19 Kasım 2018 Pazartesi

Marka Yönetiminde Rol Değişikliği

by karamanni  |  in marka at  11:14:00



Sektör Yerine Pazara Odaklanma

Ürün odaklı pazarlama yönetiminin bırakılıp tüketici odaklı pazarlama yöntemine geçilmesidir. Bu durumda Pazar araştırması, müşteri hizmetleri, kalite yönetimi gibi çalışma alanları devreye girer.
Taktik Düşünce Yerine Stratejik Düşünce
Belli bir sektörde sabit bir işletmeyi geliştirmek yerine değişik sektörlere, değişik pazarlara girmeye yönelik bakış açısına geçiş olmuştur. Bu durum marka yönetimini çok daha stratejik düşünmeye itmiş ve değişik kimlikler arasında tutarlı bir duruş sergilerken, diğer yandan sürekli değişen pazarlara ve rekabet ataklarına karşı taktik uygulamak zorunda bırakmıştır.
Yerel Pazara Odaklanma ve Analiz Yerine Küresel Pazara Odaklanma ve Analiz
Küreselleşmenin artmasıyla firmalar küresel kimlikler ve yerel adaptasyonlar arasındaki denge kurmak zorunda kaldı. Bazı firmalar, marka yöneticilerinden her yerel pazara özel kampanyalar oluşturmalarını talep ederler.
 Ürün Yönetimi Yerine Kategori Yönetimi
Kategori yönetiminin bağımsız ürün yönetimine tercih edilmesidir. Bu durum tüketicinin ürünleri şampuanlar, cilt bakım ürünleri gibi kategoriler olarak algıladığı gerçeğinden doğmuştur. Marka yöneticisinin gücü satıcının eline geçmiştir. Marka yöneticileri, markalarını satıcıyı ve tüketiciyi memnun eden emsalleriyle kıyaslamak zorundadır.
Ürün Markalama Yerine Kurumsal Markalama
Ürün markalama her markanın bağımsız bir şekilde var olmasını gerektirir ve bu da çok maliyetlidir. Ayrıca kurumsal markalama (firmanın kendi ismini ürün markasının yanına iliştirmesi gibi) tüketicinin güvenini geliştirir. Bu yüzden ürün markalama dehası Proctor&Gamble bile kurumsal markalamayı, küresel bir strateji haline getirmiştir ve pazar payını arttırmıştır.
Tüketici Ürünleri Markalaması Yerine İş Pazarı ve Meta Markalaması
Tüketim malı ve kurumsal markalamanın başarısı B2B markalamaya doğru bir yönelim sağlamıştır. Meta çıkmazından kurtulabilmek için artık temel malzeme tedarikçileri bile markalaşma yoluna gitmişlerdir.
 Ürün Sorumluluğu Yerine Müşteri İlişkileri Sorumluluğu
Firmalar, artık belli başlı müşteri grupları ile olan müşteri ile ilişkilerin sorumluluğunu marka yöneticilerine vermektedir. Bundan böyle müşteri ilişkileri yönetimi marka yöneticisinin becerileri arasında bulunması gerekir.
 Fiziksel Marka Dünyası Yerine Hem Sanal, Hem Fiziksel Marka Dünyası
Sanal ortamda markalama fiziksel ortamdakinden farklıdır. Fakat günümüzün olmazsa olmazıdır. Güçlü bir marka yaratmak isteyen marka yöneticilerinin ve firmaların uygulanabilir ve cazip bir çevrimiçi stratejileri geliştirmeleri şarttır.
Marka performansı yerine marka değeri ve varlığı yönetimi
Günümüzde firmalar, markalarının karlılığından ziyade, markanın toplam değerini önemserler. Dolayısıyla bir ürünün kendi mal değerinden çok daha fazla fiyatlarla satılabiliyor olması başlı başına bir meslek alanı oluşturmuştur. Zira marka özvarlığı ölçümünde, marka bilinirliği, marka sadakati, algılanan kalite, fiyat, pazar payı, nakit akışı getirisi, destek, küreselleşme gibi çeşitli özelliklerden faydalanılır.


