30 Eylül 2019 Pazartesi

Sosyal Medyanın İşlevsel Özellikleri

by karamanni  |  in sm at  16:04:00



Sosyal medyanın belirli özellikleri vardır. Bu özellikler yedi başlık altında açıklanabilir, bu başlıklar şunlardır: kimlik, diyalog, paylaşım, mevcudiyet, ilişkiler, tanınma/popülerlik ve gruplardır. Bütün bu özelliklerin her biri sosyal medyanın nasıl kullanıldığı ile ilgili bilgiler vermektedir.
Sosyal Medyada Kimlik
Kimlik kelimesinin öncelikle tek başına ne anlama geldiğine bakmamız gerekirse, "Türk Dil Kurumuna göre kimlik; toplumsal bir varlık olarak insanın

nasıl bir kimse olduğunu gösteren belirti, nitelik ve özelliklerin bütünü olarak diğer bir tanımda ise herhangi bir nesneyi belirlemeye yarayan özelliklerin bütünü olarak tanımlanmaktadır.”[1]
Mussen’e göre ise kimlik şöyle açıklanmaktadır: "Kimlik, davranışları, ihtiyaçları ve ilgileri belirli bir ölçüde tutarlılık gösteren, bir kişinin diğer insanlardan ayrı ve farklı bir varlık gibi algılanmasını içeren bilişsel ve duygusal olan zihinsel yapıdır”. Mussen’in diğer bir tanımına göre, "Kimlik aynı zamanda kaba bir deyişle, insanın kim olduğu ile ilgili kendi kafasında var olan imajları içermektedir. Kimlik insanın kim olduğuyla ilgilidir.”[2] diye tanımlanmaktadır.
Sosyal medyada kimlik ise kullanıcıların herhangi bir sosyal medya ortamında kendilerini ne kadar doğru anlattıklarıyla ilgilidir. Bu kullanıcıların isim, yaş, cinsiyet, meslek, yer gibi bilgilerini paylaşması veya paylaşmaması demektir; kişilerin bu bilgilerini ne derece paylaştıkları da önemlidir.[3] Sosyal medyada kişilerin oluşturdukları kimlik sanal kimlik olarak ifade edilmektedir. Sanal kimlik, araştırmacıların hedefindeki, günümüz dünyasının kişilik pozisyonu olarak tanımlanabilir. Genellikle sanal kimlik "siber kimlik” olarak tanımlanmaktadır. İnsanlar sosyal medyada her gün çevrimiçi olup sanal kimliklerini oluşturuyor ve gerçek hayatta olamadıkları kişiler olabiliyorlar. Bu kişilerden bazıları saldırgan, bazıları uysal kimliğe bürünebiliyorlar, bazıları ise sadece bilgi aramak amacıyla sosyal medyayı kullanabiliyorlar. Sosyal medyadaki sanal kimliğimiz başkalarıyla özdeşleştirdiğimiz kimlik olabiliyor. Bu oluşturulan sanal kimlikler tamamen kişinin tercihine ve psikolojik durumuna bağlıdır. Sanal kimlikte kişiler sadece kişiliklerini değil, isim, yaş, meslek gibi birçok özelliğini değiştirebiliyor. İnsanlar sanal yollarla oluşturdukları profillerle birçok kişiyle iletişim kurabiliyorlar. Kişiler bu yolla karşısındakinin yüzüne söyleyemediklerini sanal ortamda özgürce ifade edebiliyor, kusurlarını saklayabiliyor ve böylece kendini kusursuz bir kişilik olarak gösterebiliyor ve kendini ifade ediyor.[4]
Sosyal medyada kişilerin yanı sıra kurumlarda kurum adına veya markaları adına kimlik oluşturabiliyorlar. Kurumlar ve markalar dijital bir kimliğe sahip olarak kendilerine bir imaj oluşturabiliyor. Oluşturulan imaj ile kendilerini müşterilerine tanıtabiliyor, böylece ürün ve hizmetlerinin tanıtımlarını yapabiliyorlar.
Sosyal medyada oluşturulan siber kimliklerde kişiler ve kurumlar çok dikkatli olmalıdır. Çünkü oluşturan kimlik gerçek kimlik ile çatışabilir ve yasal problemlere neden olabilir. Bu nedenle sosyal medya ağlarının seçiminde ve bu ağlarda kiminle iletişim kurulacağına çok dikkat edilmelidir.
Sosyal Medyada Diyalog
Diyalog, insanların birbirleriyle karşılıklı kurdukları iletişim olarak tanımlanabilir. İnsanlar arkadaşlarıyla veya tanımadıkları kişiler ile iletişime geçebilmek için sosyal medya sitelerine üye olarak ve buralarda profillerini oluşturarak başka kişilerle iletişim kurabilirler. Kişiler kendileri ile ortak ilgi alanlarına sahip kişilerle iletişim kurabildiği gibi bir grup oluşturarak daha rahat bilgi alışverişinde bulunabilirler. İnsanların sosyal medyada iletişim kurmak için birçok amacı olabilir. Bunlar yeni arkadaşlar edinmek, sosyal medyadaki konular ile ilgili yorumlarda bulunmak, yeni fikirler edinmek gibi amaçlar olabilir.
Diyalog sosyal medya üzerinden yapıldığı zaman, kurumlarında ilgi alanına girmektedir. Çünkü sosyal medyadaki diyalog olanağı ile kurumlar tüketicileri ile iletişime geçebilir ve kurum hakkında olumlu olumsuz dönüşler alarak kendilerini tüketicilerin isteğine göre yönlendirebilirler. Bu nedenle sosyal medya bir pazarlama aracı olarak da kullanılabilir.
Sosyal Medyada Paylaşım
Sosyal medyanın geleneksel medyadan ayrılan ön önemli özelliği paylaşım özelliğidir. Çünkü geleneksel medyada olan dinlediğimiz, izlediğimiz hiçbir şeyi paylaşamayız. Kişiler sosyal medya ağları yoluyla arkadaşları ile iletişim kurabilmek için, arkadaşlarına kendi yaptıklarını anlatmak ve göstermek için paylaşımlarda bulunabilirler.
Paylaşım sosyal medya kullanıcıları hakkında bilgi edinebilmek açısından önemli bir özelliktir. Kişiler sosyal medya üzerinden resim, video, beğendikleri bir söz, duyuru, kendi düşüncelerini, neler yaptıklarını ve nerede olduklarını paylaşabilirler. Tüm bu paylaşımlar yoluyla birçok kişi hakkında sosyal medya üzerinden bilgi edinilebiliyor. Ayrıca kişiler başkalarının paylaşımlarını inceleyerek arkadaşları ile ilgili bilgi edinebiliyor ve onunla ilgili düşüncelerini paylaşabiliyorlar, böylece iletişime geçerek sosyal medyanın başka bir özelliği olan diyalog özelliğini de kullanabiliyorlar.
Paylaşım özelliği kurumlar ve markalar içinde önemlidir. Çünkü kurumlar ve markalar kampanyalarını, yeni olan ürün ve hizmetlerini tüketicileri ile paylaşabiliyorlar. Böylece pazarlama işlemini sosyal medya üzerinden gerçekleştirebiliyorlar. Bunun yanı sıra kurumlarda tüketicilerinin paylaşımları sayesinde onlar ile ilgili bilgi toplayıp, o elde ettikleri bilgiler yoluyla tüketicilerine özel kampanya ve ürünler tasarlayabiliyorlar.


