeti, bunun geçersiz kılar.
Şimdi neredeyse hiç kimse, geri bildirimlerle çalışmayı bilmiyor, ‘bir dizi bilgiyle ne yapmalıyım?’ diye düşünüyor. Geri bildirimi analiz etmeden, en yüksek kalitedeki Gizli Müşteri uygulaması bile verimsiz olur. Bu nedenle, kapsamlı bir yaklaşım gerekir. Gelecekte, şirketler müşterilerden gelen geri bildirimleri, sayısallaştırmayı ve analiz etmeyi öğrenmeliler. Böylece, 4Service şirketinde bütün kanallardan toplanan müşterilerden gelen tüm geri bildirimlerin segmentasyonu ve bütünleştirilmesi için proje geliştirilir ve gerçek zamanlı çevrimiçi rapora dönüştürür (Guest Track).
Her müşteri, alım satım noktasını ziyaret eder ve paylaşacak bir sürü izlenimi vardır:
Bir müşteri, perakende mağazasını ziyaret ederken, onların işleyişinde herhangi bir zayıf nokta bulduğunda (hizmet sırasında kişisel hatalar gibi) hizmet kalitesiyle ilgili izlenimlerini paylaşmak ister. Müşterinin, yorumlarını internette herhangi bir yere yazmasındansa; hem iyi hem de kötü geri bildirimleri paylaşabileceği bir portal vardır.
Bizim fikrimiz oldukça basittir; çevrimiçi bir portal olan Guest Track ile, müşteriler şirketiniz hakkında edindikleri deneyimi paylaşabiliyorlar.
Sıklıkla şirketler kendi standartlarını yazarlar, ürünler is deneyler yaparlar, süreçleri değiştirirler, fakat müşterilerin görüşlerini hesaba katmayı unuturlar. Fakat bu, her şirketin hizmet stratejisi için esas gerekli olan şeydir: insanların ne söylediğini gerçekten duymak… Bu yaklaşım, gelecekte daha da ilerlemek ve hizmet kalitesinin değerlendirmesini herhangi bir formda sayısallaştırmak için çok iyi bir fırsattır. Sonraki hedefleri belirlemek için, müşterilerin duygu ve düşünceleriyle spesifik olarak çalışmak gerekir. Genel istatistiklere göre, etkili geri bildirim yönetiminin ‘semptomları’ şu şekilde yansır: firmanın artan verimliliği ve ortalama fişin uzaması, satışların artışı, tatmin olmayan ziyaretçi oranındaki düşüş, sadık kitlenin tekrar aynı firmayı ziyaret etmesindeki kararlılık, şirketin içsel süreçlerinin değiştirilmesi ve promosyonlu tekliflerin başarılı bir şekilde uygulanması.
 

Yazar: Kağan Soyubol, 4Service Group Türkiye Satış Direktörü
4service-group.com/tr

24 Aralık 2015 Perşembe

Stratejik İletişim Yönetimi Niçin Önemlidir?