Derleyen :Memet Özkan

Markalaşmanın Aşamaları

by karamanni  |  in marka at  11:11:00



Ürün Markalama

Bu tarz markalaşmada, her bir ürüne özel marka adı ve bir konumlandırma atanır. Bunu benimseyen şirketler, bünyelerindeki her markaya tam olarak bağımsızlık tanırlar ve her marka kendi meziyetlerine bağlı olarak başarı ya da başarısız olurlar. Bu marka ve şirketin diğer markaları arasında gözle görülür bir bağlantı yoktur.
 Hat Markalama
Ürün hatları belli bir marka adı altında temel bir ürün sunmakla beraber, tamamlayıcı ürünler de sunarlar. Örneğin Dove, sabundan başka yüz temizleyicileri, yaşlanmayı geciktirici kremler, deodorantlar dahil geniş bir ürün yelpazesine sahiptir.
 Grup Markalama                                                            
Grup markalamasında, her marka kendine has bir konuma sahiptir, ancak bir marka adı altında birden fazla ürün bulunur. Örneğin; Schweppes gazlı içecekleri tek bir marka adı alltında bir çok değişik içecek bulundurur.
 Kurumsal Markalama
Bu tipte bir marka adı, yani şirketin adı, bütün ürünleri kapsar. Örneğin; Canon fotoğraf makineleri, faks makineleri ve yazıcıları gibi. Ürünlerin bire bir adları yoktur, ancak başka türlü tanımlarıvardır:ya fonksiyonel (Canon MX 7600 yazıcı gibi) yada alfa-numerik (Mercedes S320 gibi).
 Paylaşımlı (Kaynak) Markalama
Bu da kurumla bağlantılı bir markalaşma türüdür, ancak ürünlere tanım yerine ad verilir. Örneğin; Microsoft Windows, CalvinClein MAN gibi. Ürün  ve ana marka, ilgiyi paylaşır, ancak şirketin adı (markası) genelde ürün markasının önünde kullanılır. Bu şekilde her iki markaya da avantaj eşitliği sağlanmış olur.
 Destekli Markalama
Kaynak markalamadan farkı, ana markanın sadece onaylayan rolü oynamasından gelir. Örneğin; BandAid markasında, ana marka Johnson&Johnson, ambalajın sadece alt köşesinde yer alır.


Derleyen :Memet Özkan

Markayı Yeniden Konumlandırmak

by karamanni  |  in marka at  11:08:00


Herhangi bir nedenle firmanızın ya da ürününüzün var olan imajını değiştirmek istediğinizde yeni bir marka konumlandırması yapmanız gerekir.
 1.Zayıf yada Lekenmiş İmaj
Nedeni ne olursa olsun sahip olduğunuz imaj, arzuladığınız imaj olmayabilir.
 2.Bulanık İmaj
Bazen insanların şirketler ve ürünler hakkında belirgin fikirleri olmayabilir. Bu genellikle, iletişimdeki kopukluk ve şirketin ya da markanın tam olarak doğru bir şekilde konumlandırılmamış olmasından kaynaklanır.
 3.Hedef Kitle ya da Onların Arzu ve İhtiyaçlarındaki Değişim
Pazarlamanın odak noktası değişiyorsa, yeniden konumlandırma gereklilik haline gelir. Teoride odağın eski konumlandırmanıza ne kadar yakın ya da uzak olduğuna bağlı olarak zorluklar yaşanması muhtemeldir. Ürününüzün ya da hizmetin yeni hedef kitlenizin arzu ve ihtiyaçları ya da mevcut hedef kitlenizin değişen arzu ve ihtiyaçları için de uygun olduğu konusunda  müşterilerinizi ikna etmeniz gerekir.
 4.Stratejik Yönde Değişim
Rekabetin aşırı artması, kategorideki ürünlerin çoğalması ve satışlardaki düşüş durumlarında stratejinizin yönünü değiştirmek durumunda kalabilirsiniz. Kategoriler, insanların zihnindedir ve bir şirket tarafından tanımlanmamalıdır. İnsanların kullanımı, özellik logo gibi bir tanımlayıcılarla gördükleri şeyleri zihinlerinde nasıl organize ettikleriyle doğrudan ilişkilidir.
 5.Yeni ya da Yenilenmiş Kurumsal Kimlik/Kişilik
Bazı şirketler değişime başlarken sorunlarının üstesinden daha kolay gelebilmek için sadece logolarını değil, aynı zamanda marka adlarını ve yapılarını, yani tüm kimliklerini ve kişiliklerini tamamıyla değiştirir.
 6.Rakiplerin Konumlandırmalarında Değişim ya da Yeni Rakipler
Rakibinizin rekabette size yaklaşması sizin konumlandırmada değişiklik yapmanızı gerektirebilir.
 7.Ciddi Bir Olay
Bazen bir kriz yeniden konumlandırmanızı gerektirebilir. Coca Cola’nın şişe su markası Dasani’nin musluk suyu olduğu iddia edildi. Bunun üzerine Coca Cola bu markayı kendi isteğiyle piyasadan çektiğini açıkladı. Ama bu da yeterli olmayınca Coca Cola su kirlenmesi ve diğer küresel meseleler hakkın sosyal sorumluluk projeleri yapmak zorunda kaldı.
 8.Kaybolan Değerlerin Yeniden Keşfedilmesi
Bazen bir marka müşterileri tarafından sorgulanmadan alınmaya başladığında, satışlar durduğunda ya da azaldığında yeniden konumlandırmak yerine geçmiş başarılı stratejilere bakmak yararlı olabilir. Marka mirasına dayanan böyle bir strateji müşterinin nostalji duygusuna açık ise çok başarılı olabilir.