Sosyal Medyada Mevcudiyet
Türk Dil Kurumunda mevcudiyet; "varlık, varoluş”[5] olarak tanımlanmaktadır. Sosyal medyada da mevcudiyet var olmaktır.
Mevcudiyet, sosyal medya kullanıcılarının ulaşılabilirliğiyle alakalı bir konudur. Gerçek dünyada veya sanal ortamda, diğer kullanıcılarının nerede olduğunu bilmek ve ulaşılabilir olup olmadıklarıyla ilgilidir. Sanal dünyada bu "uygunluk” veya "gizlilik” gibi durum güncellemeleriyle olmaktadır. Sosyal medyada var olan insanların giderek çoğaldığı düşünüldüğünde, gerçek dünyayla sanal dünyayı birleştiren bir köprü görevi görmektedir. Yani sosyal medyaya yönelik faaliyetler insanların sanal dünyada var olmasından öte gerçek dünyadaki aktivitelerini sanal dünyaya taşımasıyla da ilgili olmaktadır.[6]
Kullanıcılar sosyal medyada bulunan bazı uygulamaları kullanarak gittikleri yerden yer bildirimi yapabilmektedirler. Bu yolla insanlar gittikleri ve bulundukları her yerden var olduklarını ve orada bulunduklarını arkadaşları ya da takipçileri ile paylaşabilmektedirler.
Kullanıcılar sanal kimlik yerine gerçek kimlikleri ile sosyal medyada bulundukları zaman mevcudiyetleri daha kesinleşmiş ve daha inandırıcı olabilmektedir.
  Sosyal Medyada İlişkiler
İlişki kavramını başkasıyla bağlantı kurmak olarak tanımlayabiliriz. Sosyal medyada da amaç başkaları ile bağlantı kurabilmektir. Kişiler tanıdıkları arkadaşları veya tanımadıkları kişilerle bağlantı kurarlar. Böylece kişiler sosyal medyada sosyalleşerek birçok kişi ile ilişki içinde olabilirler. Ayrıca kişiler sadece bulundukları ülkedekilerle değil yurtdışında bulunan kişiler ile de ilişki içinde olabilirler.
Kurumlarda tüketicileri ile ilişki içinde olabilirler. Böylece ürünleri hakkında diyaloğa girerek geribildirim alabilir ve ürünlerini aldıkları geri bildirim bağlamında üretebilirler.
Sosyal Medyada Tanınma / Popülerlik
Sosyal medya da tanınmak için öncelikle bir profil oluşturmak gerekmektedir. Daha sonra ise gerçek hayatta bulunan arkadaşlarla iletişim kurulmakta ve ilerleyen zamanlarda sosyal medya üzerinden yeni arkadaşlar edinilerek ve gerçek yaşamdan arkadaşlarında sosyal medyaya yeni dahil olmasıyla kişinin sosyal medyadaki çevresi genişleyerek tanınırlığı artar. Kişinin sosyal medya üzerindeki tanınırlığı arkadaş sayısı, takipçi sayısı, paylaşımlarının beğenilme sayısı gibi kriterleri ile anlaşılabilir.
Kurumlar veya markalarda, kişiler gibi sosyal medya üzerinde tanınırlık sağlayabilirler. Kurumlar ve markalar sosyal medya üzerinden oluşturdukları sayfaların kaç kişi tarafından beğenildiği, kaç kişinin o sayfaları takip ettiği, yapılan paylaşımların kaç kişi tarafından beğenildiği, paylaşımların takipçiler tarafından kendi sayfalarında paylaşılması ve paylaşımlara yapılan yorumlar ile tanınırlıkları ölçülebilir.
 Sosyal Medyada Gruplar
Sosyal medyada gruplar kişinin arkadaş grupları veya başka kişiler tarafından kurulan gruplara girmesidir. Bu gruplar beğenilen bir kişinin fan grubu, bir kurumun kendi çalışanları için oluşturduğu veya kurum ve marka adına tüketicileri için oluşturduğu gruplar, bir yerin tanıtımı için oluşturulan gruplar olabilir.
Gruplar, sosyal medya üyelerinin oluşturduğu küçük büyük toplulukları temsil eder. Sosyal ağın büyümesi daha büyük bir arkadaş grubu, daha çok takipçi ve bağlantı anlamına gelmektedir. Gruplar herkesin görüntüleyebileceği ve gizli şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Gizli gruplar davetiyeyle girilebilen özel topluluklardır.[7]