by karamanni  |  in strateji at  09:09:00
Küreselleşme sürecinde stratejik iletişimin gücünün nasıl kullanılacağını bilmek çok büyük önem taşımaktadır. Siyaset de, ticaret de sonunda iletişimin stratejik yönetiminden etkilenmektedir. Doğru zamanda, doğru kararı almak, bilgiyi etkin kullanmak, proaktif davranmak küresel rekabette hem ülkelere hem de şirketlere büyük üstünlükler sağlamaktadır.
Stratejik İletişim Yönetimi Niçin Önemlidir?
Stratejik İletişim Yönetimi, uygulanacak “iletişim politikalarının” belirlenmesine ve bir “yol haritası” çizilmesine rehberlik ettiği için önem taşımakta; hedef kitleye verilecek “mesaj”ın içini doldurarak “ne” söylenileceğini saptamakta; el yordamıyla yapılan iletişim çalışması yerine “neyi”, “nasıl” ve “niçin” yaptığını bilen bir vizyon ortaya koymaktadır.
Küreselleşme sürecinde kitle iletişim araçlarının gelişmesi, kitlelere ulaştırılan mesajların hem içeriğinde, hem de şeklinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Kitle iletişimi çeşitlenmiş, iletişim süreci karmaşıklaşmış, hedef kitle daha da parçalı bir hale gelmiştir.
Stratejik iletişim yönetimi, karmaşıklaşan kitle iletişim sürecini çözecek “decoder” görevi görmektedir. Reaktif değil, proaktif davranmayı gerektirmektedir. Sorunlar oluştuktan sonra çözüm aramak yerine, sorun oluşturacak zayıf noktaları belirleyip buraları güçlendirerek, sorunları kaynağında çözmeyi hedeflemektedir.
Stratejik iletişim yönetimi, günübirlik değil, uzun soluklu çalışmalar yapmaktadır. Kalıcı ve sağlıklı olan, aynı zamanda da başarının yolunu açan bu yaklaşımdır. Stratejik İletişim Yönetimi, hedef kitleye verilen mesajların etkinliğini ölçmekte, algılanma oranlarını belirlemekte, eğer yanlış anlaşılan ya da yeterli etkiyi bırakmayan söylemler varsa, bunları anında değiştirerek, hedef kitlenin yanlış bir algılama içine düşmesini önlemektedir.
“Ülke İmajı” mutlaka yönetilmelidir
İşletmeler açısından baktığımızda küreselleşme sürecinde başarılı olabilmek için rekabete dayalı bir “vizyon”, değişime duyarlı bir “yönetim anlayışı” ve fark oluşturabilen bir “işletme kültürü” gerekmektedir. “Değer oluşturabilmek” için ise güçlü bir marka ve kurum imajına sahip olmak zorunludur. Marka ve kurum imajı, hedef kitlelere “değer sunarak” rekabetüstü olmanın yolunu açmaktadır. Güçlü bir marka ve kurum imajı oluşturabilmenin yolu da, sunulan ürün ve hizmet başta olmak üzere, teknolojide, müşteri memnuniyetinde, toplumsal sorumluluk ve kalitede ortaya “fark” koyabilmekten geçmektedir. İşte bu “farkı” oluşturabilmek için güçlü bir “kurum imajına” sahip olmak gerekmektedir.
Aynı şey ülkeler için de geçerlidir. Küreselleşme sürecinde ülkeler de kendi yönetim anlayışlarını şeffaf bir şekilde ortaya koyabilmeli, demokrasi, insan hakları ve özgürlükler konusunda kendi kültürlerini oluşturabilmeli, “değer oluşturma” yönünde çaba harcamalıdırlar. Tıpkı kurumların imajı gibi, ülkelerin de kendi imajları bulunmaktadır. Diğer ülkelerin bizi nasıl “algıladıkları” büyük önem taşımaktadır.
Türkiye’nin dünya kamuoyunda önemli bir “yanlış algılanma” sorunu vardır. Türkiye hakkında pek çok eksik ve yanlış bilgi bulunmakta, bu yanlış bilgiler zamanla “yanlış kanaatlere” dönüşmektedir. Yanlış kanaatlerin düzeltilmesi ise çok uzun süreler almaktadır.
Bu da Türkiye’nin ülke imajının “yönetilmediği” gerçeğini ortaya koymaktadır. Türkiye hakkındaki yanlış bilgi, algı ve kanaatler ancak stratejik iletişim yönetimi sayesinde olumlu yönde etkilenebilir. Özellikle Avrupa Birliği üyeliği sürecindeki Türkiye’nin iletişimin stratejik kullanımına çok acil ihtiyacı vardır.
Peki Türkiye Ne Yapmalıdır?
Türkiye öncelikle şimdiye kadar neleri yanlış yaptığını, neleri eksik bıraktığını, dünya kamuoyunda nasıl algılandığını dürüstçe, hiçbir komplekse kapılmadan tespit etmelidir. Yani bir nevi “hasar tespit çalışması” yapılmalıdır.
Bu çalışma, soruna “teşhis konulması” açısından da önem taşımaktadır. Sorun saptandıktan sonra, Türkiye’nin imajının oluşturulmasının sadece “devlet kurumlarının ya da siyasal iktidarın” görevi olmadığı gerçeğinden hareketle, bu konuya toplumun bütün katmanları dahil edilmelidir.
Türkiye’nin dünya kamuoyunda doğru algılanmasında sanatçıların da akademisyenlerin de, sporcularının da, sivil toplum örgütlerinin de önemli katkıları olacaktır. Türkiye sahip olduğu insan kaynağı potansiyelini harekete geçirerek, doğru algılanacağı bir çerçeve oluşturmalıdır.
Türkiye stratejik iletişim yönetiminin sağladığı imkanları kullanarak kime hangi mesajı vereceğini ve seçtiği hedeflere ulaşmada kullanacağı araçları doğru belirlemelidir.
Türkiye’nin küreselleşen dünyada yol haritası olacak bir “stratejik iletişim planı” yoktur. Bu plan olmadan belirlenen hedeflere ulaşmanın imkanı da yoktur!
Türkiye nasıl bir iletişim stratejisiyle yola çıkacağına vakit kaybetmeden artık karar vermelidir. Pusulasız yol alan Türkiye’nin yönünü kaybetme ihtimalinin yüksek olacağı bilinmelidir.