Derleyen :Memet Özkan

Marka Esnetme, Yeniden Canlandırma ve Eksiltme

by karamanni  |  in marka at  11:05:00


Markayı esnetmek
Temelde marka esnetme veya genişletme, markanın aynı kategoride farklı varyasyonlarını üretmek demektir. Başka açıdan bakıldığında ise, marka esnetilince diğer kategorilere girer fakat aynı sektörde kalır.
 Marka genişletmesinin sebepleri
 1.Doğal Sebepler: Var olan satışları yok etmemek kaydıyla, orijinal ürüne oldukça yakın başka bir ürün üretip var olan tüketici ya da yeni tüketici hedeflerine sunmak demektir. Bu genişletme kategorisindeki hedef kitlenin ihtiyaçlarını ortaya çıkarmak ve bu ihtiyaçlardan faydalanmak amacıyla yapılır.
 2.Azalan Pazar Büyümesi: Şirketler, mevcut Pazar veya pazarların yavaş bir büyüme göstermesi durumunda portföylerini genişletmek isteyebilir.
 3.Marka Ölümsüzlüğüne Olan İnanç: Bazı markalar sırf bazı kategori ve pazarlarda başarılı oldular diye diğerlerinde başarılı olacakları düşüncesiyle genişletilirler.
 Markayı yeniden canlandırmak (yeniden konumlandırmak)
Marka yöneticilerinin yaşadığı bir diğer ikilem ise ihmal sonucu ya da bir şekilde tüketici ile bağlarının kopması sonucu düşüşe geçen markaları yeniden canlandırıp canlandırmamak; sorunun cevabı evet ise bunun nasıl yapılacağı sorularıdır. Bu işleme genelde markayı konumlandırma adı verilir ve yapılması gereken şey, hedef kitlenin markaya yönelik görüşlerini değiştirerek markayı rekabete hazır hale getirmektir.
Bazen çekiciliklerini kaybeden markalar, kapsamlı bir yeniden konumlandırma yapmaya gerek kalmaksızın pazardaki varlıklarını sürdürebilirler.
 Markayı eksiltmek
Bazen bir markayı öldürmekten veya satmaktan başka seçenek yoktur. Bir marka bir ya da birden fazla nedenden dolayı eksiltilebilir:
-Marka kan kaybediyorsa ve iyileşecek gibi görünmüyorsa
-Marka kazanç getirmiyor ve bir daha kazanç getireceğe benzemiyorsa
-Pazardaki yenilikler sonucu marka eski kaldıysa
-Marka, portföydeki diğer markalara kıyasla önem teşkil etmiyorsa
-Markanın müşteri kitlesi yok olduysa ve geri gelmeyecekse
-Markanın yeniden canlandırılması kazanç bakımından bir geri dönüş yapmayacaksa
-Yanlış marka yönetimi markayı ifade ve karakter bakımından yanlış yerlere sürüklediyse


http://danismend.com

Pazarlama İletişimi Stratejileri

by karamanni  |  in pazarlama at  11:02:00

Pazarlama iletişimi stratejisi “Pazarlama iletişimi amaçlarının ve uzun dönemli ana faaliyetlerinin belirlenmesi ve bu hedeflere ulaşabilmek için gerekli kaynak dağılımının yapılması ve faaliyetlerin yönünün saptanması” şeklinde tanımlanabilir.
Pazarlama iletişimi stratejisini belirlemek; iletişimin nasıl gerçekleşeceğinin belirlenmesi anlamına gelmektedir. Pazarlama iletişimi stratejileri pazarlama iletişimi amaçlı ve hedeflerine ulaşmayı sağlayacak yol ve yöntemlerin seçimiyle ilgilidir.  
Bu aşamada tüm kaynak ve imkanları birbiriyle uyumlu hale getirmeli, faaliyetler arasında bir bütünlük sağlamalıdır. Böyle bir bütünleşik pazarlama iletişimi stratejisi şu unsurlardan oluşmalıdır.
  •  
    • Pazarlama iletişimi stratejisine maruz kalacak hedef kitle birimlerini değerlendirmeye almak,
    • Hangi iletişim aracının en etkili şekilde mesaj ilettiğini belirlemek,
    • İletişimcinin, nerede ve ne zaman iletişim kuracağını ayarlamak,
    • Hangi pazarlama iletişimi karmasının kullanılacağına ve bütçesinin nasıl paylaştırılıcağını programlamak
Pazarlama iletişim stratejileri yukardaki unsurları içerecek şekilde genel olarak beş basamaktan oluşmaktadır.

  •  
  • Pazarlama iletişim fırsatlarını değerlendirmek,
  • Pazarlama iletişimi kaynaklarını analiz etmek,
  • Pazarlama iletişim hedeflerini ortaya koymak,
  • Alternatif pazarlama iletişimi stratejileri geliştirmek ve değerlendirmek.
  • Spesifik pazarlama iletişimi görevlerin ayırmak.