[1]http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.532b0814b6faf2.93 750049, (Erişim: 20.03.2014).
[2]   Ayla Okay, Kurum Kimliği, Derin Yayınları, 2012, s. 23.
[3]   Aslan, a.g.e, s. 9.
[4]   http://siberkimlik.blogspot.com.tr/, (Erişim: 22.03.2014)
[5]http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.532d84b828b0e2.0 8462859, (Erişim: 22.03.2014).
[6]   Aslan, a.g.e, 2011, s. 11.
[7]   Aslan, a.g.e, s. 15.


Ayça BURGAZ

Sosyal Medyanın Geleneksel Medyadan Farkları

by karamanni  |  in sm at  16:01:00


Son yıllarda bilgi teknolojilerinin gelişimi ve iletişim alanındaki uygulamalar hızlı bir şekilde ilerlemiştir. İnternet, günümüzde bilgi paylaşımı ve iletişimi kolaylaştıran en önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Web’in yeni bir iletişim kanalı olarak giderek artan popülerliği, insanların günlük yaşamlarında olduğu kadar, geleneksel medya kullanımında da çeşitli değişikliklere neden olmuştur.
Sosyal medya platformları, kullanıcıları içerik üretim sürecinin merkezine koymasıyla ve içeriklere katkıda bulunabilme imkanı sağlamasıyla geleneksel medya kanallarından farklılaşmaktadır. Geleneksel medya tarafından belirlenen içeriklerin, yine geleneksel medya tarafından belirlenen şekilde ve zamanlarda sunulması sınırlılığını ortadan kaldırmaktadır. Sosyal medya, üreticinin bir yandan tüketici ve tüketicinin de bir yandan üretici olabilmesini sağlamaktadır. Bir sosyal medya kullanıcısı, geleneksel medyadan farklı olarak izleyici olmanın yanı sıra dilediğinde içeriklere katkı sağlayabilmektedir, bunun yanı sıra dilediğinde bu içerikleri üretebilme olanağı sayesinde bir içerik yaratıcısı haline de gelebilmektedir. Bu nedenle sosyal medya platformları geleneksel medya ile kıyaslandığında bireylerin kendilerine sunulan içeriklerin yalnızca birer tüketicisi olabilme rolünü değiştirmiş, bireylere hem izleyici, hem katılımcı hem de üretici olabilme gibi roller sunmuştur.
Geleneksel medya, kitlelere hitap etmekte ve bireysel özellikleri dikkate almamaktadır. Hedeflediği belirli bir grubun ortak özelliklerini göz önünde bulundurarak yayınlarını yapmaktadır. Yayınların oldukça çok kişiye ulaşması gerekmektedir, ayrıca reytingler ve tirajlar oldukça önemli hale gelmektedir. Sosyal medya ise çok daha bireyselleştirilmiş ama katılımlı ve çok merkezli bir medya ortamı sunmaktadır. İzleyicinin bir içerik yayıncısı da olabilmesi nedeniyle, birey birkaç kişi tarafından izlense ya da okunsa bile içerik üretebilme ve bunu yayınlayabilme olanağına sahiptir. [1]

Sosyal medya ile geleneksel medyanın arasındaki farklılıkları daha iyi anlayabilmemiz için bazı özellikler bulunmaktadır. Bu özellikler şunlardır:
       "Erişim: İki tür medya olan sosyal medya ve geleneksel medya herkesin genel bir kitleye erişebilmesine imkan tanımaktadır.
       Erişilebilirlik: Geleneksel medyayı kullanmak genellikle özel şirketlerin ya da hükümetlerin egemenliğindedir. Sosyal medya araçları ise herkes tarafından maliyetsiz olarak kullanılabilmektedir.
       Kullanılırlık: Geleneksel medyayı kullanmak genellikle uzmanlaşma ve eğitim gerektirmektedir. Sosyal medya için bunlar gerekli değildir, herkes kullanabilmektedir.
      Yenilik: Geleneksel medya iletişimlerinde ortaya çıkan zaman farkı hemen etki ve tepkilerin gözlendiği sosyal medya ile karşılaştırıldığında uzun bir zaman olabilmektedir.
       Kalıcılık: Geleneksel medya yaratıldıktan sonra değiştirilemez, o nedenle geleneksel medyadaki içerik kalıcıdır, yazıldığı gibi kalır ve değiştirilemez. Sosyal medya ise yorumlar ya da yeniden düzenlemeyle anında değiştirilebilmektedir”.[2]
Günümüzde insanlar artık bir ürün ya da hizmeti satın almadan önce gerçek kullanıcı bilgi ve deneyimlerini içinde bulunduran bloglardan, Facebook’tan, wikilerden, sözlüklerden bilgi edinip bu edindikleri bilgileri değerlendirebiliyor. Hatta kendi başlarından geçen satın alma bilgi ve deneyimlerini de olduğu gibi diğer kullanıcılarla internette paylaşabiliyorlar.[3]
Sosyal medya, adında olduğu gibi sosyal bir alandır. Facebook, Linkedin, Twitter ve Youtube gibi araçlar gerçekten önemli bir şekilde insanları birbirine bağlamaya yardımcı olur. Hızlı ve kolay bilgi paylaşmak için aktif olarak arkadaşlar, iş arkadaşları ve müşteriler ile iletişim kurulmalıdır.