www.okur-yazar.net

27 Kasım 2015 Cuma

STRATEJİK İLETİŞİM PLANLAMASI (SİP) NASIL HAZIRLANIR

by karamanni  |  in strateji at  15:03:00




Halkla ilişkiler, müşteri ilişkileri, satış ve pazarlama profesyonellerinin işine yarayacağını düşündüğüm bir çalışma  hazırladım.

Stratejik iletişim planlaması aşağıdaki 17 maddenin gerçekleşmesi ile oluşturulur.

1. Özet: SİP’i yapılacak firma/ürün hakkında SİP amaçlarını, seçilen yöntemler hakkında kısa bir bilgilendirici yazı.

2. Giriş: SİP’i hazırlanacak kurum veya ürün hakkında bir takım tanıtıcı ticari veya kuruluş bilgilerinin yer aldığı bölümdür.

-         Tarihçesi, Pazar değeri, Pazar payı, algılama/konumlandırma haritası, hizmet ve ürün modelleri, rakipleri, kuruluş amacı (misyonu), kendini gelecekte görmek istediği nokta (vizyon), finansal durumu, geçmişte yaptığı pazarlama iletişimi faaliyetleri, çalışan profili, işletme politikası vb…

-         Eğer Sip’i hazırlanacak kurum, ticari bir kurum değilse (kar amacı olmayan), örneğin bir sivil toplum örgütü, dernek, yerel yönetim, devlet organı veya siyasi parti/politikacı vb ise buna uygun şekilde ilgili bilgiler özetlenebilir.

3. SİP’in Amacı:
-         SİP’in amacı açıkça belirtilir. Örneğin bir kurumun uzun vadede (1 veya 3 yıl olabilir) hedef kitlesi ve sosyal paydaşları nezdinde olumlu algılanmasını sağlayacak, itibarını arttıracak, geniş kapsamlı ve genel amaçlı bir SİP hazırlanabileceği gibi, bir ürün hakkında farkındalığı veya istenen bir algıyı oluşturmak ve satışına/pazarlanmasına destek olmak amacıyla kısa vadeli (3 ay veya 6 ay) özel amaçlı SİP’de hazırlanabilir.

-         SİP’in amacı bölümünde, kurumun/ürünün iletişim sorunu veya iletişim ihtiyacı belirlenmelidir, zira bütün SİP ve yaratıcı strateji/iletişim etkinlikleri bu sorun veya ihtiyaç üzerine kurulacaktır.