  • Pazarlama iletişimi stratejileri temelde; ürün – fayda stratejisi, imaj – kimlik stratejisi ve ürün – konumlandırma stratejisi olmak üzere üçe ayrılır.
    1. Ürün – Fayda Stratejileri 
    Ürün – fayda stratejileri, belirli bir ürün karakterini ve tüketiciye olan faydasını iletmek amacıyla oluşturulur. Bu stratejiler, ürünün sahip olduğu özellikler ve fonksiyonel açıdan yapabildikleri üzerine yoğunlaşır. 
    Ürün – fayda stratejilerinin altında yatan düşünce; işletmenin pazarda kendi ürününü diğerlerinden ayıran özelliği bulmasıdır. Tüketici araştırmaları ya da yönetimsel sezgiler ile işletme, tüketici ihtiyacını tatmin edebilecek faydayı geliştirmeye çalışır.
    2. İmaj – Kimlik Stratejileri 
    İmaj stratejisinin ilk hedefi, spesifik markayı diğer markalardan ayırarak tüketici zihninde marka izlenimi yaratmaktır. İmaj stratejileri, psikolojik farklılıklar yaratarak başarılı ürün stratejisi yaratabilmektedir. Oysa ürün – fayda stratejileri, ürünün fiziksel ve işlevsel özelliklerini kullanarak ürün farklılığını iletebilmektedir. 
    Başarılı bir imaj stratejisi, işletmenin tüm iletişim değişkenlerinin koordinasyonu ve entegrasyonuna bağlıdır. 
    Kimlik stratejileri, imaj stratejilerinin genişletilmiş bir şeklidir. Kimlik stratejilerinde amaç marka imajını geliştirmektir. Ama, kimliğe önem veren ya da benimsiyen tüketiciler üzerinde marka imajı yaratmaya odaklanır. İmaj stratejileri ürün yönelimliyken, kimlik stratejileri tüketici yönelimlidir.
    3. Ürün – Konumlandırma Stratejisi
    Ürün konumlandırma, ürünü rakip ürünle bağdaştırarak ya da zaten akılllarda yer etmiş bir markayla bağlantı kurarak, markayı tüketici zihninde konumlandırmaya çalışan bir stratejidir.
    PAZARLAMA İLETİŞİMİNİN AMAÇLARI
    Pazarlama iletişimin amaçları konusunda iki değişik yaklaşım vardır. Bu yaklaşımlar;
    1. Satış yönlü yaklaşım: İşletmelerin tek ve anlamlı amacının satış olduğunu ifade eden yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre yapılacak tüm pazarlama iletişimi çalışmalarının satışa yönelik olması hedeflenmektedir.
    2.İletişim yönlü yaklaşım: Bu yaklaşım tüketicinin bazı aşamalardan geçtiğini ve tüm pazarlama iletişimi araçları ile satış ve satış dışı amaçlara ulaşıldığın savunmaktadır. Bu yaklaşıma göre her pazarlama iletişim süreci, bir sonraki süreci getirecek şekilde planlanmaktadır.
    Pazarlama iletişiminin hem satış ve hem de iletişim yönlü amaçları genel olarak aşağıda sıralanmıştır.

  •  
  •  
    • Satışları artırmak ve desteklemek
    • Ürün ve marka farkındalığını sağlamak
    • Kurum ve ürünün farkınada olunmasını sağlamak
    • Kurum ve ürün imajını geliştirmek
    • Hedef kitlenin tutum ve davranışlarına etki etmek
    • Ürün veya kurum hakkında bilgi vermek
    • Hedef kitleyi ürün kullanımı hakkında eğitmek
    • Tüketici sadakati yaratmak
    • Hatırlatma yapmak
    • Yeni ürünler sunmak

  • Pazarlama iletişimi karması öğelerinin her birinin spesifik amaçlarıyla ve genelde pazarlama ve işletme amaçlarıyla uyumlu ve tutumlu olması gerekmektedir.
    SONUÇ
    Pazarlama iletişimi, işletmelerin rakebet üstünlüğünü sağlamasında en önemli unsurlardan biri olarak gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Artan bu önemiyle beraber pazarlama iletişimi elemanlarının bir bütün içinde çalışması gerekliliği “Bütünleşik Pazarlama İletişimi (1)” kavramını ortaya çıkarmıştır.

    Bütünleşik pazarlama iletişimi kavramı, pazarlama iletişimi çalışmalarının daha etkin ve daha planlı bir şekilde uygulanması gerekliliğinin bir sonucudur.




    http://danismend.com

    Pazarlama İletişimi Elemanları

    by karamanni  |  in pazarlama at  11:00:00

    Pazarlama iletişim denilince; eskiden sadece pazarlama karması elemanlarından tutundurma çalışmaları (reklam, halkla ilişkiler, promosyon, kişisel satış) akla gelmekteydi. Günümüzde ise pazarlama iletişimi tutundarma çalışmaları ile baraber, ürünün özellikleri ve ambalajıyla başlayan, satış ve satış sonrası hizmetlere kadar uzanan geniş bir kavram haline gelmiştir.  
    Bu bakımdan pazarlama iletişimi elemanları denince, pazarlama karması elemanları (ürün, fiyat, dağıtım ve tutundurma) da kastedilmektedir. Yine de pazarlama iletişimi kavramı içersinde yer alan ana kavramları belirtmekte yarar var.
    •  
      • Reklam
      • Halkla ilişkiler
      • Satış geliştirme
      • Satış personeli ve kişisel satış
      • Ürünün ambalajı, stili, rengi
      • Marka
      • Satış noktalarının yeri ve niteliği
      • Müşteri hizmetleri
      • Satış sonrası hizmetler
      • Doğrudan pazarlama
      • Pazarlama araştırmaları
      • Yeni ürün geliştirme