Blog, Podcast ve Twitter her yerden ve herhangi platformdan ulaşılabilir ve kullanılabilir. Başarı için sosyal medya stratejisi çok önemlidir. Ürün ve hizmet tanıtmak için sosyal medya platformları ile birlikte geleneksel medyadaki tanıtım araçları da kullanılmalıdır.73
Sosyal medyanın ölçülebilir olması en önemli özelliğinden birisidir. Sosyal medyada yayınlanan bir mesajın kaç kişi tarafından görüldüğü, kişilerin yorumları, beğenileri sayesinde öğrenilebilir ve takip edilebilir. Geleneksel medya da ise televizyon, radyo, açık hava ilanları gibi kanallardan yayınlanan mesajların kaç kişi tarafından görüldüğü ve kimlerin gördüğü tam olarak öğrenilemez ve bunları ölçmek çok masraflıdır. Ama sosyal medya da bu ölçümlemeler az bir miktar masrafla ya da hiç masrafsız bir şekilde öğrenilebilir. Ayrıca sosyal medya üzerinden verilen bir mesaj çok hızlı bir şekilde yayılabilir ve birçok kişiye ulaşarak, görülebilir. Geleneksel medya da ise bu yayılım biraz daha yavaştır.


[1] N. Gizem Koçak, Bireylerin Sosyal Medya Kullanım Davranışlarının ve Motivasyonlarının Kullanımlar ve Doyumlar Yaklaşımı Bağlamında İncelenmesi: Eskişehir’de Bir Uygulama,
Doktora Tezi, Anadolu Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Anabilim Dalı, 2012, s. 77, 81.
[2]   Erkan Bulut, Pazarlama İletişiminde Yeni Yaklaşımlar Kapsamında Sosyal Medya Uygulamaları ve Etkili Kampanya Örnekleri, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Kültür Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İletişim Sanatları Anabilim Dalı, Ağustos 2012, s. 31, 32.
[3]   Salih Seçkin Sevinç, Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya, Optimist Yayınları, 2. Baskı, 2012, s. 25.