4. Süre: SİP’in ne kadarlık bir zamanı kapsadığı açıkça belirtilir. Sadece 6 ay veya 1 yıl olarak değil ay da gösterilir. Örneğin: ! Kasım 2004 – 25 Aralık 2005 arası gibi.

5. Mevcut Durum Analizi (SWOT)
İletişimi yapılacak kurum veya ürün hakkında ön araştırma yapılır. Bu araştırma sonucunda elde edilen birincil veriler (kendi yaptığımız yeni bir araştırma) veya ikincil veriler (daha önce yapılmış araştırma sonuçları, basın haberleri, çeşitli raporlar vb) bir araya getirilerek bir mevcut durum analizi yapılır.
Bu analizde verilen Brief de mutlaka dikkate alınır. Bu brifi ilgili bölüm yöneticisi veya üst düzey yönetici verebileceği gibi işi bizzat yapan çalışanlardan da brif alınabilir. Bir kurumun iletişim / halkla ilişkiler yöneticisi için birifi alacağı genel müdür veya pazarlama müdürü “iç müşteri”dir. Bir iletişim/halkla ilişkiler şirketindeki danışman veya uygulamacı içinse brif alınacak kurumun yetkilileri “dış müşteri”dir.

Mevcut durum analizinde, elimizdeki bilgiler ve veriler ışığında daha sağlıklı bir iletişim planı hazırlayabilmek için iletişimi yapılacak ürün veya kurumun tarafsız bir şekilde Güçlü Yönleri (Strengths), Zayıf Yönleri (Weaknesses), Fırsatları (Opportunities) ve Tehditleri (Threats) belirtilmelidir. Türkçe işletme literatüründe FÜTZ de kullanılmaktadır. F: Fırsatlar, Ü: Üstünlükler, T: Tehditler, Z: Zayıflıklar.

İngilizce karşılığı olan sözcüklerin baş harflerinin bir araya getirilmesiyle SWOT da denilen mevcut durum analizi; örgütsel/ürüne ait ve çevresel faktörlerin olumlu ya da olumsuz yönleriyle incelenmesini içermektedir. Bunları, örgütsel ve çevresel diye iki gruba ayırabileceğimiz gibi; olumlu ve olumsuz diye gruplandırmamızda mümkündür.

Güçlü Yönler: İşletmenin amaçlarına ulaşabilmesi için büyük rol oynayan; onun güçlü ve üstün yönleridir. Yöneticiler bu üstünlüklerin farkına vararak, bunları rakiplerine karşı birer koz olarak kullanabilmelidir.

Zayıf Yönler: İşletmenin amacına ulaşmasında, olumsuz etkilere sahip olan zayıf yönleridir Kurumsal olarak, işletmenin (veya ürünün) kapatılması gereken açıkları ve zayıflıkları üzerinde durur. Özellikle rakipler karşısında bu zayıf yönler büyük önem taşır.

Fırsatlar: Kurumun amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıran, destekleyen, faydanılması gereken olumlu yönde çevresel etkilerdir.
Tehditler: İşletmenin amaçlarına ulaşmasına engel teşgil eden çevresel etkilerdir. İşletmeyi olumsuz yönde etkileyen, hatta tehdit eden öğeler içerir. Bu tehditkar unsurlara dikkat edilmesi ve proaktif biçimde önlem alınması gerekir.