    Pazarlama İletişimi Kavramı

    by karamanni  |  in pazarlama at  10:58:00
    Hızla artan iletişim olanakları karşısında hedef kitleye en etkin şekilde ve doğru kanaldan ulaşmanın güçleşmesi ve maliyetlerin artması ve buna karşın tüketicilerin değişen ve artan iletişim talepleri, şirketlerin iletişim konusundaki arayışlarını hızlandırmış ve bu arayışlar sonucunda pazarlama iletişimi kavramı doğmuştur. 
    Pazarlama iletişimi:“Bir kuruluşun var oluşuyla ürün ve hizmetleriyle ilişkide bulunduğu ve bulunacağı kesimlere neler vadettiği, neler sağlayabileceğini anlatmasını sağlayacak iletişim çabalarının tümüdür” 
    Bir başka tanıma göre ise pazarlama iletişimi: “Hedef tüketicilerin tutum ve davranışlarını istenen yönde güçlendirmeyi, tersi yönde ise bunu değiştirmeye ya da amaçlanan yeni tutum ve davranışı oluşturmayı hedefleyen ikna edici ileşimi sürecidir” 
    Yapılan tanımlara bakılarak; pazarlama iletişiminin, pazarlama eylemleriyle beraber; aynı zamanda işletme çevresi, sosyal sorumluluğu ve imajıyla ilgili olan çabalarla doğrudan ya da dolaylı olarak satışların artrılması, giderek ürünün ve işletme ömrünün uzatılması amaçladığı söylenebilir. 
    Pazarlama iletişimi, spesifik olarak tutundurma işlevlerini desteklediği halde kapsam olarak tüm pazarlama bileşen ve eylemlerini kapsayan özelde iki genelde çok yönlü ve amaçlı bilgi verme, ikna etme ve hatırlatma eylemlerini kapsamaktadır.