Ayça BURGAZ

Sosyal Medya Kavramı

by karamanni  |  in sm at  15:59:00



Sosyal medya, internet araçlarının ve elektronik ortamda diğer insanların deneyimlerini, bilgilerini paylaşmak ve tartışmak amacıyla kullanılmaktadır.[1] Sosyal medya ağları son zamanların en çok tercih edilen dijital mecrasıdır. Kurumların tüketicileri hakkında çok daha kapsamlı bilgi edinebilmesini ve tüketicilerin kurumun ürünleri ile ilgili yaptığı yorumları, ayrıca tüketicilerin davranışlarını ve isteklerini takip edebilmelerini sağlamaktadır.[2]
Günlük yaşam içinde ve akademik literatür de "Sosyal Medya” kavramı yerine "sosyal ağ”, "sosyal web”, "sosyal paylaşım siteleri” kavramları da kullanılmaktadır fakat bu alanda hepsini kapsayacak bir anlam içeren "sosyal medya” kavramının kullanılması daha uygun görülmektedir.[3]
Sosyal medya, diğer kişilerle internet üzerinden sohbet etme becerisidir, bu kişiler hedef pazarımız, müşterilerimiz, meslektaşlarımız veya sohbetimize denk gelen herhangi biri olabilmektedir.[4]
Sosyal medya tüm kullanıcılara hükmetmekte, faydalı ve güvenli olması yerine yığın medya ve reklamlar insanlara verilmektedir. Ama gerçek sorun bunun sık sık yapılmasıdır, mesajı değiştirerek vermek ve içeriğin gerçek kalitesi ile ilgili olmaması insanları rahatsız edebilmektedir.[5] Bu da sosyal medyanın olumsuz yanıdır.
Sosyal medyayı bir cümlede özetlemek gerekirse; içeriğinin kullanıcı tarafından yaratıldığı, kullanıcı tarafından yayıldığı ve içerik üretenin paylaşım içinde olduğu topluluk ile etkileşim halinde olunan mecraların tümüdür. Yani herhangi bir kişi veya kurumun, seçtiği bir içeriği, istediği platformda paylaşabildiği ve paylaştıklarından hemen sonra geri dönüş alabildiği platformlara, sosyal medya denilmektedir.[6]
Teknolojinin gelişmesi, iletişim araçlarının dijitalleşmesi, son yirmi yıldır iletişim araç ve yöntemlerinin yeniden şekillenmesini de beraberinde getirmiştir. İletiyi veren ve alanı da interaktif ve çok yönlü yapmıştır. Sosyal medya günümüzde artık pek çok kuruluşun ve kuruluş yöneticisinin en üst gündem konularından birisi haline gelmiştir. Kuruluşlarda karar verici konumunda bulunan yetkili kişiler, danışmanlar artık sosyal medya uygulamalarından kuruluşlarının nasıl en etkin bir şekilde faydalanacağının yollarını aramaktadırlar. Bu ilgiye rağmen, kuruluşların bu alanda yaptıkları faaliyetlerin yeterince yoğun olmadığı, sınırlı bir kullanım şekliyle kaldığı dikkatleri çekmektedir.
Sosyal medyanın devamlı güncellenebilmesi, çoklu kullanıma imkan sağlaması, sanal paylaşıma açık olması gibi özelliklerinden dolayı kişilerin tercih ettiği bir mecra haline gelmiştir. Kişiler bu mecralarda herhangi bir konu veya kuruluş, marka hakkında düşüncelerini yazabilmekte, bunları tartışabilmektedir. Kişisel bilgilerin yanında çeşitli fotoğraflar, video görüntüleri paylaşılabilmekte ve hatta iş arayabilmektedir. Sosyal medya artık yöneticilerden danışmanlara, internet öncülerinden reklamcılara, blog yazarlarından gazetecilere kadar uzanan geniş bir kitlenin fikir alışverişi yaptığı bir ortam haline gelmiştir.[7]
Yaklaşık olarak Facebook’da bulunan 800 milyon kişi ve Twitter’daki 200 milyon kişi nedeniyle rekabet ortamı açısından sosyal medya ilgi çekmektedir. Buralarda insanlar mesajlarını birbirlerine iletmektedirler, fakat önemli olan nokta ise burada bütün insanların bulunmaması ve bunun dışında bulunan büyük bir kitle olmasıdır.[8]
Sosyal medya ile sadece disiplinler değil, paylaşım, arkadaşlık, özgürlük, güvenlik, ün gibi pek çok kavram yeni anlamlar kazanmaktadır. Sanal ortamda sürdürülen ilişkiler, sanal ortam paylaşımları ve sahip olunan sanal özgürlükler, gerçekliğin yeni bir boyut kazanmasına neden olmaktadır.
Sosyal medya, dijital ortama aktarılan bilgi ve belgelerin tümünü depolayabilen, montajın da çok gelişmiş olduğu bir sistemin parçasıdır. Daha önceleri büyük bütçeli araştırmalarla elde edilebilen verilerin artık sosyal medyada paylaşılmasında bir sorun görülmemektedir.[9]
Sosyal medyanın beş temel özelliği vardır. Bunlar:
       "Katılım: Sosyal medya, ilgili olan herkesten geribildirim almaya ve katkı sağlamasına olanak tanımaktadır. Medya ile izleyicisi arasındaki çizgiyi azaltmaktadır.
      Açıklık: Sosyal medya geribildirim almaya ve katılıma açıktır. Bu hizmetler oy vermeyi, yorum yapmayı ve bilgiyi paylaşmayı desteklemektedir. İçeriğe erişim ve kullanımda ender olarak engeller vardır.
       Karşılıklı Konuşma: Geleneksel medya tek taraflı yayın yapmaya ve yayımlamaya olanak tanımaktadır. Buna karşılık sosyal medya iki yönlü diyalog ve karşılıklı konuşmaya olanak tanımaktadır.
       Topluluk: Sosyal medya toplulukların hızla oluşmasına olanak tanımaktadır ve etkin bir şekilde iletişim kurmalarına izin vermektedir.
Bağlantısallık: Sosyal medya birçok ağı birbirine bağlayarak bağlantısallık özelliği taşımaktadır. Diğer siteler, kaynaklar ve kişiler için link verirler”.[10]


[1]   Necmi Gürsakal, Sosyal Ağ Analizi, Dora Yayınları, 2009, s. 21.
[2]   Güçdemir, a.g.e, s. 29.
[3]   Sayımer, a.g.e, s. 123.
[4]   Scott Stratten, Unmarketing, MediaCat Yayınları, 2. Baskı, 2012, s. 45.
[5]   Meyerson, a.g.e, s. 20.
[6]   Özkaşıkçı, a.g.e, s. 37.
[7]   Okay ve Okay, a.g.e, s. 561, 562.
[8]   Barger, a.g.e, s. 11.
[9]   Kara ve Özgen, a.g.e, s. 6, 7.
[10] Gürsakal, a.g.e, s. 23, 24.


Ayça BURGAZ

İnternetin Doğuşu ve Tarihsel Gelişim Süreci

by karamanni  |  in iletişim at  15:56:00

  