6. İş Hedefleri:
 İletişim planı hazırlanırken şirketin/ürünün iş hedeflerini (ya  da pazarlama/satış, finansal hedeflerini) bilmemiz gerekir. İletişim hedeflerimiz ve iletişim faaliyetlerimiz, iş hedeflerinden bağımsız yürütülemez. İletişim hedefleri ve faaliyetleri, işletmenin genel hedefleriyle uyumlu ve bütüncül olmak zorundadır. Bu nedenle brif alınırken, şirketin yıllık veya belli bir projeye özel iş hedefleri iş planlarından öğrenilir. İş hedefleri şu şekilde olabilir.
Örneğin: 1 yıl sonunda satışların %20 artması. Şu anda ürün satış miktarı 120 bin ise belli bir dönem sonunda bu miktarın 160.000’e çıkması. Ya da net gelir veya ciro şu anda 100.000 dolar ise 1 yıl sonra 150.000 dolara yükselmesi gibi.
 Eğer kurum ticari olmayan bir kuruluşsa iş hedefleri şu şekilde olabilir:
Örneğin; bir dernekse, belli bir dönemin sonunda derneğe bağışta bulunan sponsor sayısının 100’den 150’ye çıkması veya dernek gelirlerinin %30 artması gibi.

7. İletişim Hedefleri:
SİP’in asıl kısmıdır. İletişim hedefleri, aynı zamanda hedef kitleden beklediğimiz tutum/algı değişikliğini veya oluşumunu da temsil eder. İletişim hedeflerinin doğru tayin edilebilmesi için hedef kitlenin kurum/ürün hakkındaki mevcut algısının/tutumun, kanaatinin bilinmesi gerekir. Ve tabii geçmişte kuruma/ürüne karşı nasıl bir tavır takındıkları ve davranış gösterdiklerinin bilinmesi faydalıdır.
Bunun için bir ön araştırma yapılması gerekir. Örneğin; eğer bir kurumun hedef kitlesi üzerinde saygın ve güvenilir bir izlenim yaratmak istiyorsak, bu doğrultudaki mevcut algının ne olduğunu bilmemiz gerekir.
Ya da bir ürünün hedef kitle üzerindeki farkındalığı/tanınırlığı ya da özellikle bilinmesini istediğimiz bir özelliğinin algılanması için mevcut algı/tutum oranını bilmeliyiz.

8. Hedef Kitle:
İletişimi yapılacak kurum ve ürün hakkındaki algılarını, tutum ve davranışlarını değiştirmeyi veya pekiştirmeyi amaçladığımız gruptur. Kurum/ürünle bağlantılı olarak ayrıntılı incelemesi yapılır; birincil ve ikincil önemdeki hedef kitleler belirlenir. Bu grupların yaş, cinsiyet, eğitim, takip ettikleri medya, gelir düzeyleri, alışveriş alışkanlıkları, dünya görüşleri, geldikleri kültürel çevre vb gibi bütün özellikleri belirlenir. Bu belirleme yapılırken daha önce aldığımız briften, araştırma sonuçlarından, birincil ve ikincil verilerden faydalanılır.

9. Sosyal Paydaşlar:
Doğrudan hedef kitlemiz olmasa da mesajlarımızdan etkilenebilecek, ya da hedef kitleyi etkileyebilecek, mesaj taşıyabilecek ve iletişim planımızın etkisini arttırabilecek bütün ilişki halinde olduğumuz çevreleri, kurumları ve kişileri kapsar. Mesajlar tasarlanırken, iletişim faaliyetleri planlanırken paydaşların mutlaka bu süreçlere dahil edilmesi gerekir.
Müşterilerimizin dışında birlikte iş yaptığımız paydaşlara İŞ SOSYAL PAYDAŞLARI, doğrudan iş yapmadığımız ama hedef kitlemizi ve yürüttüğümüz iletişim faaliyetlerinin gidişatını etkileyebilecek olan paydaşlara ise ETKİLEYİCİ SOSYAL PAYDAŞLAR denir.
-İş sosyal paydaşları; çalışanlar, hissedarlar, alt yükleniciler, aracılar, bayiler, tedarikçiler, bankalar, dernek üyeleri, sponsorlar vb olabilir.
-Etkileyici sosyal paydaşlar; medya, sivil toplum örgütleri, çalışanların aileleri, emekliler, üniversiteler, yerel yönetimler, devlet organları, politikacılar vb olabilir. Etkileyici sosyal paydaşlar aynı zamanda iş sosyal paydaşı da olabilir.