    http://danismend.com

    6 Haziran 2018 Çarşamba

    Örneklerle Propagandanın Temel İlkeleri

    by karamanni  |  in Propaganda at  23:32:00


    Bilinçli olarak insanların tutum ve davranışlarını yönlendirme ve kanaatlerini değiştirme faaliyetlerine propaganda denir. Sosyal durumda yaşayan insanları güdülemeye yönelik uygulamalar hep var olmuştur. İlk propaganda uygulamalarının Antik Yunan’da söz söyleme ve hitabet sanatıyla insanların düşüncelerini etkileme yoluyla başladığı farz edilir (İnceoğlu, 1985: 63). Bunun yanında, günümüzden 2500 yıl önce propaganda maksatlı öğretilerin ve evrensel prensiplerin yer aldığı Savaş Sanatı adlı eser Çinli filozof ve komutan Sun Tzu tarafından ortaya konmuştur.
    Propaganda sözcüğü ise ilk kez XV. Gregory Katolik Kilisesi’nin iman ve inancını yaymak maksadıyla kurulmuş olan Sacra Congregatio de Propaganda Fide adlı kurumda kullanılmıştır. Bu aynı zamanda belirli bir görüşü yaymak ve yerleştirmek için özel olarak oluşturulan ilk kuruluştur (Akarcalı, 2003: 1).
    Tarihi bu denli eski olan bu uygulama günümüzde de önemli bir yer tutmaktadır. Bireylerden ziyade grupları hedef alan propaganda, modern olarak ilk kez Birinci Dünya Savaşı’nda kullanılmıştır. Bu süreçle birlikte propaganda maksatlı özel kurum ve kuruluşlar oluşturulmuş, sistemli bir şekilde uygulanmaya başlamıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanya’sında da propagandaya fazlasıyla önem verilmiş ve bu maksatla Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı kurulmuştur. Kurumun bakanlığına ise bugün propaganda denince akla ilk gelen isimlerden olan Joseph Goebbels getirilmiştir. Propagandaya fazlasıyla önem veren ve bunu sistemli bir şekilde kullanan Adolf Hitler şöyle demiştir: “Propaganda, kullanmasını bilenin elinde korkunç bir silah olacaktır.” (Megret, 1972: 72, Akt. Yıldırım, 2007: 152). Goebbels, birazdan örneklerle açıklayacağımız Propagandanın Temel İlkeleri olarak sıralanan ve evrensel kabul gören on bir prensibin pek çoğunun belirleyicisi ve uygulayıcısı olmuştur.
    Propaganda, kullanıldığı maksatlar dolayısıyla insanlar nezdinde pejoratif bir çağrışım uyandırmaktadır. Şüphesiz yönlendirilme ve güdülenme hissi hiçbir insanın hoşuna gitmeyecektir. Bu sebeple propaganda faaliyetleri açık açık değil, üstü örtülü ve sistemli bir şekilde yürütülmektedir. Savaş zamanlarında daha çok uygulanan propaganda, birçok savaşın da seyrini değiştirmiştir. Biz de Propagandanın Temel İlkelerini Kore Savaşı ağırlıklı olmak üzere tarihten örneklerle açıklayacağız.
    1- Sempati Kuralı: Yapılan propaganda seslenilen kitle ile mantıklı ve uygun bir dille temas kurmalıdır. Hedef kitlenin mesajı anlaması ve beklentilerine denk düşecek bir üslup kullanılmalıdır. Gönderen ve alıcı arasında bir sempati ortamı kurmalıdır.
    Buna örnek olarak; Kore Savaşı’nda BM kuvvetlerince Çin ve Kuzey Kore askerlerinin teslim olmaları için kendi kumandanlarının ya da BM hatlarına iltica eden ya da esir düşen arkadaşlarının plağa alınmış sesleri yayınlanıyordu. Bu yayınlarda konuşan kişiler gördükleri muamelenin iyiliğinden, BM askerlerinin yiyecek ve giyecek gibi imkanlar açısından bolluk içinde bulunduğundan ve bu şartlarda savaşmanın intihar olacağından söz ediyor, bu şekilde karşı tarafı etkileyerek teslim olmaya yönlendirmeye çalışıyorlardı. Bu tip yayınların dışında, kadınların banda alınmış etkileyici sesleriyle genellikle anne ve baba, aşk ve barış gibi duygusal konulardan söz eden yayınlar yapılıyordu. Ayrıca, bu yayınlar sırasında güzel plaklar çalınıyor ve cephelerin o kısmına uçaklardan çikolatalar atılıyordu (Yıldırım, 2007: 180). Böylelikle karşı tarafta bir sempati ortamı oluşturulmaya çalışılıyor ve silahlarını teslim etmeleri telkin ediliyordu.
    Diğer yandan Kore Harbi’ne katılan Çinli askerlere, geçmişteki Çin-ABD dostluğunu hatırlatmak maksadıyla düzenlenen broşürler atılıyordu. Ortak yardım ile son savaşın kazanıldığının ve arkadaşların düşman olmaması gerektiğinin belirtildiği bu broşürlerde Çin ve ABD askerlerinin kol kola olduğu resimler yer almaktaydı. Broşürde verilen mesajda; “Yeniden beraberiz. Evet yeniden beraberler. İkinci Dünya Savaşı’nda Çin’i savunmak için omuz omuza savaşan cesur Çin ve Amerikan askerleri… Burada gördüğümüz Çinli asker BM hatlarına geçen binlercesinden biri. Sağlıklı ve iyi besleniyor. Zorluklardan uzakta. Çünkü yine Amerikalı arkadaşlarının kibar ve dürüst olduklarını ve iyilik için savaştıklarını gördü. Fakat Çin askerleri sizden ne haber? Senin komünist yoldaşlığın silah, hastalık ve korku gibi. Bu broşürü bile okurken cezalandırılmaktan korkuyorsun. İstediğin hayat bu mu? Ölüm muharebe alanına çabuk gelir. Çok geç olmadan Amerikan arkadaşlarına katıl.” ifadeleri bulunmaktadır (Yıldırım, 2007: 183).
    2- Sentez Kuralı: Kabul ettirilmek istenen tezin ana fikri kısaca özetlenebilir, buna imkan yoksa ve konu içeriği fazlaysa konular tek tek ele alınarak işlenmelidir.
    Kore Savaşı’nda yer alan Türk askerlerinin yakın muharebede göstermiş olduğu başarıların broşürlerde propaganda amacıyla kullanılması buna örnek olarak gösterilebilir. Bu bildirilerde, Kumyangjan-ni (25-26 Ocak 1951) Muharebeleri’ndeki süngü hücumları konu edilerek; “Cengâver Türk Kuvvetlerine rastladınız. Çin komünist askerleri ölmeyiniz. Kore’de BM’e karşı harp ilan eden Mao, erlerinin üçte birini kaybetti. Silahlarınızla birlikte teslim olunuz.” sözlerine yer verilmiştir. Türk Tugayı’nın tercümanı olan Sang Ki Paik’in anlattığına göre ise, esir askerlerin üzerinden çıkan Çince ve Korece yazılan propaganda kağıtlarında ölü Çinlilerin ve süngüsüyle hücum eden güçlü bir Türk askerinin resmi vardı. Resmin altında ise şöyle yazıyordu: “Türk askerinin karşısına çıkacak Çinlilerin sonu böyle olacaktır.”  Özgül bir muharebe ele alınarak genelleme yapılan bu propaganda kağıtları ile karşı tarafta ümitsizlik oluşturulmak hedeflenmiştir (Yıldırım, 2007: 184-185).
    3- Sürpriz Kuralı: Kitleleri yönlendirebilmek için mesaj içeriğinin ilgi çekici ve şaşırtıcı olması gerekir. Kamuoyunu düşünmeye itmek ve sürpriz etki yaratmak başarı şansını da artıracaktır. Bunun için her fırsat değerlendirilmeli ve iyi bir hile kurgulanmalıdır.