İnternet çok az bir geçmişe sahip olmasına rağmen, dünya üzerinde yaygın bir kullanım alanına sahip olarak ayrıcalıklı bir kitle iletişim aracı olmuştur. Akla gelen her sektör içinde interneti kullanmak mümkündür. Zaman içinde kullanım alanı daha çok artan internet ile birlikte hayatımıza yeni ifadeler, anlatım şekilleri ve semboller girmiştir.
İnternet, binlerce küçük ağdan ve milyonlarca küçük bilgi parçacığından oluşmaktadır. Dünyayı saran bu ağ, içerisinde akla gelebilecek hemen her konuyla ilgili bilgi taşıyan milyonlarca sayfanın bulunduğu çok büyük bir kutu olarak tanımlanabilir. Ayrıca her an birer müşteri olabilecek milyonlarca insanı birleştiren bir bağ olmaktadır. [1]
İnternet, ilk olarak 1969’da ARPANET ismiyle ABD’de ordu ve üniversiteler arasında bir iletişim ağı projesi olarak ortaya çıkmıştır. Daha sonraki yıllarda hızla yaygınlaşan bu internet ticaret için de kullanılmaya başlanmıştır. İlk olarak 1979’da müşteriler ve kurumlar arasında bir iletişim ağı üzerinden işlem yapılabilmiştir.[2]
İnternet’in bugünkü köklerini 1962 yılında J.C.R. Licklider'in Amerika'da Massachusetts Institute of Tecnology'de (MIT) tartışmaya açtığı "Galaktik Ağ" kavramında bulabiliriz. Licklider, bu kavramla küresel olarak birbirine bağlanmış bir sistemde isteyen her kullanıcının herhangi bir yerden veri ve programlarına erişebilmesini ifade etmiştir.[3]
İnternet, dünyada ve buna bağlı olarak Türkiye’de de yaygın olarak kullanılmaya başlandığı 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren kendi kullanım alanına ilişkin devrimleri yapmakta kararlı olarak yol kat etmeyi başaran bir mecra olmuştur. Teknolojinin gelişmesi ile internetin kullanım biçiminde meydana getirdiği değişiklikler, internetin hayatımızda edindiği yeri de sürekli yenilemektedir.[4]
Türkiye’de ise internet, 12 Nisan 1993’de TÜBİTAK-ODTÜ (TR-NET) işbirliği ile kullanılmaya başlanmıştır. DPT projesi çerçevesinde Türkiye küresel olarak kullanılan internete bağlanmıştır. ODTÜ ülkede bir süre internetin tek çıkış noktası olmuştur. Daha sonra 1994’de Ege Üniversitesi, 1995’de Bilkent ve Boğaziçi Üniversitesi, 1996’da İTÜ bağlantıları kurulmuştur.
Türk Telekom’un 1995 yılında açtığı ihale ile bir kurul tarafından oluşturulan TURNET 1996 yılının Ağustos ayında çalışmaya başlamıştır. Ayrıca 1996 yılının Haziran ayında TÜBİTAK bünyesinde Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) kurulmuştur.
ULAKBİM’in temel görevlerinden biri yeni teknolojileri kullanarak Türkiye genelinde tüm eğitim ve araştırma kurumlarını birbirine bağlayacak Ulusal Akademik Ağ (ULAKNET) adıyla hızlı bir iletişim ağı kurmak ve kurulan ağ aracılığı ile insanlara bilgi hizmetleri sunmaktır.
Türkiye’de 1994 yılından itibaren internet hatlarını kurma yetkisi ve bu hatlar üzerindeki mülkiyet hakkı Türk Telekomünikasyon A.Ş ( Türk Telekom)’ ye ait bulunmaktadır. [5]
   İlk Yıllar: Web 1.0
Günümüzde internetin günlük hayatta kullanımıyla beraber kullanıcılar ilk önce Web 1.0 dönemini yaşamışlardır. Web 1.0 döneminde internette bir içerik yayınlayıcı bir de içerik okuyucu bulunmaktadır.
Web 1.0 ilk olarak, 1989 yılının Mart ayında, "Yüksek Enerji Fiziği” konusunda dünyanın değişik bölgelerinde araştırmalar yapan kişilerarasında kolay ve etkili bir haberleşme kanalı olarak Tim Berners-Lee tarafından CERN’de (European Particle Physics Laboratory) geliştirilmiştir. İnternetin ilk kullanıldığı dönemlerde Web 1.0 bugüne kıyasla çok ilkel kalan internet siteleriydi. O dönemlerde kullanıcılar sadece verilen bilgiyi alan kişiler konumunda olmuşlardır. Web siteleri ve kullanıcılar arasında tek taraflı bir iletişim olmaktaydı ve web sitelerinin içeriği sadece web sunucuları tarafından kontrol ediliyordu. Kullanıcılar sadece sınırlı sayıda olan web sitelerinden sağlanan içeriğini kullanabiliyorlardı. Web 1.0 zamanında kullanıcılar ile web sayfaları arasında bir etkileşim söz konusu değildi. Web sitelerinin teknik alt yapısı yetersizdi. Web siteleri basit birer broşür görüntüsündeydi.[6]
WWW ya da Web 1.0 terimi, Web 2.0’ın gelişmesi etrafında yapılan araştırmalardan sonra ortaya çıkmıştır. Bundan önce araştırmacılar, genellikle Web 1.0’ı elektronik ticaret ya da elektronik iş olarak adlandırmışlardır. İlk oluşturulan web siteleri basitçe iletişim kurmak için ya da kurumlara bilgi sağlamak için kurulmuşlardır. Bunun içerisinde pazarlama araçları, yatırım ilişkileri, işe alma fırsatları ve ürün bilgisi gibi bilgiler yer alıyordu. Televizyon gibi, internette çok sayıda kullanıcıya bilginin iletilmesini mümkün kılmaktaydı. Web 1.0’da, web sayfaları az sayıda yazar tarafından, daha büyük sayıda okuyucu için yaratılmaktadır. Web 1.0 ile Web 2.0 arasındaki temel farklılığı oluşturan da bu olmuştur. Web 1.0’da içerik yaratıcıları az sayıdadır ve kullanıcıların büyük çoğunluğu sadece içeriğin tüketicileri olarak hareket etmektedir. Sonuçta insanlar doğrudan kaynağa giderek bilgiyi elde edebilmektedir.[7]
Özetle Web 1.0 zamanı herkes için bilgilerin etkisiz bir şekilde alınması anlamına gelmekteydi. İnsanlar tarafından yaratılan Web 1.0 internet uygulamalarının kullanıldığı bir dünya iken, Web 2.0 ise insanlar tarafından Web 1.0 içeriği ile yaratılan internet uygulamalarının değiştirilebildiği, kontrolün insan denetimine geçtiği bir dünya olmuştur.[8]
  Günümüzde İnternet Kullanımı: Web 2.0
Web 2.0, kavramı 2004 yılında, O’Reilly ve MediaLive International arasında gerçekleşen bir beyin fırtınası konferansı ile başlamıştır. 2004 yılında kullanılmaya başlayan bir kavram olan Web 2.0; yeni nesil internet hizmetlerini, toplumsal olarak iletişim kurmayı sağlayan siteleri, wikileri, ve İnternet kullanıcılarının ortaklaşa ve paylaşarak oluşturduğu sistemi tanımlamaktadır. Tim O’Reilly’e göre Web 2.0’ın tanımı ise şöyledir: "Web 2.0 bilgisayar endüstrisinde internetin ilerlemesiyle bir işletme devrimi olmuştur ve bu devrimin kurallarını başarı için anlamaya çalışmak gerekmektedir. Bu kurallar arasında en önemlisi şudur: İnternet ağlarını daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak.”[9]
Web 2.0 internetinin temel özelliği, tasarım ile ilgili bilgi gerektirmeyen, kullanıcıların tüm isteklerinin düşünüldüğü uygulamaları ortaya çıkarmasıdır. Web 2.0 uygulamalarının sonucunda kullanıcılar, Web tasarımı ve teknikleri ile ilgilenmeden sahip oldukları, çektikleri fotoğrafları, anlatmak istedikleri şekilde veya sosyal içerikleri, ziyaret ettikleri siteleri çok sayıda kullanıcı ile kolay bir şekilde paylaşır hale gelmişlerdir.
Web 2.0 ismi ile kullanılan sosyal medya, insanların deneyimlerini birbiriyle paylaştığı çevrimiçi teknolojileri ve uygulamaları ifade etmektedir. Sosyal medya, yazı, video ve ses gibi farklı içerikteki mesajların yayınlandığı ortamlar olmuşlardır.[10]
Web 2.0, kullanıcıların interneti günlük kullanma yollarını esaslı biçimde değiştirmeleriyle başlamıştır. Web 2.0’ı biçimlendirmiş olan başlıca trendler arasında içerik paylaşımı, yaratıcılık, segmentasyon, sosyal bileşenler ve ek işlevsellik bulunmaktadır. Ek işlevselliğin getirdiği olanaklardan bazıları dosya paylaşımı, çeşitli sosyal pazarlama sitelerinde daha kolay iletişim ve iletişim ağı kurma, video paylaşımı ve blog tutmadır.[11]
Web 2.0’ın, internet hizmetini daha iyi ve kullanışlı hale getirmek kullanıcıların web sitesine katılımını sağlamak, yine aynı amaçla diğer web siteleriyle ve kullanıcılar ile işbirliği yapmak fikrine dayanan bir akım olduğu da söylenebilir.[12]
Constantinides ve Fountain, Web 2.0 uygulamalarını beş temel kategoride sınıflandırmaktadır. Bunları; bloglar, sosyal ağlar, içerik toplulukları, forumlar ve içerik toplayıcıları olarak gruplamıştır.[13]
Wikiler, bloglar, içerik paylaşım siteleri, sosyal ağlar gibi iletişim ve paylaşımı hayatımızda eskisine göre çok daha hızlı çok daha kolay ve kullanışlı hale getiren servisleriyle Web 2.0, interneti sadece teknoloji ve tasarımsal olarak değil, ekonomik ve özgürlükçü paylaşımı ile siyasal olarak da etkilemiştir.[14]
İnternetin Geleceği: Web 3.0
Şimdilerde kullandığımız internet Web 2.0 teknolojisidir. Ancak yakın bir zamanda uzmanlar "semantik web” ile özdeşleştirdikleri Web 3.0 dönemine geçişten bahsetmektedir. Semantik web, kısa tanımıyla makinelerin artık okuyup, anlayıp, yorumlayabileceği bir sistemdir. Bu sistem ile internetteki tüm içerik tek bir veritabanı gibi olacak, bu büyük veritabanı ile kullanıcılar bir konuyla ilgili tüm detaylara ulaşabilecektir.
Web 3.0, üçüncü nesil internet ağı olarak tanımlanmaktadır. Web 3.0’da web siteleri sadece sayfa olarak değil sayfa içerisinde bulunan kelime ve cümleler olarak ayrı bir anlam kazanacaktır. Arama motorları sayfa içerisinden bulunan cümlelerin nelerden bahsettiğini anlayabilecektir.[15]