10. Mesaj:
Kurum ve ürün hakkında tutum ve davranışlarını değiştirmeyi, etkilemeyi amaçladığımız hedef kitlemize bu değişikliği sağlaması beklentisiyle göndereceğimiz ileti (mesaj) iletişim ve iş hedeflerimize uyumlu olmalı ve istenen davranış değişikliğini meydana getirecek güçte ve etkide tasarlanmalıdır.
Mesaj, sade, özgün ve net olmalı, slogan biçiminde olmamalıdır. Mesaj, hedef kitlemizin ürün veya kurumu nasıl düşünmesini, algılamasını arzu ediyorsak ona uygun özelliklerde kodlanmalıdır. Tasarladığımız mesaj veya mesajlar projemizdeki bütün iletişim araçlarında ve iletişim etkinliklerinde kullanılır, temel oluşturur, mesaj bu etkinliklerin içine sindirilir ve hedef kitlenin kodları açması, benimsemesi ve geribildirimde bulunması amaçlanır.

11. Yaratıcı Strateji / İletişim Etkinlikleri:
Tasarlanan mesajları taşıyarak hedef kitleye ve sosyal paydaşlara ulaşmasını ve arzu ettiğimiz tutum/kanaat değişikliğini yaratmasını sağlayacak yaratıcı stratejiye dayalı iletişim etkinlikleridir. Bu etkinliklerin mümkün olduğunca yaratıcı ve özgün olması gerekir.
Bu etkinlikler amaçlara uygun olarak çok çeşitli olabilir. Bir sponsorluk çalışmasından, bir ödül törenine, bir yarışmadan, yayınlanacak bir kurum dergisine, eğitim seminerlerinden, orijinal bir web sayfasına, bir bayi gezisinden, basın mensuplarına yönelik bir ürün lansmanına kadar uzanabilir.
İletişim etkinlikleri bütçeleriyle birlikte üst yönetim tarafından onaylandıktan sonra tek tek uygulama planları haline getirilir.
Örneğin iletişim etkinlikleri önerileri içinde bir sponsorluk çalışması varsa bu ayrıca PR UYGULAMA PLANI (PRUP) olarak ayrı projelendirilir. Aynı şekilde bu sponsorluğun basın aracılığıyla kamuoyuna duyurumu amaçlanıyorsa, bu basın toplantısı için ayrıca bir PRUP hazırlanır.
Bu PRUP’lar SİP ile uyumlu olmak üzere kendi içinde müstakil birer SİP gibi düşünülür. Yani bir PRUP’un da amacı, hedef kitlesi, iletişim araçları, beklenen tutum değişikliği vb bulunur. SİP strateji, PRUP ise taktik belirler.

12. İletişim Araçları:
İletişim etkinlikleriyle uyumlu olmalıdır. İletişim araçları medya olabileceği gibi birebir hedef kitleye yönelik farklı araçlarda olabilir. Medyaya yönelik örneğin, basın bülteni, basın kiti, basın toplantısı, basın gezisi, makaleler, editöre mektup, röportajlar, video basın bültenleri kullanılabilir.
Kitle iletişim araçlarının dışında hedef kitlemizle birebir iletişim kurmamızı sağlayacak araçlar olarak, örneğin; broşür, kurum dergisi, roadshow, doğrudan postalamayla mektuplar, e-posta, kişisel görüşmeler/toplantılar vb kullanılabilir.