    Birinci Dünya Savaşı’nda İstanbul, İngilizler tarafından işgal edildikten sonra Anadolu ile bağlantı da kesilmiştir. İşgal sonrasında İngilizler halkın moralini bozmak için çeşitli propaganda ve psikolojik savaş uygulamalarına da başlamıştır. Bunun bariz örneklerinden biri Adapazarı askeri polis memurlarından biri tarafından tespit edilmiştir. Buna göre İngilizler gemilerle Haydarpaşa’ya asker, silah ve cephane çıkarıyorlar; bunları zırhlı trenlere koyarak Bostancı yönüne gönderiyorlardı. Daha sonra da Bostancı’dan aynı silah ve malzemeyi gemilere yükleyerek Haydarpaşa Limanı’na indiriyorlardı. Böyle bir hileyle İngilizler halka devamlı silah, cephane ve asker geldiği izlenimini vermeye çalışarak moral çöküntüsü yaratmaya çalışıyor ve işgallerini kalıcı hale getirmek için uğraşıyorlardı (Yıldırım, 2007: 222).
    4- Yineleme Kuralı: Bir fikri kabul ettirmenin en iyi yolu onu sürekli tekrarlamaktır. Mesaj düzenli bir şekilde tekrarlanırsa ezber haline gelir ve zihinlerde yer eder. Yine de bu tekrarların zamanı ve süresi iyi ayarlanmalıdır. Rahatsız etmek ve aptal yerine koymakla ikna etmek arasında ciddi bir fark vardır. Buna dikkat etmek gerekir.
    Kore Savaşı sırasında teknik üstünlüklerini akıllıca kullanan BM kuvvetleri, sıcak savaş olmadığı zamanlarda ve gece sakin havalarda, cephe gerisindeki tanklara ve C-47 tipi uçaklarına yerleştirdikleri güçlü hoparlörler ile Çince ve Korece yayınlar yapıyorlardı. Bu yayınlarda 2-3 dakika uzunluğundaki propaganda konuşmaları 30-40 dakika boyunca tekrar ediliyordu. Çinli ve Kuzey Koreli askerlerin teslim olmalarının telkin edildiği bu konuşmalar karşı tarafın moral durumuna göre de dramatize ediliyordu. Diğer yandan 3-5 dakikada bir Kuzey Koreli ve Çinlilerin sevdiği müzik plakları da çalınıyordu (Yıldırım, 2007: 179).
    5- Orkestrasyon Kuralı: Propaganda tek bir kurum aracılığıyla tek elden yapılmalıdır. Faaliyetlerin sistemli ve uyumlu olmasının sağlanması buna bağlıdır.
    Buna İngilizler tarafından İkinci Dünya Savaşı’nda kurulan SOE (Special Operations Executive) örnek verilebilir. Türkçeye Özel Operasyonlar Başkanlığı olarak çevrilebilecek bu kurumun amacı; düşman kuvvetlerinin savaş planlarını zayıflatmak, işgal altındaki topraklarda gizli ordu kurmak ve kurulmasını teşvik etmek, mihver kuvvetleri aleyhinde propaganda faaliyetleri gerçekleştirmektir. Londra merkezli bu kurum ile yalnızca savaş bölgelerinde değil, Türkiye başta olmak üzere tarafsız ülkelerde de önemli faaliyetler yürütülmüştür (Seydi, 2006: 76-79).
    6- Zamanlama Kuralı: Propagandanın yapılacağı zaman özenle seçilmelidir. En uygun zamanda yapılan propaganda faaliyetleri ile kitleleri harekete geçirilebilir.
    Kore Savaşı’nda Komünist cephe tarafından BM kuvvetlerine yönelik, havan ve topçu mermilerinin içine koymak suretiyle atılan beyannamelerle propaganda faaliyetleri yürütülmüştür. Özellikle, BM kuvvetleri komutanı General Mac Arthur’un gerçeklemeyen bir vaadinin propaganda unsuru olarak kullanılması zamanlama kuralına iyi bir örnektir. Buna göre, General Mac Arthur, Şükran Günü sonrasında taarruzun başlamasını emretmiş, savaşın kazanılmak üzere olduğunu ve askerlerin Noel’den önce evlerine döneceklerini belirten mesajlar vermişti. Ancak olaylar tam tersi gelişip, Amerikalılar büyük kayıplar verince General Mac Arthur’un bu vaadi gerçekleşmemiştir. Bunun üzerine Generalin Kore’den ayrılmasından sonra Kuzey Koreliler bu olayı, “Mac Arthur dedi ki: 1950 yılbaşında evde olacağız. Evet! O evdedir; fakat siz neredesiniz? 1951 yılbaşında Kore’de…” şeklinde kullanarak propaganda yapmışlardır (Yıldırım, 2007: 194).
    7- Abartma ve Çarpıtma Kuralı: Eğer propaganda kaynağı güvenilirse mesaj içeriği abartılıp çarpıtılabilir. Böylelikle kitlede istenilen etki uyandırılacaktır. Bu da yapılan propaganda faaliyetlerinin tutarlı olmasına bağlıdır. Hitler, “Yalan ne kadar büyük olursa inanılması o denli olanaklıdır.” demiştir.
    Cengiz Han’ın savaşlarında düşmanlarını korkutmak maksadıyla abartma kuralına başvurmuştur. Cengiz Han, bir ülkeye saldırmadan önce oraya gönderdiği gizli propagandacılar vasıtasıyla düşmanlarının içine korku salardı. Ordusunun büyüklüğü, yenilmezliği ve kendisine direnen yerleri nasıl yakıp yıktığını abartarak anlatan bu propagandacılar, Cengiz Han’ın ordusu gelmeden düşmanın moralini yıkarak üstünlük sağlarlardı (Yıldırım, 2007: 250).
    Bunun haricinde Kore Savaşı’nda da Kuzey Koreli propagandacılar, Amerikan Birlikleri içerisinde yer alan zenci askerleri propaganda unsuru olarak kullanmışlardır. Kendi orduları içerisinde, “zenci askerler, esir aldıkları askerlerin etini yiyorlarmış” söylentisini yayarak askerlerin teslim olmamak için ölümüne savaşmalarını hedeflemişlerdir (Yıldırım, 2007: 177).
    8- Basitleştirme ve Tek Hedef Kuralı: Bu kurala göre propagandanın mesajı basit olmalıdır. Basit mesajlar, simgeler, lakaplar akılda kalıcı olacaktır.
    Birinci Dünya Savaşı esnasında, Amerika’da savaşa katılmayı meşrulaştırmak için propaganda faaliyetleri yürütmek maksadıyla görevlendirilmiş olan ve “Dört Dakikalık İnsanlar” olarak adlandırılan kişiler bu kural çerçevesinde çalışmışlardır. Dört dakikayı geçmeyen konuşmaları ve şiirleri ile savaş için bağış toplamaya çalışan ve etkili hitaplarla halkı etkileyen bu kişiler, ulusal simgeleri de kullanarak insanların maneviyatını maksatları doğrultusunda kullanmışlardır. Bu konuşmalarda özellikle Alman Kayzeri II. Wilhelm hedef alınmış ve korkutucu bir öge olarak yer almıştır. (http://historymatters.gmu.edu) Almanlara barbar anlamında “Hunlar” ve Kayzer’e “Kudurmuş Köpek” sıfatları takılarak savaşın sorumlusunun Almanlar olduğu kanaati oluşturulmaya çalışılmıştır. (Mutlu, 2003: 134)
     9-  Uyumlaştırma Kuralı: İnsanlar toplumdan dışlanmaktan korkarlar. Propagandacı bu korkuyu kullanmalı ve toplumun genel eğilimine ters düşen düşüncelere karşı hoşgörüsüzlük yaratarak bu hassasiyeti devşirmelidir.
    Birinci Dünya Savaşı’nda Amerika’nın askeri personel ihtiyacının karşılanmasını kolaylaştırmak amacıyla girişilen propaganda faaliyetlerinden olan “Uncle Sam” afiş ve posterleri buna örnek olarak gösterilebilir. Mühim bir zamanda ülkenin savaşacak genç erkeklere ihtiyacı olduğunun belirtildiği ve erkeklerin orduya katılmaya çağrıldığı bu afişlere rağmen savaşa gitmeyen erkekler toplum nezdinde korkaklıkla itham edilecektir.
     