Web 3.0 pazarlamanın beş kilit bileşeni vardır. Bunlar:
       "Mikroblog tutma: Belli bir sayıda karakter kullanarak düşüncelerinizi paylaşma olanağı sağlamaktadır. Örnek olarak Twitter verilebilir.
       Sanal gerçeklik dünyaları: Kullanıcıların dünyanın her yerinden insanlarla üç boyutlu bir ortamda etkileşime girmek için ziyaret ettikleri yerlerdir. Bu ortamlarda toplantılar yapılabilir, ticari fuarların yerini sanal gerçeklik fuarları alabilir.
       Kişiselleştirme: Kullanıcıların daha kişiselleştirilmiş bir deneyim yaratmalarına olanak tanımaktadır. Web sitelerinde kendi adlarının bulunmasını, kişiselleştirilmiş e-postalar, satın alma alışkanlıklarına uygun geliştirilmiş ödeme seçenekleri beklemeye başlamaktadırlar.
       Mobil: Dünyada milyonlarca mobil telefon kullanıcısı bulunmaktadır. Bu sayı kişisel bilgisayar kullananlardan çok daha fazladır. Bu nedenle mobil uygulamalar geliştirilmektedir. Tüketiciler Web’de gezinebilir ve beğendikleri, istedikleri ürünleri mobil telefonlarından satın alabilirler.
       Talebe bağlı işbirliği: Kullanıcıların belgeleri inceleyerek, işbirliği yaparak gerçek zamanlı değişiklikler yaparak gerçek zamanlı etkileşimde bulunmasına olanak tanımaktadır. Kullanıcıların sadece Web tabanlı çözümleri etkili biçimde kullanmalarına olanak tanımaktadır”.[16]
Web 3.0’a; reklam, halkla ilişkiler ve pazarlama açısından bakıldığında hedef kitlenin tüm isteklerini ve zevklerini öğrenmek daha kolay olacaktır. Oluşturulan veri tabanları ile doğru bilgi, doğru mesaj, doğru zamanda, doğru hedef kitleye ulaşacaktır. Araçlar ve aracıları azaltarak, direk hedef kitleye ulaşmak mümkün olacaktır.[17]