13. Hedef Kitleden Beklenen Tutum ve Davranış Değişikliği:
İki odaklı düşünebiliriz: İletişim hedeflerine yönelik tutum değişikliği ve bunun ardından gelmesi beklenen iş hedeflerine odaklı davranış değişikliği. Uyguladığımız iletişim faaliyetleri sonunda, hedef kitleye mesajlar ulaştıktan sonra amaçladığımız algı/tutum değişikliğinin meydana gelip gelmediği burada temel meseledir.
Bir iletişimci olarak bizi asıl ilgilendiren tutum/kanaat oluşumu veya değişikliğidir. Yani iletişim odaklı olan kurumla/ürünle ilgili algı/tutum/kanaatin nasıl bir değişime uğradığıdır veya arzulanan yönde bir oluşumun gerçekleşmesidir.
Eğer tutum değişikliği arzu edildiği biçimde gerçekleşmiş ama iş hedeflerine ulaşılamamışsa, diğer faktörler gözden geçirilmelidir. Ürün kalitesi, fiyat, satış, müşteri ilişkileri yönetimi, dağıtım, vb birçok etkende sorun olabilir. Ama örneğin bir kurum/ürün hakkında arzu ettiğimiz bilinirlik sağlanamamışsa, SİP yeniden gözden geçirilmelidir, iletişim stratejisinde veya taktiklerde, uygulamada sorun olabilir.

14. Kritik Başarı Faktörü ve Kritik Risk Faktörü: Bu faktörler daha çok PRUP’lar için belirlenir. Ancak SİP’in hayata geçirilmesini etkileyebilecek başarı ve risk faktörleri mevcutsa genel olarak belirtilebilir.

15. Uygulama / Eylem Planı (PRUP): Önerilen iletişim etkinlikleri ve iletişim araçlarından üst yönetimce onaylananlar için ayrı bir uygulama/eylem planı yapılır, zamanlaması ve taktikler ayrıntılarıyla belirtilir.

16. Bütçe: Yapılacak bütün faaliyetler için bütçe hazırlanır. Bütün harcama kalemlerinin yapılacak bir ön araştırma sonucu, tahmini fiyatları çıkarılır ve üst yönetimin onayına sunulur.

17. Ölçümleme ve Değerlendirme


Reklam Kampanyası Hazırlama Süreçleri
1. Durum Analizi
2. Hedef Kitle
3. Amaç
4. Stratejik Çözüm
5. Reklam Kampanyası
a)      Amaç
b)      Hedef Kitle
c)      Yaratıcı Strateji
d)      Yaratıcı Fikir
e)      Yaratıcı Metinler
-         Tv film senaryosu
-         Storyboard
-         Basın ilanı
-         Billboard
f)       Medya Planı
-         Televizyon
-         Yazılı Basın
-         Açıkhava
g)      Bütçe
h)      Zaman Planı
i)        Ölçme ve Değerlendirme