    10- Yayılma Kuralı: Propagandanın kolay etki edebilmesi için kullanılan argümanlara dikkat edilmelidir. Toplumda öteden beri var olan ulusal bir efsane, mit, geleneksel kin, ırksal önyargı gibi temellere dayandırılan propagandalarda mesajın iletimi daha kolay olacaktır.
    Almanya, Birinci Dünya Savaşı’nda Amerikan saflarında savaşan zenci askerlere yönelik uyguladığı propaganda faaliyetlerinde, Amerika’da var olan eşitsizlikleri kullanmıştır. Buna göre Almanlar; zenci linçlerini gündeme getirerek hassasiyetlerine dokunmuşlar ve eğer savaşı kazanırlarsa güneydeki zencilerin haklarının beyazlarla eşit olacağını söylemişlerdir (Yıldırım, 2007: 223).
    11- Devamlılık, Süreklilik Kuralı: Propaganda tek bir kanaldan ve tek bir zamanda değil, sürekli ve çeşitli yollarla devam etmelidir. Kişilerin yaşamının her anında karşılaşacağı şekilde kurgulanmalı ve hiç kimse es geçilmemelidir (İnceoğlu, 1985: 79).
    Kore Savaşı’nda BM kuvvetleri tarafından uygulanan çok çeşitli propaganda faaliyetleri bunu sağlamıştır. Kısa ve uzun dalga radyo yayınlarıyla hem cephedeki hem de şehirlerdeki halka farklı farklı hitap edilmiş, uçaklarla atılan broşür ve geçiş pasolarıyla teslim ol çağrısı yapılmış, güçlü hoparlör yayınlarıyla düşmanın direnci kırılmıştır. Ödül vaatleriyle de önemli bilgiler elde edilmiştir. Bunun yanında kendi ülkelerinde yürütülen propaganda faaliyetleriyle de savaşa finans ve moral desteğiyle birlikte gönüllü personel tedarik edilmiştir. İmkanlar çerçevesinde propaganda farklı kanallardan eş zamanlı olarak yürütülmüş ve karşılığı da alınmıştır.
    Sonuç olarak; tarihten günümüze kadar çeşitli şekillerde kendini gösteren propaganda faaliyetleri, özellikle Birinci Dünya Savaşı’yla birlikte bilimsel bir boyut kazanmıştır. Devletler ve hükümetler buna azami önem göstermiş, çıkarları doğrultusunda propagandaya başvurmuşlardır. Evrensel kabul görmüş olan bu on bir ilkeyle iyi bir propagandanın nasıl olacağı ortaya konmuş ve çerçevelenmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra başlayan Kore Savaşı’nda her iki taraf da propagandanın uygulayıcısı olmuştur. İnsanlık var olduğu sürece kitlelerin tutum ve davranışlarını yönlendirmeye yönelik bu faaliyetler de sürecektir.


    İlteriş Umur Budak
    http://bilimdili.com

    Proudly Powered by Blogger.