İnternet, dünyanın ortak kurup geliştirdiği bir sistem olarak herhangi bir kişi ya da kuruma ait değildir. Dolayısıyla da İnternet ortamında istediğimiz serbestlikte hareket edebiliriz ama bu her istediğimizi yapabileceğimiz anlamında değildir. Her ülke gerek bilgi verme ve gerekse de bilgi alma konusunda belli kural ve düzenlemeler geliştirmiştir.
İnternet hemen her konuda hem geçmişe ait arşiv bilgileri, hem de içinde yaşadığımız dakikaların anlık ve güncel bilgilerini barındırmakta ve tüm bu bilgilerin, kullanıcılar tarafından kolayca alınabilmesine olanak tanımaktadır.
İnternet sayesinde başkalarıyla iletişim kurmak, beraber oyun oynamak, müzik dinlemek, alışveriş yapmak, dergi ve gazeteleri okumak, bankacılık işlemleri, otel, tiyatro, sinema ve uçak için rezervasyon yaptırmak gibi birçok işlemi internet üzerinden yapmak mümkündür.58
İnternete bağlanmak için bilgisayara, modeme bir telefon ya da kablo şebekesine ihtiyacımız vardır. Bu işlem cep telefonu şebekesi üzerinden de yapılabilir.
Bilgisayar, girmek istediğiniz internet sayfasını bulmak için önce, alan adı sistem sunucularından oluşan ağla temas kurar. Bu sunucular, telefon defterleri gibi milyonlarca internet sitesini sıralar. Sunucu, adresin kendi kayıtlarında ya da diğer sunucuların kayıtlarında olup olmadığını araştırır. Dünyadaki milyarlarca internet sayfası hakkında bilgi içeren milyonlarca sunucu vardır. DNS (Alan Adı Sistemi), internet sayfasının adresini tespit ettikten sonra bu adresi bilgisayara gönderir. Bilgisayar, adresini aldığı sunucuya bağlanır.

İnternetin özelliğine halkla ilişkiler ve pazarlama açısından bakmakta önemlidir. İnternet her meslek ve alan için farklı anlamlar taşımakta ve farklı şekillerde kullanılabilmektedir. İletişim teknolojilerinden biri olan internetin en önemli özelliklerinden bir tanesi alıcı ile verici arasındaki kanalda iletişime olanak sağlamasıdır. Bu özellik, geleneksel iletişim araçlarının hiçbirinde yoktur. Geleneksel iletişim araçlarında tek taraflı bir iletim söz konusu iken, internet aracılığıyla yapılan iletişimde çift taraflı bir iletişim kurma olanağı bulunmaktadır. Bu nedenle halkla ilişkiler uzmanları ve pazarlama uzmanları yaptıkları çalışmalar ile ilgili tüketicilerle iletişim kurmak ve geri bildirim almak için sosyal medya kanallarını kullanmaktadırlar. Bunun dışında internetteki sayfaların sürekli güncellenmesi, en yeni bilgileri anında duyurma ve bu bilgilere kolayca ulaşma imkanı da tanımaktadır.[18]
İnternet halkla ilişkiler ve pazarlama alanlarında artık çokça kullanılmaktadır. Çünkü internet sayesinde belirlenen hedef kitleye daha kolay ulaşılabilmektedir. Bu nedenle çeşitli uygulamalar yapılarak veya günümüzde insanlar tarafından çokça kullanılan sosyal ağlar sayesinde hedef kitleye ulaşılabilir. Kurumlar ürünler ve hizmetleri ile ilgili özellikleri ve kampanyaları rahatlıkla anlatabilmektedir.




[1] Güçdemir, a.g.e, s. 20.
[2] Mahir Erkan, E-Ticaret Çağı, Optimist Yayınları, 2012, s. 12, 13.
[4] Dağhan Irak ve Onur Yazıcıoğlu, Türkiye ve Sosyal Medya, Okuyanus Yayınları, 2012, s. 7.
[5] Ahmet Parlak, İnternet ve Türkiye’de İnternetin Gelişimi, Bitirme Ödevi, Fırat Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü, 2005, s. 30.
[6] Güçdemir, a.g.e, s. 24.
[7] Akar, a.g.e, s. 14.
[8] Alikılıç, a.g.e, s. 5.
[9] Sayımer, a.g.e, s. 28, 29.
[10]   Alikılıç, a.g.e, s. 2.
[11]   Mıchael Tasner, Anında Pazarlama: Web 3.0 Pazarlama Kılavuzu, MediaCat Yayınları, 2011, 5s2. 27.
[12]   Güçdemir, a.g.e, s. 25.
[13]   Akar, a.g.e, s. 16, 17.
[14]   Kahraman, a.g.e, s. 19.
[15]   Güçdemir, a.g.e, s. 27, 28.
[16]   Tasner, a.g.e, s. 32, 33.
[17]   Güçdemir, a.g.e, s. 28.
[18]   Güçdemir, a.g.e, s. 21.

Ayça BURGAZ

Proudly Powered by Blogger.