http://satiskocum.blogspot.com.tr

5 Şubat 2015 Perşembe

Stratejik Karar Vermede John Whitmore Tekniği

by karamanni  |  in strateji at  15:49:00
İngiltere doğumlu olan Sir John Whitmore, dünyanın en ünlü uluslararası performans danışmanlarının başında gelmektedir. Geliştirmiş olduğu “koçluk’ modeli, dünya bilim çevrelerinde ilgiyle karşılanmış ve kabul görmüştür.
Whitmore, bizi esas hedefimize ulaştıracak ara hedefleri ya da performans hedeflerini nasıl seçeceğimiz konusunda kendi adıyla anılan bir ‘karar verme modeli’ geliştirmiştir.
Doğru hedefin peşinde mi koşuyorum?
Hedeflerinizi belirledikten sonra, ‘son hedef’iniz ile ‘performans hedef‘inizi belli kriterleri sağlayacak şekilde net olarak ortaya koymalısınız. Unutmayın, performans hedefi/ara hedef kısa sürede ele geçirilebilmeli ve asıl hedefinize ulaşmaya olanak sağlamalıdır.
Örnek:
  • Son hedef: ‘Ben maraton koşmak istiyorum.’
  • Performans hedefi/ara hedef: ‘Her sabah 30 dakika koşacağım.’
Şimdi siz de asıl ulaşmak istediğiniz hedefi belirleyin, bu hedefi bir kağıda yazın.
Belirlediğiniz hedef aşağıdaki modelde belirtilen ‘ondört koşul’u karşılıyor mu? Acele etmeden, adım adım, modelde yer alan koşullar ile belirlediğiniz hedef arasında bir ilişki olup olmadığını kontrol edin.
Şöyle ki:
  1. Hedef özel bir hedef mi? Sizin için bir mana ifade ediyor mu? Bu hedefinizin nihai hedef olduğundan emin misiniz?
  2. Hedef gerçekten sizin için çok büyük bir öneme haiz mi, yoksa?
  3. Hedef, sizin olanaklarınız dahilinde ve ulaşılabilir mi?
  4. Seçtiğiniz hedef, sizin gücünüzle doğru orantılı, yani gerçekçi mi? Yoksa sizin için hayal mi?
  5. Hedefe en kısa sürede ulaşmak için zamanca bir planlama yaptınız mı? Zaman planınız gerçekçi mi?
  6. Hedef açık, anlaşılabilir mi? Yani hedef gerekçeleriyle beraber net olarak ifade edilmiş mi? Yoksa?
  7. Hedef anlatıldığında tam olarak anlaşılıyor mu? Anlatamadığınız bir alan var mı?
  8. Nihai amacınız ne? Hedefe ulaştığınızda nihai amacınız gerçekleşmiş olacak mı?
  9. Seçtiğiniz hedefin ayıplı yönleri var mı? Etik değerlere uygun mu?
  10. Seçtiğiniz hedefin ele geçirilmesi zor mu, sizi epey uğraştıracak mı?
  11. Seçtiğiniz hedef yasal mı? Yasa dışı bir yönü var mı?
  12. Seçtiğiniz hedef çevre dostu mu?
  13. Seçtiğiniz hedef üzerinde mutabık kalınmış mı? Tartışmaya açık yönleri hala mevcut mu?
  14. Seçtiğiniz hedef ve gerekçeleri kayıt altına alınmış mı?

John Whitemore Modeli
John Whitmore Modeli

Bilek ağrısı, parmak ağrısı, kol ağrısıEğer bir hedefe erişilme olanağı yoksa, umut da yok demektir.
Ulaşmak istediğiniz hedefe ulaşmanız çaba gerektirmeli, sizi zorlamalıdır. Aksi takdirde, belirlediğiniz hedef sizi motive etmez, en küçük bir zorlanma durumunda, kolaylıkla hedefe ulaşmaktan vazgeçersiniz.
Eğer ‘öndört koşul’ sizin için çok karmaşıksa, hedefinize ulaşmak için KISS prensibini kullanabilirsiniz.

Keep it simple stupid!
Keep it simple stupid!

KISS (Keep It Simple, Stupid!) Prensibi 
KISS, ‘Keep It Simple Stupid!’ ifadesinin kısaltılmış şeklidir. İlk olarak U-2 Casus Uçakları tasarımcısı olan mühendisler tarafından kullanılmış, Amerika Birleşik Devletleri Donanma Komutanlığınca 1960 senesinde yayımlanan sözlüklerde yer almıştır.
  • Cümlede geçen ‘simple’ sözcüğü Türkçe’de ‘basit’ anlamına gelir.
  • ‘Stupid’ sözcüğü ise Türkçe’de ‘aptal’ anlamındadır. Stupide (aptal) sözcüğü ifadede mecazi anlamda kullanılmıştır. Zira 1960’larda U-2 casus uçaklarını tasarlayan ve ifadeyi literatüre kazandıran ABD’li mühendislerin dünyanın en zeki insanları olduğundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.
KISS prensibine göre;
  • Tasarımlar/planlamalar olabildiğince basit olmalı, kısa zamanda bizi hedefe götürmelidir. Basit sistemler, karmaşık sistemlere göre her zaman daha fazla başarı vaat eder.
KISS prensibi günümüzde yazılım geliştirme, mühendislik, stratejik planlama (askeri) vb. gibi sahalarda geniş ölçüde kullanılmaktadır.


Ahmet Akın, (E) Topçu Kurmay Albay
www.stratejikanaliz.com

Proudly Powered by Blogger.